İsmim Yorgo Vapuridis olabilir ama her hafta Eyüp Sultan’a gidip dua ediyorum

Tavernalar Kralı lakaplı 80 yaşındaki Yorgo Vapuridis: “İsmim Yorgo olabilir ama her hafta Eyüp Sultan’a gidip dua ederim... Ölmeden önceki son arzum ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı görebilmek”

İsmim Yorgo Vapuridis olabilir ama her hafta Eyüp Sultan’a gidip dua ediyorum

Türkiye'nin ilk taverna müziği yorumcusu olan, Tavernaların Kralı lakaplı Yorgo Vapuridis, yıllar önce geçirdiği trafik kazası sonrası Balıklı Rum Hastanesi Vakfı'nda kalmaya başlamış. Özel eşyalarının ve anılarının da yer aldığı kendisi için özel olarak hazırlanan odada hayatını devam ettiren 80 yaşındaki sanatçı, GÜNAYDIN'a konuştu. Zeki Müren'in yakın arkadaşı olan Vapuridis, ilk kez 1968 yılında Büyükdere Beyaz Park Gazinosu'nda sahneye çıktı. Yurt içinde ve yurt dışında sayısız konser veren, Türkçe, Yunanca, Arapça, İbranice gibi birçok dilde şarkılar söyleyen sanatçının 1973'te çıkan albümü, en çok satan albümler arasına girdi. İşte yaşayan efsaneyle yaptığımız röportaj...

Müziğe ne zaman başladınız?
Müziğe 17 yaşında akordeon çalarak başladım. Büyükdere Beyaz Park Gazinosu'na da akordeon çalarak girdim. Orkestrada bir kişi eksikmiş, beni çağırdılar, bir-iki hafta denediler, beğendiler. Bir gün patron geldi, "Bundan sonra sahneye çıkacaksın, şarkı söyleyeceksin" dedi bana. Akordeonumu kırıp denize attı. İşe 2.5 lira yevmiyeyle başladım. O zaman Zeki Müren, 5 lira alıyordu. Bir süre sonra ben de 5 lira almaya başladım çünkü sanatçı yoktu o zaman. 36 sene birçok yeri dolaştım. İstanbul Radyosu'nun en büyük sazları yanımda çaldı.



KAZANDIĞIMI DAĞITTIM

Gençliğiniz İstanbul'da mı geçti?
Ben bin senelik Türk çocuğuyum, bu kırmızı al bayrağın çocuğuyum. Ne göçmenim, ne de buraya Yunanistan'dan geldim; bu toprağa bastım. Herkese söylüyorum bunu, reisicumhurlara da söyledim; gözümü bu topraklarda açtım, bu bayrağı tanıdım ben.

Kazandığınız paraları nasıl değerlendirdiniz?
Her yere parasız gittim ben, çünkü Tavernacılar Kralı Yorgo'ydum. Paraya ihtiyacım olmuyordu ki, kazandığımın hepsini fakir fukaraya dağıtıyordum. Şimdi bir emekli maaşım var. Fakat öbür dünyaya, annemin-babamın yanına Türkiye Cumhuriyeti'nin şerefini kazanarak gidiyorum.



Bir kaza geçirdiniz...
Evet, bir trafik kazası geçirdim; bir araç vurdu bana, kemiğimi ezdi. Sağ olsun Balıklı Rum Hastanesi Vakfı Başkanı Konstantin Yuvanidis, beni hemen hastaneye yatırdı, tedavilerimi yaptırdı, her şeyimle ilgilendi. Balıklı Rum; Türkiye'nin en eski hastanesi. Geçmişte bu hastanede fareler dolaşıyordu. Fakat Konstantin Yuvanidis başkan olduktan sonra her tarafı yenilendi. Hastane her gün yüzlerce insana şifa dağıtıyor. Sanatçı, siyasetçi, zengin, fakir ayırmaksızın herkese hizmet veriyor.

YUNAN İSTAN'DA 100 BİN SATTIM

Müzik genlerinizde de var mı? Babanız da müzikle ilgili miydi?
Babam Atatürk'ün şef garsonuydu, bundan da şeref duyuyordu. Annem de doktordu. Türkiye'de Rum olarak Türk sanat müziği okuyan tek kişi benim. Türk sanat müziği hocasıyım ben.

Zeki Müren ile yakın arkadaştınız. Neler yapardınız?
Zeki, Maksim'de, ben Şişli'deki Paşam Taverna'da 17 sene çalıştık. Zeki'yi şimdi radyoda dinlediğim zaman çok üzülüyorum. O yıllarda İstanbul'da spor araba yoktu, bir tek Zeki Müren'de 58 model Chevrolet vardı. Ben de Almayan'da üç konser verdim, kazandığım parayla Mercedes 280 s serisinden bir araba alıp trenle getirdim. Ardından Eyüp Sultan'a gidip kurban kestim, sonra da arabayı Arnavutköy'e getirdim. Spor araba bir Zeki'de, bir de bende vardı artık. Bu arada Zeki Müren'in 'Manolya' şarkısı bana şans getirmişti. Bir akşam Zeki bana geldi, ona "Paşam, senden bir ricam var" dedim, "Emret" dedi. Kendisine, 'Manolya' şarkısını Rumca ve Türkçe okumak istediğimi söyledim. Zeki, "Benden izin alma, biz kardeş değil miyiz, aynı sahneyi paylaşmıyor muyuz, tabii ki oku" dedi. Okudum; kasedim Yunanistan'da 100 bin tane sattı.



ERDOĞAN'A HAYRANIM

Kendinizi yalnız hissediyor musunuz? Ülkenin sanatçısı olarak size sahip çıkıldı mı?
Reisicumhurumuz Recep Tayyip Erdoğan, bir heyet gönderdi. 50 senelik bir sanatçı olarak ona çok teşekkür ediyorum. Benim tam da o zamanlar akülü tekerlekli arabaya ihtiyacım vardı, hemen gönderdiler. Çok sevindim, çok mutlu oldum. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan; çok hassas, vatandaşının en küçük bir ihtiyacını düşünen bir insan. Fakat benim bir arzum var. Bu kadar sevginin karşısında, şayet kendisi de arzu ederse, ölmeden önce hastaneye gelse, kendisini beş dakikacık da olsa kapıdan görebilirsem mutlu giderim öbür dünyaya.

Televizyon izliyor musunuz?
Evet, haberleri izliyorum. Afrin'de görev yapan aslanlarıma, Allah yardım etsin. Reisicumhurumuza da uzun ömür diliyorum.



Her hafta Eyüp Sultan'a gidip dua ediyormuşsunuz...
Aşiyan Gazinosu'nda 17 sene çalıştım. Bir gün işten çıkarken iki yaşlı, Eyüp Sultan'a gitmek istedi. Saat 22.00 civarı onları oraya götürdüm. Ertesi gün işlerim açıldı, o günden beri her hafta Eyüp Sultan'a uğrayıp dua ediyorum. Ayıp mıdır? İsmim Yorgo olabilir ama her hafta Eyüp Sultan'a gidiyorum.

BENİ GÖRÜNCE ARA SOKAKLARDAN KAÇIYORLAR

Eski dostlarınız sizi arayıp soruyorlar mı?
Üzülüyorum çünkü çok kişiye yardım ettim ama şimdi eski dostlarım beni görünce ara sokaklardan kaçıyorlar. Yapmayın! Bir Müslüman'a 'Al beni sırtına, karşıya geçir' de, geçirir hemen.



ÖZAL VE DEMİREL'E ŞARKI SÖYLEDİM

Bugüne kadar kimlere şarkı söylediniz?
Bütün sanatçı dostlarımıza, Hilton'da ise rahmetli Cumhurbaşkanı Turgut Özal'a söyledim. Özal'a rica ettim; kasetlere bir Türk, bir de Yunan bayrağı koyabilir miyiz diye. "Ne demek, tabii ki" dedi. Biz kardeşiz çünkü. Bunun üzerine kaset kapağında Türk- Yunan bayrağını birlikte kullandım. Bir gün de Süleyman Demirel'e şarkı söyledim. Demirel, o zamanki belediye reisi Osman Kibar'a "Ne kadar güzel seslerimiz var" dedi.

BİZE ULAŞIN