Albümümün adı 'Simsiyah' ama ruh halim bembeyaz

Albümümün adı 'Simsiyah' ama ruh halim bembeyaz

Şarkıcı Mustafa Ceceli, yeni çıkardığı ‘Simsiyah’ adlı albümün ilk röportajını GÜNAYDIN’a verdi. Kısa sürede büyük beğeni toplayan albümünü anlatmanın yanı sıra müzik dünyasının gidişatıyla ilgili tespitler yapan Ceceli, özel hayatıyla ilgili samimi açıklamalarda da bulundu…

  • Günaydın
  • Cumartesi 03.12.2017
Geçen hafta Moskova'da ilk kez konser verdiniz. Nasıl geçti?
Konser alanı 1500 kişilikti. İtalya, New York ve Türki Cumhuriyetler'den gelenler vardı. Eşim beni ilk defa sahnede seyretti. İlk defa bir konserime geldi. O da Moskova'ya nasip oldu. Daha önce konserlerde 'İyi ki Hayatımdasın' adlı şarkımı söylerken video çekip ona gönderirdim. İlk defa Moskova konserimde o şarkıyı söylerken elime telefonu almadım.
Eşiniz sahnedeki Mustafa Ceceli'yi görünce ne dedi?
Etkilendiğini söyledi. Sahnedeyken bana 'Çok iyisin' diye mesaj attı. Konser sırasında mesajlaştık. Seyircilerin arasındaydı ama nerede olduğunu bilmiyordum. Ben şarkı söylerken kendimi soyutluyorum. Ama Selin'in karşısında ilk defa söylemek, bayağı heyecanlı oldu.

ÖNÜNDE HALAY ÇEKTİM!
Ne hissettiniz?
Benim için büyük bir heyecandı. Orada canlı performansı görmesi çok farklı. Sahnede halay bile çekiyorum, düşünsenize! Sonuçta normalde eşimin önünde halay çekmem.
'Simsiyah' adlı albümünüz doğum gününüz olan 2 Kasım'da çıktı... Hayranlarınız 'Geçti O Günler' ve 'Simsiyah' adlı şarkılarınızı çok beğendi...
Çıkış şarkımız 'Geçti O Günler' ama ben albümün adının 'Simsiyah' olmasını istedim. İnsanın hayatında hem gece, hem gündüz var. Simsiyah olduğu zaman doğru yanlış her şey düşüyor. Gün doğduğunda neyin ne olduğunu anlıyorsun. Bir sessizliğe ihtiyaç var. Şarkının içeriği, anlattıkları bizim düşündüklerimizi geçti. Şu an 'Simsiyah' daha önde gidiyor. Sinan Akçıl, 'Simsiyah'ı Whatsapp'tan attı. "Böyle bir şarkı buldum internette, ben de söz yazdım. İlk sana gönderiyorum. Karadeniz tadında bir şarkı, keşke bunu yapsan" dedi. Şarkıyı dinledim ve "Tamam" dedim. 'Geçti O Günler'i de 80 kere dinledim. Yeni evimdeki stüdyomda söylediğim ilk şarkı oldu.
Henüz bir önceki albümünüzün üzerinden altı ay gibi kısa bir süre geçmesine rağmen neden yeni bir albüm yaptınız?
Evet, bu çok alışık olmadığımız bir durum. Yeni albüm için benim düşüncem 2018 sonu gibiydi. Ama tutamadık şarkıyı. 'Geçti O Günler'i dinledikten sonra "Bunu çıkarmamız lazım" dedim. Normalde beklerim. Yeni şarkıya klip çekelim derken, yeni albüm yaptık.
Sinan Akçıl, 'Simsiyah' adlı şarkıyı sizi düşünerek yazdığını söylemişti. Şarkı sizin ruh halinizi yansıtıyor mu?
Yok hayır, benim ruh halim karamsar değildir. Albüm simsiyah olabilir ama ruh halimiz bembeyaz. Şükür çok mutluyuz. Başıma ne gelirse hep tevekkülü elinde tutan, her şeyi hayra yoran bir adamım. Şarkının bütününe baktığım zaman kendime yonttuğum yerler var ama kesinlikle karanlık değilimdir.
Kariyerinize başlayalı 10 yıl olmuş, nasıl geçti bu 10 yıl?
Çok iyi geçti çok şükür. 120'den fazla şarkı söylemişim; dile kolay. Bir o kadar da aranjmanlar var. Bana 'Şarkıcı olursan aranjörlük kariyerin biter, bir daha kimse seninle çalışmaz' demişlerdi. Aranjör olarak da farklı tarzdaki şarkıcılara hizmet verdim. Sibel (Can) Hanım'la arabesk fantezi çalışacağım. Emre Aydın'la rock yapacağız. İki kulvarda da devam yani.
Hangisi daha çok keyif veriyor?
Aranjörlük daha çok keyif veriyor. Getirisi daha fazla olan yer ise sahne. Halkla daha fazla kaynaştığın yer de sahne. Stüdyodaki üretim heyecanı daha farklı. Müzik piyasası da şu an çok bıçak sırtında; ya komple çökecek ya da fırlayacak. Çünkü büyük sanatçıların eski sıklıkta eserler üretmediğini görüyoruz. Sosyal medyanın kendi starlarını oluşturduğu gerçeği de ortada zaten. Naçizane benim fikrim, sevdiğimiz büyük isimler albüm yapmakta arayı çok açıyorlar. Ama Tarkan başka! Hayran olduğum şarkıcıyı sorarsanız, o Tarkan'dır. Tarkan bence dokunulmazlardan...
Yaşam tarzınız, karakteriniz, sahiciliğinizle ilgili zaman zaman şüpheler oluştu. Bu tip eleştiriler sizi hiç yıpratmadı mı?
Yıpratamaz çünkü insanlar dört duvar arasında yaşananı bilemezler. Rol falan yaptığım da olmadı. Benim aldığım terbiye 'Evde olan evde kalır' sözündeki gibidir. Evliliğim sorulduğunda 'Allah'a şükür iyi gidiyor" diyordum. Kötü gittiğinde 'Kötü gidiyor' demezdim. Bunun da rol olduğunu düşünmüyorum. Düşünenlerin de, aynı sıkıntıyı yaşasalar kimseye bahsedeceklerini sanmıyorum. O yüzden yaşamadan ahkam kesenler beni yıpratamaz. İsteyen istediğini yazsın; dedikodu, iftira maiyetinde kalır. Dedikodu ve iftiranın cezası da çok ağırdır.
Göz önünde olmanın bedeli var mı?
Çok ciddi bedelleri var. Geçtiğimiz günlerde Murat Boz'un bir davasını düşürdüler, çok şaşırdım. 'Ünlüsünüz, katlanacaksınız' diyorlar. Günümüzde en büyük silah psikoloji kanımca. Algı operasyonu yapan insanları ve kurumları iyi ayırt edebilmek lazım. Bu itibar suikastını düzenlemeye kalkan, farklı alanlarda baltalamaya çalışan insanlar hiçbir sonuç elde edemedi. Hayat devam ediyor çünkü benim yeteneğim Allah vergisi; iki-üç iftirayla yok olmuyor balon olmayan şeyler. Nedense Türkiye'de mutluluk para etmiyor! Mutlu bir insana tahammül edememenin tek sebebi mutsuz olmaktır. Bundan daha büyük bir ceza var mıdır bilemiyorum.
Biraz da aşk konuşalım. Yeni hayatınız evliliğiniz, oğlunuz Arın'la her şey nasıl gidiyor?
Allah'a çok şükür her şey çok güzel gidiyor. Ben evlilik kurumuna değer veriyorum ve hayatımıza kattığı en büyük şey, bir olma hissiyatı. Günümüzde ilişkiler çok çabuk yıpratılabiliyor, uzun sürse bile aslında aşk merkezli değilse temelinden sarsılabiliyor. Benim için en değerli şey, Selin'in Arın'la olan ilişkisiydi. Arın, Selin'i çok seviyor; ilk tanıştıkları günden beri çok iyi arkadaş oldular.
Eşinizin hamile olup olmadığı haberleri altı aydır soruluyor ama biz taze haber soralım; hamile mi?
100'üncü baskı gibi olacak ama hayır değil ve şimdilik düşünmüyoruz.

DÜĞÜNÜMÜZÜ EVDE DEĞİL, BOĞAZ'IN ORTASINDA BİR TEKNEDE YAPTIK
Kritik bir dönemden geçtiniz. O dönemde sosyal medyada sevenleriniz ikiye ayrıldı, hatta kendi aralarında tartıştılar da. 'Hayranlarımı kaybederim' korkusu oluşmadı mı?
Böyle bir korku, olayın içyüzü oldukça farklı olduğu için oluşmadı. Kendimi ifade etmek istedim onlara. Ama sadece tek şey söyleyebildim: Bilmediğiniz çok şey var. Söyleyemediğim şeylerden dolayı da geri çekilmeyi tercih ettim. Ve bunun da karşılığını aldım. Sosyal medyadan tepki gösterenler, daha sonrasında yaptığımız etkinliklerde gelip yüz yüze özür dilediler.
Geçtiğimiz günlerde eşinizle bir davete katıldınız ve Selin Hanım'ın giydiği kıyafet çok transparan bulundu. Eşinizin kıyafetlerine karışır mısınız?
Kıyafetinde hiçbir şey yoktu, kolu hariç transparan olan yeri bile yoktu aslında. Eleştirilmedi ki, insanlar eleştirsin diye haber yapıldı. Ama yine başarılı olamadılar.
Selin Hanım zaten basında yer alan bir isimdi. Sizden sonra bir tık daha fazla yer almaya başladı. Bu durumu nasıl karşılıyor kendisi?
Ne kadar umursamadığını görseniz inanamazsınız; sanki hiçbir şey yazılmıyormuş gibi umurunda bile değil. "Beni tanımayan insanların hakkımda yazdığı yalanlara tepki göstermem ruhsal bozukluk göstergesi olurdu" diyor ve çoğu zaman gülüyor haberlere. Ama 'Magazinde yer almaktan hoşnut mu?' diye sorarsanız; hayır değil ve hiç tanınmamayı tercih ediyor. Ama doğduğu çevre ve evliliğimiz buna geçit vermiyor.
Çok sade bir düğün tercih ettiniz; nasıl bir düğün oldu?
Ne zaman evlenirsek evlenelim aynı şeyi yapacaktık; aynı sadelikte, aynı çekirdek kadroyla olacaktı. Biz Boğaz'ın ortasında, bir teknede evlendik. Herkes düğünü Çubuklu'daki evimizde yapacağımızı düşünüyordu. Düğün tarihimiz de 10 Temmuz'du ama 13 Temmuz diye yazılmıştı gazetelerde. 50 kişilik bir düğündü. İlk dansımızı da yapmadık. Bir yerde dans etmemiz lazım acilen. (Gülüyor)
Halkın sizi bu kadar sevmesini neye bağlıyorsunuz?
Benim esnaf kültürüm var. Ankara Ulus'ta büyüdüm. Orada arkadaşlarım var. Onlarla sohbet etmeyi seviyorum. Bizim orada hırdavat dükkanımız vardı. Yazın en büyük zevkim, babamın dükkanında çalışmaktı. O yüzden o kültürü seviyorum; insanlarla sohbet etmeyi, farklı kültürden insanlarla bir şeyler paylaşmayı seviyorum. Belki o yüzden sanatçı olarak da tüm Türkiye'de bir etkileşim sağlamış, sevilmiş olabilirim.

HAYAT İNSANI KORKTUĞU ŞEYLE İMTİHAN EDİYOR, KAÇAMIYORSUN
İlahi albümü yaptığınızda da eleştirilmiştiniz...
Evet çünkü başarı istenmez. Müzisyenim, şarkımı söylüyorum ama birden çok misyon var üzerime yüklenmiş. Çünkü sen ilahi söylüyorsun... Bazıları bana '50 yaşına gelince ilahi albümü yapsaydın' diyor. Ben 35 yaşında Yunus Emre'nin, Ahmed Hulusi'nin, Hacı Bektaş Veli'nin ilahilerini okudum. Ne var bunda? Biz insanlara yafta yapıştırmayı seviyoruz; 'Bir pop sanatçısı bunu yapamaz' deniyor. İlla ki senin ilahi söyleyen biri olman lazım. Ben o albümde seslendirdiğim her eserin arkasındayım. Amacımız insanlara güzellik sunmaktı; sevgi ve mutluluğu aşılamak istedik. Kendi kurallarına göre şekillendirmeye çalıştıkları bir toplum inşa etmek istiyorlar; 'Pop sanatçısı ilahi okuyamaz' gibi. İsteyen bu kalıbın içine girebilir, kendi seçimidir ama ben kendi gönlüme göre yaşamayı seçtim.
Sizin hiç hatanız olmadı mı?
Hatasız bir insan olduğuna inanmıyorum; elbette var. Çok daha evvel bitirmiş olmam gereken bir evliliği sürükledim. Ama kaçamıyorsun işte; sistem öğretmek istediği şeyi er ya da geç öğretiyor, korktuğun şeyle imtihan ediyor seni. Önemli olan pişmanlık duymamak, ders çıkarmak çünkü bugün şer görünen yarın çok büyük bir hayır olabiliyor.
Otomobillerle aranızın iyi olduğunu biliyoruz. Hız seviyor musunuz?
Seviyorum çünkü o adrenalini seviyorum. Bir-iki senedir piste gitmek gibi bir merakım var. Bir turda lastikleri yakıyorum. Biraz maliyetli ama keyifli oluyor. Annem de hızı çok sever. Hız limiti olmayan bir yolda 250 kilometre hızla giderken, annemin bana "Bu daha hızlı gitmiyor mu?" diye sormuşluğu var. Karada 306 kilometre hızı gördüm, ama emniyet kemeri takmadan arabayı çalıştırmam.
BİZE ULAŞIN