Dünyanın Yunus Emre felsefesine ihtiyacı var

Prof. Dr. Erol Parlak, rektörü olduğu Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin ilk projesi ‘Yunus Dilinden’i anlattı: Savaşlarla, çatışmalarla inleyen insanlığın Yunus Emre’nin felsefesine ihtiyacı var. Bu bir dünya projesi; Yunus Emre’yi tüm halklara anlatmak istiyoruz

Dünyanın Yunus Emre felsefesine ihtiyacı var

Prof. Dr. Erol Parlak, ülkemizde bir müzik üniversitesine ihtiyaç duyulduğunu söyledikten sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi'nin (MGÜ) kurulması için talimat vermişti. Geçtiğimiz yıl açılan okula rektör olarak Prof. Dr. Parlak atandı. Ankara'da buluştuğumuz Parlak; Türkiye'nin ilk tematik müzik üniversitesi MGÜ'nün hazırladığı, Yunus Emre'yi anlatan 'Yunus Dilinden' adlı kültür-sanat projesini anlattı. 'Yunus Dilinden'; yarın akşam Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılacağı ve T.C. Cumhurbaşkanlığı himayesinde Külliye'de düzenlenecek geceyle tanıtılacak. İşte Parlak'ın GÜNAYDIN'a anlattıkları...

Ülkemizin müzik üniversitesine ihtiyacı olduğunu söylediniz. Sizi bu ihtiyacı dile getirmeye iten sebep neydi?
21'inci yüzyılda çeşitlenen ihtiyaçlar ve çalışmalar, artık her disiplin ve branşta ayrı uzmanlaşmayı zorunlu kılıyor. Son yıllarda dünyada artan eğilim, tematik üniversitelerin kurulması yönünde. Ülkemizde güzel sanatlar fakültesi ve konservatuvar gibi adlarla müzik eğitimi veren kurumlar; yarım yüzyıldır çekişme içinde. Doğucu-Batıcı, çağdaş-çağdışı, ilerici-gerici gibi kavramlar çevresinde sergilenen bu tutum, ülkemizin 21'inci yüzyıldaki sanatsal ve bilimsel gelişimi ile ulusal-uluslararası hedeflere yanıt vermekten uzak. Bu nedenler, ülkemizin zengin potansiyeli ve kültürel çeşitliliğini bütüncül biçimde kucaklayacak dünya standartlarında bir müzik üniversitesinin kurulmasını önemli kıldı.

35 KİŞİLİK ORKESTRA GÖREV ALDI

Üniversite, müziğimizin uluslararası boyuta taşınmasında yol gösterici olacak mı?
Bize göre yapılması gereken; yüzlerce yıldır içine düştüğümüz bu kısır çekişme ve çatışma ortamından, önyargılardan uzaklaşıp samimi bir biçimde güç birliği yaparak ülkemizin potansiyelini en iyi şekilde değerlendirmek... Böylece müzik, sanatımızı ayağa kaldırıp çağın ruhuna yakışır nitelikte güçlü bir temsiliyet oluşturacak.

Üniversitenin yapısı nasıl olacak?
Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi; ruhunu Anadolu'dan alan ancak evrenselliği gözeterek dünyaya geniş bir medeniyet ufkuyla bakabilen bir kurum. Odak noktası yerel ancak vizyon ve misyonu uluslararası... Üniversite; Türkiye'nin kültür-sanat politikalarına da etki edebilen bir kurum olmalı. Bu durum; farklı inanç ve kültürlerin iç içe yaşadığı ülkemizde, birlik ve kardeşlik duygularının, toplumsal huzur ve barışın pekiştirilmesinin de bir yolu.

'Yunus Dilinden' adlı ilk projenizde Yunus Emre'yi konu aldınız. Proje nasıl ortaya çıktı?
Bir süredir büyük çaplı, tematik projeler üretme düşüncesindeydim. Tüm dünya insanlığına aşk özü ve sevgi, saygı kavrayışı ile seslenen büyük halk alimi Yunus Emre'den başlamalıyız diye düşündüm. Anadolu'nun ruhu, kalbi ve vicdanı olmuş, tasavvufun temeli, Türkçe'nin mihenk taşı Yunus'u; Anadolu halklarının tümü benimsiyor ve seviyor. Yunus Emre'nin birçok şiirini okumuştum ama üç yıl önce onu yeniden araştırmaya başladım. Yunus'un şiirlerinden seçkiler yapıp beste çalışmalarına başladım. Böylece yeni eserler oluştu.



Bu projede kimlerle çalıştınız?
Projenin albüm kayıtları aşamasında çok kıymetli bir kadroyla çalıştık. Değerli öğrencilerin yanı sıra, çok kıymetli sanatkar arkadaşım Türk Dünyası Müzik Topluluğu sanatçısı Çiğdem Gürdal ile Halil Necipoğlu da albümde yer aldı. Albümün müzik düzenlemelerini Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turan Sağer ve İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Öğretim Görevlisi Ali Kazım Akdağ hocalar ile yaptık. Çalışmada; yaylıların ağırlıkta olduğu Batı çalgıları ile geleneksel çalgılardan oluşan 35 kişilik bir orkestra görev aldı.

'Yunus Dilinden' projesinin sergileneceği etkinliğe Cumhurbaşkanı Erdoğan da katılacak. Külliye'deki bu organizasyon nasıl ortaya çıktı? Proje ilerlemeye başladığında İbrahim Kalın Hoca'mızla görüştüm ve projeden bahsettim. Örnekler dinlettiğimde çok beğendiğini söyledi. Kendisine katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Sonrasında projeyi Sayın Cumhurbaşkanımıza ilettiler. Kendisi de "Bu proje için gerekeni yapalım, ilk konser de Külliye'de olsun" deyince himaye süreci başlamış oldu.

ONUN SÖZLERİNİ YORUMLAMAK AĞIR BİR SORUMLULUK

Günümüze bakacak olursak, Yunus Emre'ye ihtiyacımız var mı?
Yunus Emre; kainatı Hak aşkı ve sevgi-saygı özü ile kucaklayan, bu yolda gönüllere seslenen bir halk alimi, bir bilge... O, Anadolu'nun dünya insanlığına armağanı olan bir insan velisi. Yunus'un bizim coğrafyamızda doğması nedeniyle bahtiyarız ancak dört bir yanı savaşlarla, çatışmalarla inleyen tüm insanlığın Yunus'un felsefesine ihtiyacı olduğu kanaatindeyiz. Bir dünya projesi olarak tasarladığımız bu projeyle; 'Yunus Dilinden' türküler, deyişler, nefesler söyleyerek onu dünyaya anlatmak istiyoruz. Umuyoruz ki Yunus; uzak gönüller arasında köprü, yaralara derman olsun.

Bu projeyle, müziğin medeniyetlerle buluşması konusunda gönüllü elçi gibi çalışıyorsunuz. Bu durum hakkında neler söyleyeceksiniz? Burada bir elçi varsa o da Yunus'tur; biz sadece aracı olmaya çalışacağız. Elbette ki Yunus'un sözüne dokunmak ve onu yorumlamak ağır bir sorumluluk gerektiriyor. Biz bu anlayışla hareket etmeye çalıştık. Niyetimiz hayırdır; inşallah akıbeti de hayırlı olur.

DÖNEM GİYSİLERİ MODERNİZE EDİLDİ

Projede sürprizler olacak mı?
Ankara Olgunlaşma Enstitüsü, kostüm konusunda bize destek verdi. Tüm orkestramız ve şefimiz, sahnede Yunus Emre dönemine ait kostümlerin modernize edilmiş halini giyecek. Anadolu'daki dans ritüellerini sergileyecek bir dans ekibi olacak. Ebru sanatçısı Garip Ay, Yunus Emre'yi ebru sanatıyla yorumlayıp video ortamında sahneye aktaracak.

BU KÜLTÜRE ÖMRÜMÜ VERDİM AMA HâLâ ANADOLU'YA DOYAMADIM

Öğrencilerinize öğrettiğiniz ilk şey ne?
Bu kültüre ömrümü verdim ama hâlâ Anadolu'ya doyamadım. Her gün yeni şeyler öğrendiğimiz, bizi biz yapan bu değerin kıymetini bilmek lazım. İlk söylediğim budur. Bir de emeğin değerini... Bu noktada söylediğim bir söz vardır; 'Emeğe hor bakan, ekmeğe kör bakar.'

Günümüzdeki popüler müzik ve temsilcisi olduğunuz geleneksel müzik hakkında neler söylemek istersiniz?
250 yıldır kapitalist sistem, tüm dünyada bütün enstrümanlarını acımasızca kullanıyor. Kültür-sanat alanında da bu böyle... Popüler simalar türetilip bunlarla algı operasyonları yapılıyor. Toplumların kültürel dinamiklerini ortadan kaldırıp kendi satacakları ürünü yerleştiriyorlar. Oysa ki her toplum için vazgeçilmez olan; kendi tarihi, yerel dinamikleri, kültürü, yaşanmışlıkları ve geleneksel müzikleri olmalı. Bunu hiçbir şeye kurban etmemek gerekir.

Müzik alanında kendinizi yalnız hissediyor musunuz?
Sadece ben değil, herkes yalnızdır. Hele ki sanatla uğraşıyorsanız; iç dünyanıza kapanıp iyice yalnızlaşıyorsunuz. İnsanlar ürettiğiniz eserlerde kendilerini bulduğunda yalnızlığınız azalıyor.

AŞIK VE MEDDAH DA YETİŞECEK
Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi'nde sanatın çeşitli dallarında eğitim veriliyor. Üniversitede; meddahlık, aşıklık, tuluat, karagöz gibi geleneksel dalların yanı sıra müzik yazılımı ve orkestra şefliği gibi bölümler de bulunuyor.

BİZE ULAŞIN