Alevilerin yaşadığı 'Stockholm' sendromu

Pazar 19.09.2010
ABONE OL
- Politika yapmanızı isteyen çok kişi vardı, neden bıraktınız? - Oturup bir muhasebe yaptım. Artık TBMM'de grubumuz vardı, benim de yapabileceğim çok şey kalmamıştı. Yazı bana göz kırpıyordu, onu tercih ettim. Taraf bence işlevsel bir gazete oldu ve bir barış medyası oluşturdu. DTP'de politika yapmak benim için nasıl değerli bir şey idiyse, Taraf'ta yazmak da aynı şekilde değerli. Sanırım Taraf'tan ayrılan en son insan ben olurum. - Taraf bir süre sonra Kürtleri ve Kürt siyasetini de eleştirmeye başladı. - Kürtler genel bir kavram. Doğru, BDP ve PKK çevresinin Taraf'ın yaptığı yayıncılık konusunda eleştirileri var. Ama bence bu haklı bir eleştiri değil. Taraf'tan önce PKK mensuplarına 'gerilla' diyen bir yayın organı hatırlamıyorum. En son Heronlar ve Hatay meselesinde tepkiler yoğunlaştı. Açıkça şunu yazdım: 'Bu savaş artık çok kirli, dağda artık JİTEM ajanlarına kimlik sormadan arabasını alıp, polis öldüren gerillalar dolaşıyor.' Demokratik yayın ilkelerinden bahsedeceksek, bu yayıncılığın Kürt hareketindeki şiddet olgusunu gündeme getirmesi kaçınılmazdır. Bugün Diyarbakır'da Posta ve Zaman'dan sonra en çok satan gazete Taraf'tır. - Taraf'ın 'cemaat gazetesi' olduğuna dair iddialar var, ne düşünüyorsunuz? - Bu dedikoduları ben de duyuyorum. Taraf mali problemlerinden hiç kurtulamadı. Gülen cemaatinin desteklediği bir gazetenin böyle problemleri olacağını sanmıyorum. - Tunceli'nin seçimlerdeki tavrını nasıl yorumluyorsunuz? - 1930'lu yıllardan beri direnişin merkezi olan, iki dönemdir BDP tarafından yönetilen ve bu savaşın kurbanlarının yaşadığı Dersim, boykot politikasını onaylamadı ve hemşehrisine oy verdi. - Bunun Kılıçdaroğlu'yla değil de Alevi olmakla ilgisi olabilir mi? - Evet, Alevi olma sendromu tam da. Yani bir tür Stockholm sendromu. Sonuçta Dersim halkı CHP ve demokratik özerklik seçenekleri arasında, CHP'yi seçti. Ama birçok Kürt şehrinde AK Parti, BDP'den daha güçlü ve AK Parti'nin paradigmaları, geleneksel ilişkileri, Kemalizm gibi kısa sürede izole edilebilecek şeyler değil. AK Parti'yi destekleyen insanlarla BDP'yi destekleyen insanlar bir arada yaşayacak, bu kaçınılmaz. Dolayısıyla gidip AK Parti binalarına roket atmakla, Hakkari'de imam öldürmekle onun siyasi gücünde bir gerileme yaratamazsınız. Aynı şekilde gidip Kürtlere kurban eti dağıtarak da BDP'yi etkisiz hale getiremezsiniz.