Oyunculuğa Kemal Sunal taklitleriyle başladım

Atv dizisi ‘Aşk ve Mavi’de Adanalı şivesiyle konuşan ‘Seyfi’yi oynayan Aydın Orak: Okulda yerli malı haftalarında kostümler giyip taklitler yapardık. Ben de Kemal Sunal ve Şener Şen filmlerinden sahneler canlandırırdım. İçine kapanık biri olmama rağmen bunu nasıl yapabildiğimi hâlâ anlayamıyorum

Oyunculuğa Kemal Sunal taklitleriyle başladım

Çekimleri Kapadokya'da devam eden 'Aşk ve Mavi' dizisinde 'Seyfi' karakterini canlandıran Aydın Orak, diziyi ve rolünü GÜNAYDIN'a anlattı. Adana şivesiyle beğeni kazanan Orak, aslında çok yönlü bir sanatçı. Oyunculuğun yanı sıra sahibi olduğu yapım şirketiyle iki uzun metraj, birkaç tane kısa film, dört de belgesel çekmiş. 24. Adana Film Festivali'nde 'Yaşar Kemal Efsanesi' adlı belgeselle dikkat çeken Orak, Yaşar Kemal'in hayatını tiyatro oyunu olarak hayata geçirmek istediğini ifade etti.

'Aşk ve Mavi' dizisinde canlandırdığınız 'Seyfi' karakteri Adana şivesiyle çok sevildi. Nedir 'Seyfi'nin sırrı?
'Seyfi', Adana'dan Ürgüp'e gelmiş biri yani tipik Adanalı. O yüzden Adana şivesiyle oyuyorum. Fakat 'Seyfi', salt Adana şivesiyle konuşan biri değil; karakteristik özellikleriyle, tavır ve jargonuyla da tam bir Adanalı. Bunun ötesinde sert görünümünün yanında duygusal ve de komik. Fakat bu özellikleri doğallığından geliyor. Ona sorsanız, bu özelliklerinin farkında bile değil; duygusal ve komik olduğunu da kabul etmez, "Duygusallık bize yakışmaz" der. Senaristin yazdığı karakteri ve yönetmenin istediklerini bir araya getirdiğimde süzgecimden böyle bir 'Seyfi' çıktı.

Kendi adınıza ait bir film şirketiniz var. Yaptığınız projelerden biraz bahsedebilir misiniz?
Bu şirketi, çekmek istediğim film ve belgesellerin yapımı için kurdum. Şimdiye kadar iki uzun metraj film, dört belgesel, birkaç tane de kısa film çektim. Bana dokunan konuları, kendi hayal gücüme ve hayat felsefeme uygun ve ticari olmayan yapımlar olarak hayata geçiriyorum. En son 'Yaşar Kemal Efsanesi' adında bir belgesel çektim. 24. Adana Film Festivali'nde dünya prömiyerini yaptık, bazı festivallerde ödül aldık. Şimdi bu filmle Almanya'daki Nürnberg Film Festivali'ne katılacağız. Ardından Türkiye'deki festivallerde gösterilecek, sonra da sinemalara girecek.

Oyunculuğa olan ilginiz, okul müdürünüzü taklit etmeye başladığınız yıllarda mı oluştu?
Evet. Bunu nereden biliyorsunuz? İlk ve ortaokulda yerli malı haftaları oluyordu. Okulda kostümler giyer, taklitler yapardık. Yeşilçam filmlerinden, özellikle Şener Şen ve Kemal Sunal filmlerinden sahneler seçer; o sahnelerin aynısını ezberler, aynı kostümleri giyer, öğrenci ve öğretmen topluluklarının karşısında oynardık. İçine kapanık ve sessiz bir çocuk olmama rağmen böyle bir şeyi nasıl yaptığımı şu an bile anlamıyorum. Sanırım bu oyunculuk denen şey biraz içgüdüsel. Yani oyunculuk oynamaktan geliyor. Belki de çocukluğumdaki tek oyun alanı bu tür teatral oyunlardı çünkü gerçek hayatta oynayamayacak kadar sert bir coğrafyada geçti çocukluğum. Ardından Bilgi Üniversitesi Sahne Sanatları ve Performansı Bölümü'nü kazandım. Ama sonra onu da terk ettim.

İlk yönetmenliğini yaptığınız 'Asasız Musa' yı çekmeye nasıl karar verdiniz?
'Asasız Musa', tür sineması örneği. Bu öyküyü kamera diliyle anlatmak istiyordum ama genel geçer sinema kuralları ve anlatım biçimiyle değil de daha çok kendi dilimin peşine takılmak istedim. Klasik bir senaryo yazmadım. Karakterler de klasik değil. Kamera kullanımı ve sahne kurulumuyla ayrı bir dünya kurmak istedim. İmajlar, semboller, metaforlar, şiir, tiyatro, gösterge bilim, imgeler, videoyla farklı bir sinema algısı yaratmak istedim. İzlenmesi zor bir film oldu çünkü genelde tek plan sahneler var.

BENİM İÇİN ÖNCELİKLİ OLAN OYUNCULUK

Filmin içindeki ağıtı siz yazmışsınız? Müzikle aranız nasıl?
Filmin müziklerini yapan değerli dostum Murat Hasarı ile birlikte böyle bir ağıda karar verdik. Filmin genel atmosferini ve ana karakteri anlatan bir ağıdı uygun gördük. Zaten film bir bütün olarak bir ağıt gibi ele alındı. Bu ağıdın sözlerini ben yazdım, Murat da okudu. Müziği çok severim. Daha önce de şarkı sözleri ve şiirler yazıyordum.

Hem yazıyorsunuz, hem çekiyorsunuz, hem de oynuyorsunuz. Hangisi önce geliyor?
Çocukluğumdan beri benim için öncelikli olarak oyunculuk geliyor. 20 küsur yıldır tiyatro oyunculuğu yapıyorum. Türkiye'nin her yerinde, Avrupa'nın neredeyse tüm ülkelerinde, hatta Avustralya'da oyunlar sahneledim. Asıl olan oyunculuktur benim için. Diğerleri sevdiğim, fırsat buldukça yaptığım ve önemsediğim işlerdir.

Tiyatro oyunları da yazıyorsunuz. Yeni oyun var mı yakında?
Uzun zamandır üzerine çalıştığım Yaşar Kemal'in biyografisini oyunlaştırıyorum. Tek kişilik anlatım tiyatrosu formunda ilerliyor. Daha önce 'Actor' ve 'Kapan' adında oyunlar yazmıştım. Bu oyunları kendim yönetip oynadım. Fakat bu biyografiyi yazdım ama başkası oynasın, sahnelesin isterim.

BANA DOKUNAN ÖYKÜLERİ YAZIYORUM

Yazmaya nasıl başladınız?
Aslında genelde şahit olduğum, bana dokunan öyküleri yazıyorum. Çektiğim filmler de bir şekilde bana bir yerinde dokunuyorsa çekiyorum. Kafamdaki imgeler kendi dünyamda uzun yıllar boyunca mayalanıyor, bazen şekil değiştiriyor; ya bir şiir, ya şarkı sözü, ya bir tiyatro metni ya da bir film senaryosu oluyor.

EN BÜYÜK MERAKIM TARİH VE ARKEOLOJİ

Çekimlerin gerçekleştiği Kapadokya'daki setten biraz bahseder misiniz? Mesela herkes çekim sonrası odasına mı çekilir, yoksa bölgenin güzelliğini doyasıya yaşıyor musunuz?
Set ortamı çok iyi. Genelde oyuncu arkadaşlarım çekim olmayan günlerde İstanbul'a giderler. Ürgüp'te çok güzel mekanlar var. Repo günlerinde buralarda takılırız. Ben Kapadokya'yı çok sevdim. Mümkün olduğunda set dışında kalan zamanlarımda, bu doğanın güzelliklerini keşfetmeye çalışıyorum. Geldiğim ilk gün Müzekart aldım. Müzeleri çok gezdim. Tarihe ve arkeolojiye çok meraklıyımdır. Bazen kulaklığı takar, Ürgüp'ün daha önce hiç girmediğim sokaklarını gezerim. Bu ritüeli sık sık tekrarlarım.

BİZE ULAŞIN