Usta oyuncu Halil Ergün: AK Parti belediyecilikte başarılı olduğu için iktidara geldi

Usta oyuncu Halil Ergün, “Muhalefet etmek sadece iktidara laf yetiştirmekle, iktidarı eleştirmekle olmaz! Muhalefet halkın sorunlarına, taleplerine yaratıcı çözümler üretmeli, derslerine çok iyi çalışmalılar” deyip ekledi: “Bakın AK Parti’ye; belediyecilikte çok başarılı oldular, halkla bağlarını çok iyi kurdular. Bu yüzden halk onları iktidara getirdi"

Usta oyuncu Halil Ergün: AK Parti belediyecilikte başarılı olduğu için iktidara geldi

Duayen oyuncu Halil Ergün, GÜNAYDIN'a çok özel açıklamalarda bulundu. Sadece iktidara laf yetiştirmekle muhalefet yapılmayacağına dikkate çeken ünlü oyuncu, muhalefetin dersine iyi çalışması gerektiğini söyledi...

Ankara Siyasal Bilimler Fakültesi'nde okurken oyunculuk serüveniniz nasıl başladı?

Beşinci sınıfta ilkokul öğretmenim ilk defa bana şiir okutmuştu. Sahneye çıkıp şiir okumak hayatımda dönüm noktası olmuştu. Ortaokulda ise okul bizi Devlet Tiyatrosu'na oyuna götürmüştü, sahnenin atmosferi beni çok etkilemişti. Bu dönemden itibaren tiyatroya ilgim iyice artmıştı. Lise yıllarımda da hem tiyatro kolunda yer aldım, hem de yarı profesyonel olan Oda Tiyatrosu'nda oyunculuk yaptım. Üniversiteye başladığımda da tiyatro kulübüne üye oldum ve tiyatro yapmaya başladım yoğun olarak. Sonra Vasfı Öngören, Mustafa Alabora ve Erdoğan Akduman ile birlikte Ankara Birliği Sahnesi'ni kurduk. 12 Mart'a kadar tiyatromuz devam etti. Darbede tiyatromuz kapatıldı, biz de darmadağın edildik.

İNEMA KADER GİBİ HAYATINA GİRDİ

Yılmaz Güney'le başladınız değil mi sinemaya?

Bir gün İstanbul'dan bir telefon geldi, Yılmaz Güney'in şirketinden. Yılmaz da o zaman hapiste. Fakülte arkadaşlarım da onun şirketinde çalışıyordu. Dayanışma ruhuyla benim de Yılmaz'ın 'İzin' filminde oynamamı istediler. İçeri girdiği için filmde ben onun rolünü oynamıştım. Yılmaz o dönemde o kadar popülerdi ki, onun rolünü ben oynayınca çok dikkat çekmiştim. Bu filmden sonra da teklifler gelmeye başladı. Sinema adeta bir kader gibi hayatıma girmiş oldu.

Sinemadan para kazandınız mı?

Ben dizilerde rol almaya başlayıncaya kadar kirada bile oturamıyordum. İznik'ten gidip geliyordum İstanbul'a. Ödeyebilir miyim diye ev kiralamaktan ürküyordum. Sinemadan para kazanmadım açıkçası. İlk defa belediye başkanlığına aday olduğum dönemde ev tutabildim ancak Cihangir'de. Ödüller aldığım 'Böcek' filmini çektiğim dönemde, düşünün cebimdeki parayla kirayı zor ödüyordum. Tam o dönemde 'Baba Evi' dizisi için teklif geldi. Ben o dönemde dizilere uzak duruyordum. Teklifi ilk önce kabul etmedim ama sonra ısrar edilince oynamaya karar verdim. Paraya da ihtiyacım vardı. Çok uzun sürdü dizi. Hatta ilk evimi de oradan kazandığım parayla aldım. Sonra da teklifler devam etti ve 10 sene aralıksız dizi çektim.

Geniş kitlelerin sizi tanıması 'Yaprak Dökümü' dizisi ile oldu...

'Yaprak Dökümü'nün popülerliği biz oyunculara da yansıdı. Bu kadar sevilmesinin nedeni ise tüm kesimleri kucaklayan bir dizi olmasıydı. Türk sinemasında eksik olan estetik sentez, bu diziyle yakalandı. Dizideki ilişkiler, diyaloglar Türkiyeli insanı yansıttı. Dizideki baba figürünü öyle ezbere oynamadım. Yıllardır biriktirdiğim gözlemlerimle, çok düşünerek oynadım bu rolü. Halkımız o kadar ilgi göster ki 'Ali Rıza Bey'e, hâlâ sokakta yürüyemiyorum.

HER KOŞULDA HALKIN İRADESİNE GÜVENİRİM

"Hanlar, hamamlar kazanmak için sanatla uğraşmadım" demiştiniz. Neden sanatçı oldunuz?

Oyunculukta kendimi ifade etme lezzetini buldum ve oyunculuk kaderim oldu. Yoksa hiçbir zaman 'Rolümün çok etkisindeyim' diyenlerden değilim. Oyunculuk gözlem işi. Bir rolü çözerken gözlemlerimden yararlanıyorum.

68 kuşağından gelen birisiniz. Dünyadaki ve Türkiye'deki solu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dünyada sol, uygulamalarının olduğu ülkelerin deneyimlerden dolayı sınıfta kaldı. Kapitalizm ve emperyalizmin uygulamaları dünyada şu anda çok güçlü. Hayatım boyunca hep özgürlük, eşitlik meselesine kafa yoran, vicdan ve adaletin peşinden koşan biri oldum. Sanatta da özgürlüğü savunuyorum. Bir toplumu hem tarihsel, hem de güncel olarak çok iyi araştırmadan genel doğruyu söylemen de bir şey ifade etmiyor. Bunları iyi tahlil ederek konuşmak gerekiyor. Hayat değişiyor ve gelişiyor, peki sol kendi içinde ne kadar değişim geçirdi? Buna da bakmak lazım.

Türkiye'deki sola gelecek olursak...

Bir yurttaş olarak öncelikle şunu belirtmeliyim ki, Türkiye'deki genel siyasal üsluptan şikayetim var. Bu üslup beni rahatsız ediyor. Muhalefet etmek sadece iktidara laf yetiştirmekle olmaz ya da sadece iktidarı eleştirmekle muhalefet yapılmaz. Muhalefet; öncelikle kendi programı, anlayışı doğrultusunda geniş yığınların sorunlarına, taleplerine yaratıcı biçimde çözüm üretmeli. Halkı programları, sorunlara yönelik çözüm önerileriyle ikna etmeye çalışmalı. İktidara cevap vererek olmaz muhalefet. Muhalefet, halkı kendine oy verdirmek için projeleriyle, çözüm önerileriyle ikna etmeli. Sol belediyeler nasıl kaybetti? Bir zamanlar şehirlerin yüzde 70'ini alan SHP yapamadı, kazandığı belediyeleri de kaybetti. Muhalefetin bunu iyi incelemesi lazım. Derslerine çalışsınlar. Bakın AK Parti'ye; belediyecilikte başarılı oldular, halkla bağlarını iyi kurdular bundan dolayı halk onları iktidara getirdi. Bunu da programlarıyla, projeleriyle başardılar. Çok iyi bir belediyecilik geçmişleri var. Halk da ortaya konan hizmete, projeye bakarak oy veriyor. Muhalefet de seçimlere toplumun ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde hazırlanmalı. Bu açıdan derslerine iyi çalışmaları gerekiyor. Muhalefet halkta onları istemeleri için talep yaratmalı.

Bir sanatçı olarak darbelerin her zaman karşısında oldunuz...

12 Mart'ların, 12 Eylül'lerin zulmünü görmüş, hapislere girmiş, işkencelere şahit olmuş biriyim. Hayatım boyunca darbelere karşı oldum. Demokrasiden, özgürlüklerden yana bir insanım. Her zaman ezilenlerin hakkını savundum. 28 Şubat'ta başörtülü kardeşlerimizin özgürlüğünü savundum. İmza verdim özgürlükler için o dönemde. Şimdi de özgürlükleri savunuyorum. Milli mücadele vermiş bir ailenin çocuğu olarak milli mücadele verenlere saygım sonsuz. Türkiye çok büyük bir medeniyetler ülkesi. Çok özel bir halkız. Bizim insanımız her tür zorluğun üstesinden gelir. Birlik içinde yaşamaya devam etmeliyiz. Birlik ve vicdan duygumuzu kaybetmemeliyiz. Ülkesini çok seven, her koşulda halkın iradesine güvenen biri olarak, halkın seçtiği yönetimlerin hakkını da sonuna kadar savunurum.

TARİHİ BİR PROJEYE 'EVET' DEDİM

Sizi tekrar ne zaman ekranlarda göreceğiz? Yeni bir proje var mı?

Bu sene istiyorum dönmeyi. Hatta bir projeye 'Evet' dedim ama ne zaman başlayacağımı bilmiyorum. Hikayesi beni çok etkiledi. Tarihi bir proje. Çok teklif geldi bugüne kadar ancak lezzet yakalayabileceğim bir işte yer almak istiyordum. Sinema için de teklif geliyor, benim de iki film projem var ama yapmıyorum. Kendimi yorgun hissediyorum.

YETER ARTIK DARBE ZİHNİYETİNE!

Darbe girişiminin olduğu 15 Temmuz gecesi neler hissetiniz?

Halkın seçtiği iktidarlar ancak halkın seçimiyle gider. Darbeleri besleyen her türlü oluşumun karşısındayım. Yeter artık darbe zihniyetine! Türkiye çok çekti bu hastalıktan. Allah bizi darbecilerden korusun. Bugün hâlâ darbelerden medet uman kesimler var. Ne demek bu ya? Dehşete kapıldım. Halkı ikna ederek yönetime gelmeyi öğrenmeli bu kesimler. Kimse artık darbelerden medet ummasın. Yazık, günah bu ülkeye. Demokrasiye sonuna kadar sahip çıkan biri olarak, seçilenler ancak seçimle gider.

ARTİST OLMAK GİBİ BİR HAYALİM YOKTU

Sinemayla geçen 44 yıla birçok film sığdırdınız. Çok önemli ödüllere layık görüldünüz. 'Dünyaya bir daha gelsem yine oyuncu olmayı seçerdim' diyor musunuz?

Mesleğimi çok seviyorum ama hayatımın merkezi sinema olmadı hiçbir zaman. Feodal aile yapısına sahip bir taşra çocuğu olarak, benim asıl meselem insan ve yaşam oldu. Lise yıllarımda tiyatro ile buluştum. Sahne benim sorularıma, meraklarıma cevap verdi, bundan lezzet aldım. Oyunculuğu o zaman sevdim. 'Ben artist olacağım' diye hayal kurmamıştım yani çocukken. Annem sefir olmamı istiyordu mesela, o yüzden Mülkiye'ye gittim, oyunculuk üzerine eğitim almadım. Ama kasabamıza gelen her filmi izlerdim; bizim tek eğlencemizdi. O günlerde izlediğim filmler hâlâ hafızamda. Dünyaya bir daha gelsem yine sanatçı olmayı mı seçerdim? Bilemiyorum açıkçası. Başka bir meslek de seçebilirdim ama sanatçı olduğum için de hiç pişmanlık yaşamadım açıkçası. Şunu da söylemek isterim ki hiçbir zaman 'Ah sinema!' da demedim.

DİZİ ÇEKMEK CİDDİ İŞ, EĞLENCE GİBİ GÖRÜLMEMELİ

Türk dizilerinin süresi son yılların en fazla tartışılan konularından biri. Sizin bu konudaki fikriniz nedir?

Oyuncuların bu kadar yoğun çalışması, birçok açıdan harap olmalarına neden oluyor. Yaratıcılıkları bitiyor, geliştirmeye vakitleri olmuyor. Diziler daha başlamadan iyi bir hazırlık yapılması gerekiyor. 'Ya tutarsa' diye dizi yapılmamalı. Güzel kız, yakışıklı oğlanla olmuyor sadece. Diziye tüm yönleriyle emek verilmesi gerekiyor. Dizi kalkınca da olan sektörde çalışan oyunculara ve emekçilere oluyor. Dizilerin eğlencelik hale getirilmesini sevmiyorum. Ciddi bir iş dizi çekmek. Genç oyuncular da bunun farkına vararak sektörde yer almalı. Dizileri de sinema gibi görmeli. İkincil bir iş gibi görüp sadece para kazanmak amacıyla dizilerde oynanmamalı.

15 TEMMUZ'UN ARKASINDA AMERİKA VAR

15 Temmuz'un arka planında Amerika'nın olduğuna dair genel bir kanaat var. Siz de böyle düşünüyor musunuz?

Kesinlikle var bence. Amerika'nın hangi tezgahta bezi yok ki! 12 Eylül'de nasıl işin içindeydilerse, 15 Temmuz'da da bu işin arkasında olduklarını düşünüyorum. Trump yönetimi kendi içinde de arapsaçı gibi karışık. Zaten Amerika şu anda dünyada da kaos yaratıyor. Umarım bu yönetimin yaptıkları Türkiye'ye ve bölgeye daha çok zarar vermez.

BİZE ULAŞIN