İki ayda at binmeyi ok atmayı öğrendim

Ekim ayında Gökhan Töre ile dünyaevine giren ve ‘Diriliş: Ertuğrul’ dizisinde rol alan Esra Bilgiç: Bu, benim ilk dizim. İki aylık hazırlık sürecinde at binmeyi, ok atmayı ve kılıç kullanmayı öğrendim. Bazı sahneler bizi gerçekten zorluyor

İki ayda at binmeyi ok atmayı öğrendim
Oyuncu Esra Bilgiç, TRT1'de ekrana gelen 'Diriliş: Ertuğrul' dizisindeki 'Halime Sultan' rolüyle dikkatleri üzerine çekti. Ekim ayında futbolcu Gökhan Töre ile dünyaevine giren Bilgiç, dizideki rolü için at binmeyi, ok atmayı ve kılıç kullanmayı öğrenmiş. Güzel oyuncu, dizisini ve hakkında bilinmeyenleri Cosmopolitan dergisine anlattı...
Oyunculuk, hayaliniz miydi?
Kendimi bildim bileli oyunculuğa ilgim vardı. 10 yaşımda annem ilgimin olduğunu fark edip beni bir kursa yazdırdı. Bir sene boyunca bir çocuk oyununda oynadım. 12 yaşımdayken ilkokulda arkadaşlarımla bir tiyatro kulübü kurduk, oyunlar yazdık, oynadık. Mümkün oldukça sinemaya gittim, filmler, tiyatro oyunları izledim. Oyunculukla ilgili her şeyde kalbimde büyük bir heyecan vardı. Olmam gereken yeri zamanla keşfettim.
'Diriliş: Ertuğrul' kadrosuna nasıl katıldınız?
Bu benim ilk işim. Oyunculuk için ilk adımımı menajerim Gaye Sökmen'le tanışıp ajans kadrosuna dahil olarak attım. 'Halime Sultan' karakteri için yönetmenimiz, yapımcımız ve senaristlerin zihninde tam olarak canlanan kişi olsam da, oyunculuğa dair, 'Şimdi ve gelecekte neler yapabilirim?' sorusunu yanıtlamak adına çok çalıştım. İki aylık çalışma süresinde neler yapabileceğimin bir kısmını gördüm aslında. At binmeyi öğrendim, ok attım ve kılıç kullandım. Dövüş öğrendim. Sonrasında dizi kadrosuna dahil oldum.
Dizide yaşınızdan olgun bir roldesiniz ve bir anneyi canlandırıyorsunuz. Bu sizi zorladı mı?
Başlangıçta 'Halime', asi küçük bir kızdı. Büyüdü, aşık oldu ve değişti. Süreç içinde gelişen ve değişen bir karakter olacağı için kendimi zamana bıraktım. Senaryoya göre ben de 'Halime'yi değiştirdim ve bir anne yaptım.
Dizi çekimleri ağır geçiyor diye biliyoruz. En çok hangi sahnede zorlandınız?
Zor bir dönemi tarihe bağlı kalarak anlatıyoruz. Hava şartları, mekanlarımız, kostümlerimiz ve atlarla çalışmamız bizi bazen çok zorluyor ama alıştık. Sete gelen ziyaretçiler; dublör kullanmamıza, kostümlerin ağırlığına, atların asi olmasına çok şaşırıyor. İkinci sezon sonunda kardeşim ve bebeğimle baskına uğradığımız sahne beni ve hatta sahnede bulunan herkesi zorladı. Bebeğim kaçırıldı, kardeşim öldü. 'Ertuğrul Bey' çaresiz, ben çaresizim. Yolumuza devam etmek zorundayız. Atlar, yağmur, çamur, gözyaşı, ter... Böyle sahneler herkes için zor oluyor.
Bu dizi hayatınızda neleri değiştirdi?
Başka biri gibi düşünmeniz gerekiyor; 13'üncü yüzyılda yaşayan çocuklu bir bey hatunu gibi... Üstelik sarayda büyümüş ve sultanın yeğeni olan bir kadın... Sabretmeyi, beklemeyi öğrendim. Büyük bir aşka sahip olmanın kıymetini öğrendim. Senaryoda yazan her satırın mutlaka sizde bir karşılığı olması gerekiyor. Hayatınızdaki olaylarla eşleştirdiğinizde daha kolay oluyor.

BENİM İÇİN AŞK, GÖKHAN DEMEK
Bu sezon seyirciyi neler bekliyor?
Her sene 'Ertuğrul'un nasıl değiştiğini gördük. Bu sene bambaşka olaylar bekliyor bizi. Herkesin üç sezondur çok beklediği şeyler gerçekleşecek. Mükemmel bir sezon bizi bekliyor.
Modayı yakından takip ediyor musunuz?
Yedi senedir düzenli şekilde kullandığım ve moda blog'larını takip ettiğim Tumblr hesabım var. Kıyafetlere çok küçük yaşımdan beri çok büyük ilgi duyuyorum. Fotoğraf, renkler, ışık, bakmaktan zevk aldığım şeyler. Ama her zaman kendime yakıştırdığım şeyleri giymeyi tercih ediyorum.
Beslenme ve spor rutininiz nedir?
Kendimi hafif hissetmek isterim. Mutlaka yürümeliyim, hareket etmeliyim. Bir süredir dizi için at biniyorum, kondisyonumu güçlendiriyorum. Cildimi korumam gerek. Süt, yoğurt ve peyniri bolca tüketiyorum. Mutlaka kahvaltı yapıyorum. Meyve ve sebze tüketmeye dikkat ediyorum.
Aşkı nasıl tanımlarsınız?
Benim için aşk Gökhan (Töre) demek.
Sizce mutlu ilişkinin sırrı nedir?
Aşk, sevgi, merhamet ve saygı hep birlikte huzuru ve mutluluğu getiriyor.
Evlilik nasıl gidiyor? Alışabildiniz mi?
Her şey yolunda...
Sizce bekar olmak ile evli olmak arasındaki en önemli fark nedir?
Ben Gökhan'la ilişkimde her zaman sorumluluk sahibiydim. Aynı şekilde o da öyle... Fakat evlilik, yüklendiğimiz sorumlulukları iki eşit parçaya bölüyor. Artık sadece birbirimize değil, hayata karşı birlikte büyük bir sorumluluğumuz var.
Kendinizde en sevdiğiniz ve sevmediğiniz özellikleriniz neler?
Sabırlıyım ama aynı zamanda sabırsızım.
Geçtiğimiz yıl en mutlu olduğunuz an neydi?
Bence insan her ana 'en önemli an' kıymetini vermeli. Ben bunu yapmayı deniyorum. Bu yüzden ailemle, Gökhan'la ve dostlarımla geçirdiğim her an kıymetli. Güldüğümüz her an, en mutlu anımız.

LEONARDO DICAPRIO'NUN HER FİLMİNİ AYRI SEVERİM
En sevdiğiniz oyuncu kim?
Leonardo DiCaprio; her filmini ayrı severim. Jude Law, Marlon Brando, Natalie Portman (çocukluğundan bugüne kadar), Rosamund Pike. ('Gone Girl'de müthişti)
En sevdiğiniz yönetmen kim?
Francis Ford Cappola, Quentin Tarantino, Steven Spielberg.
En sevdiğiniz film hangisi?
'Godfather' serisi, 'Leon: The Professional', 'Inception'. Aslında tüm Leonardo filmleri.
En sevdiğiniz yemek ne?
Patates kızartması ve öğün olarak kahvaltı.
En sık hangi mekana gidersiniz?
Evim.
En son hangi kitabı okudunuz?
'Türklerin Altın Çağı'- İlber Ortaylı
Kiminle birlikte rol almak istersiniz?
Leonardo DiCaprio.
En sevdiğiniz şarkı hangisi?
Tüm şarkıları severim.
Çantanızın vazgeçilmezi nedir?
Parfüm.
BİZE ULAŞIN