Mekanı dekor değil insanlar tamamlar...

İstanbul'un en eski mekanlarından Zihni Bar tam tamına 30 yaşında. Mekanın sahibi Zihni Şardağ, 30 yıllık başarısını hep yeni bir şeyler yapmaya çalışmasına bağlıyor: "Mekanın güzelliğini dekor değil, insanlar tamamlar"

  1. Haberler
  2. Medya
Çarşamba 23.12.2010 ABONE OL
İstanbul'un en eski mekanlarından, 30 yıllık bir tarihe sahip olan Zihni Bar, müdavimlerini Nişantaşı'ndaki yerinde ağırlamaya devam ediyor. Mekanını İstanbul'un vazgeçilmezleri arasına sokmayı başaran Zihni Şardağ, başarı hikayesini Şamdan Plus'a anlattı...
Zihni Bar bu sene 30'uncu yılını kutluyor. Mekanınızın bir klasik olmasının ardında yatan nedenler nedir sizce?
Karakter özellikleriniz mekanınıza da yansıyor. İlki Nişantaşı Bronz Sokak'taydı, daha sonra Kuruçeşme'deki Zihni'yi açtım, 14 sene devam ettirdim. "Bu işi yapmayayım" dedim ama yine vazgeçemedim ve Nişantaşı'ndaki bu mekanla karşılaştım. Bu barın şubelerini açmayı, kurumsal bir yer olmayı düşünmedim hiç, hâlâ da aynı amatör psikolojiyi taşıyorum.

YAŞAM TARZIM OLDU
İnsan bir mesleğe 30 yılını verince kendi mekanını evi gibi görmeye başlıyor mu gerçekten?
Hayatım hep böyleymiş gibi hissediyorum, benim için artık bir yaşam tarzı oldu. Bunu kağıda döksem ya da kendimi sorgulasam herhalde şok geçiririm.
Anılarınızı yazmayı düşünmüyor musunuz, hatta Zihni Bar'ın belgeseli bile olabilir...
Yazarlık konusunda becerim olduğunu sanmıyorum. Belki notlar alabilirim ve onu senaryo haline getirebilirim. Çünkü 30 yıl uzun bir süre. 30 yıl sonra başka bir jenerasyon geldi. Bir gün Kuruçeşme'de bardayım, genç, güzel bir kız bana bakıp el sallıyordu. Sonra bana yaklaştı ve "Zihni ağabey, annemler artık sokağa çıkmıyor, size çok selam söylüyorlar" dedi (gülüyor). Tamam dedim, artık başka bir jenerasyon gelmiş.
Zihni Bar'ı bunca yıldır müdavimleri için vazgeçilmez kılan özellikler nedir sizce?
Yaptığım her şeyden insanlar memnun kalıyordu, ben de çok özeniyordum, çok heyecan duyuyordum. Hep yeni bir şeyler yapmaya, insanlara güzel bir şeyler vermeye çalıştım. Her sene ilave dekorlar yapılıyordu. Sonra insanları sınardım. Örneğin üç değişikliği bulana bir şişe şampanya ya da bir ödül verirdim. Genelde insanlar mekanın farkındadır ama mekanın güzelliğini asıl tamamlayan insanlardır, bana göre en güzel dekor odur.

CİDDİ PARA HARCADIM
Her gün gelip işinizin başında durur musunuz?
Her gün gelirim, bu bir saygıdır. Birinci dükkan para, ikinci dükkan prestij getirir, üçüncü dükkan ise hepsini götürür derler. Aslında bu doğru, hele böyle bir iş yapıyorsan. Vazife diye değil, sevgiyle yapıyorsan işini, bu enerji müşterine de yansır.
Nişantaşı'ndaki yeriniz ünlü mimar Vedat Tek'in evi. Nasıl bir restorasyon süreci geçirdi?
Restorasyonun bizzat başındaydım, sevgili dostum Hakan Ezel gönüllü olarak üstlendi işi. Projelerini çizdi, bire bir yapmaya özen gösterdi. Vedat Bey'in yaşadığı dönemden sonra burası sık sık kiraya verilmiş başka kulüplere, harap bir haldeydi. Altı ay sürdü restorasyon, ciddi bir para harcadım gerçekten. Çok saygı duydum bu eve ve paramı da seve seve harcadım.

ZİHNİ BAR ÇEVREM ZORLADIĞI İÇİN AÇILDI
Zihni Bar nasıl doğdu?
Nişantaşı Bronz Sokak'ta bir sanat galerim vardı, 1974 yılıydı. Hem sergiler oluyordu, hem de koleksiyonlarım vardı. O sırada Park Otel'in yıkılması söz konusuydu ve eşyaları satılıyordu, Amerikan barı da olağanüstüydü. O barı aldım ve galeriye monte ettim. İtalya'da, 1917'de yapılmış. Herkes bayıldı tabii.
Her şey o barla mı başladı?
Öyle oldu. Yine sergiler devam ediyordu ama nedense geç saatlere kadar insanlar barda oturup içki içmekten çok keyif aldı ve çok baskı yaptılar bar olması için. "Sanat tamam ama bizim gidecek bir yerimiz yok, burası bar olsun" falan demeye başladılar. Zamanla, giderken kimi para vermeye başladı. Ben de "Hayır, hayır bu ikram" diyordum. Biraz da çevrenin zorlamasıyla kendimi o Amerikan barın arkasında buldum. Müziği ben yapıyordum, içkiyi ben hazırlıyordum. Derken birkaç masa koydum ve 1980 yılında açıldı bar. Bir anda galeri bara dönüştü.

GÖSTERİŞ MERAKI
Dile kolay 30 yıl geçti, çok şey değişti 80'lerden günümüze. Sosyal yaşam, sosyal yaşamı etkileyen kültürel değerler nasıl yansıdı eğlence hayatına?
Dostluklar, arkadaşlıklar değişti. Eskiden grup halinde eğlenilirdi çoğunlukla, günümüzde yalnızlık ön plana çıktı. Toplum olarak gösterişe çok meraklıyız. O yüzden kimse gösterişten vazgeçmedi, dolayısıyla sosyal yaşam da buna bağlı olarak gelişmedi. O günkü beklentiyle bugünkü beklenti çok farklı değil.

BİZİM ÇOCUK NE YAZIK Kİ BARCI OLDU
Mimar Sinan Üniversitesi'nde heykel eğitimi aldınız, babanız nasıl karşıladı bar açmanızı?
Babamla mesafeliydik, benim diplomat olmamı istiyordu, ben Güzel Sanatlar Akademisi'ni bitirdim. Pek ses çıkarmadı ama galeri, bara dönüştüğü zaman, annem anımsıyor, akrabalar arayınca "Bizim çocuk çok iyi okudu ama maalesef barcı oldu" dermiş. Bir gün babamı davet ettim, pek çok insanla tanıştı, hatta dans etti. Ertesi gün akrabaları arayıp söylediğini düzeltmek istemiş fakat 80'li yıllarda Beyoğlu'ndaki bar, pavyon sayılan yerler, adını koyamıyor bir türlü yerin. Babamla o zaman barışmıştık.

BUGÜN NELER OLDU