Beyaz' Türklerin partisi

Elektronik müziğin en önemli partisi olarak nitelendirilen Sensation, yarın akşam İstanbul'da.

Dünyaca ünlü DJ'lerin insanın dans etme arzusunu kamçılayan canlı performansları… Rengârenk ışık oyunları ve büyüleyici sahne şovları… Ve kendini müziğin ritmine kaptırmış beyazlar içinde binlerce insan… Bugüne değin Amsterdam, Moskova , Londra , Barcelona gibi şehirlerde düzenlenen, elektronik müziğin en önemli partisi olarak kabul edilen Sensation yarın akşam Ataköy Atletizm Arena'da müzikseverleri ağırlamaya hazırlanıyor.

One Colony'nin organizasyonuyla gerçekleşecek etkinlik, hem görsel hem de işitsel bir şölenden öte elektronik müzik tutkunları için bir hac vazifesi aslında. Kabine girecek ünlü DJ'ler, 17 bini aşkın seyirciyi yedi saat sürecek performansıyla transa geçirecek. İlk kez İstanbul 'da gerçekleşecek etkinliğin teması ise 'Alice Harikalar Diyarı'nda'… Ki gerçekten de konser alanına girebilecekleri içeride 'masalsı' bir atmosfer bekliyor. 21.45'te başlayacak ve açılışını Mr. White'ın yapacağı şovda sahne alacak isimler ise şöyle: Dennis Ferrer, Fedde Le Grand, Sunnery James, Ryan Marciano, Daniel Sanchez, Juan Sanchez ve Deniz Koyu. Her ne kadar line-up zayıflığıyla bir kısım izleyiciyi hayal kırıklığına uğratsa da, fiyatları 205 liradan başlayan biletlerin tükenmek üzere olduğunu hatırlatalım.

BEYAZ 'PANTUL'A GEÇİT YOK MU?

Radikal'den Alpbuğra Bahadır Gültekin'in haberine göre; bütün katılımcıların beyaz giymek zorunda olduğu Sensation'ın İstanbul'da bir ilke imza atması dışında, organizasyonla ilgili yapılan türlü yorumlar da dikkat çekici. Belirtelim, çoğu potansiyel izleyici kitlesiyle alakalı. Zira nisan ayının sonlarına doğru, bugüne değin tecrübe edebilmek için nicelerinin Avrupa yollarında bitap düştüğü partinin İstanbul'da da gerçekleşeceği açıklanınca, ister istemez "Apaçiler doldurur orayı ya", "Beyaz atletini giyen gelecek" serzenişleri duyulur oldu. Hatta o günlerde etkinliğin Facebook sayfasında konuşulan tek konu da buydu.

Konuyla ilgili Milliyet gazetesi müzik yazarı Mehmet Tez, 14 Temmuz'da yayımlanan 'Beyaz pantolonla gidilen festival!' başlıklı yazısında izleyicilerin bu 'endişelerini' dile getirmiş, organizatörlerin de bu sebepten dolayı bilet fiyatını yüksek tuttuklarını yazmıştı.


'ENDÜSTRİYELLEŞEN EĞLENCE'

Fiyat endeksi belirlenirken dikkate alınan asıl etmen izleyici profili miydi, bu tartışılır. Lakin organizatörlerin aldığı söylenen karar ister istemez şu soruları da akıllara getirmiyor değil: Yoksa bir zamanlar getto kültürüyle palazlanan elektronik müzik mutenalaşıyor mu? Yoksa sınıf farklılıklarına tepki olarak doğan bu müzik türü yumurtadan çıkmış da kabuğunu mu beğenmiyor?

İki ay önce Independent gazetesi de bu bağlamda bir tartışmayı ele almış, banliyölerde doğan 'rave' kültürünün ve buna bağlı olarak elektronik müziğin popülerleşerek endüstriyelleştiğini vurgulamıştı. Yazıda, 'alt tabaka' olduğu için bir zamanlar bar kapılarından geri çevrilen İngilizlerin eğlence ihtiyaçlarını ev, garaj, hangar partileriyle karşıladığına değinilirken, üst sınıfın bu müzik türünü ve eğlence tarzını keşfetmesiyle kültürün soylulaştığı ifade edilmişti.

Hikâye gayet bildik aslında: Endüstriyelleşen eğlencenin de insanların eğlenme hakkını hissettirmeden elinden alması… Fakat Türkiye 'de alışıldığı üzere mevzu biraz ters işlemiş. 90'ların ortalarında ancak yurtdışındaki piyasayı takip edebilenlerin bir eğlencesi haline gelmiş elektronik müzik. Sonra sonra oluyor tabii marjinalden genele yayılması ve burun kıvrıldığı üzere 'apaçi' dediklerinin kalbini fethetmesi…

Sensation'a doğru heyecan giderek artarken, bir parti organizasyonunda bile eğlenmeyi belirli bir kesimin hakkı olarak görmek tartışmalara zemin hazırlıyor haliyle. Ayrıntılar ise sosyologların değerlendirmesine ihtiyaç duyacak kalıpta. Independent arz talep dengesi nedeniyle müziğin belirli bir kesimin eline geçtiğini yazmıştı. Ama Türkiye'de mevzu yine ters işlemiş olabilir mi? Sonuçta anlaşılan o ki ortada bir 'soylulaştırılma' çabası var. Niyet de 'istenmeyen' kesimin etkinlikten uzak kalmasını sağlamak. (Tabii o 'istenmeyen kesimin' de aylarca para biriktirip partiye katılacağını da not etmeli...) Ekonomik engellerle de toplumun içinde farklı değer yargılarıyla büyütülmüş, farklı kültürlerden gelen, bundan kelli dünyaya bakış açısı farklı olan, en önemlisi 'maddi durumu olmayan' insanlar soyutlanmış oluyor.

PARTİYE GİTMEDEN ÖNCE...

*Etkinlik için beyaz giyme kuralını bir kez daha hatırlatalım. Zira ayakkabı ve aksesuvar haricinde beyaz kıyafet giymeyenler içeri alınmayacak.
*En son sünnetinde beyaz pantolon giymiş erkeklere not: Büyük AVM'lerdeki bazı mağazalar bu partiye gidecekler için özel pantolon ve gömlekler satışa sundu.
*Ataköy'ün metrobüs ve dolmuş gibi toplu taşıma imkânlarına yakın olması, partinin 7 saat sürmesi giriş ve çıkışta yaşanabilecek izdiham olasılığını düşürüyor.
*Etkinlik günü konser alanında yaklaşık 1500 kişilik bir ekip çalışacak.
*Şovun evlilik tekliflerine de sahne olacağı belirtiliyor. Ancak pek çok kişinin yapmayı planladığı aynı şey ne kadar özel olabilir sorusunu tekrardan hatırlatmalı.



BİZE ULAŞIN