Beni yuhalayanlar darbeyi de yuhalar mıydı?

Pazar 19.09.2010
ABONE OL
- Stadyumda konseri izlemeye gittiniz ve...
- Ben stadyuma biraz erken gittim ve stadyum dolarken ne düşündüm biliyor musunuz? Balyoz Darbe Planı'nı düşündüm.
Nedir o planın ana unsurlarından biri hatırlayalım: İsimleri tespit edilenler stadyumlara doldurulacak. O planda Olimpiyat Stadı'nın rolünü anımsamak içimi ürpertti.
Muhtemelen hem tribünleri hem de sahayı dolduracaklardı... Plana hayali denilebilir. Ama nedense tutuklanacakların isimleri gerçek.
Listede adı olan Cengiz Çandar gerçek, Ali Bayramoğlu gerçek, Mustafa Karaalioğlu gerçek.
Ve biz Balyoz Planı başarıya ulaşsa tutuklularla doldurulacak stadyumda U2 konseri yapıyoruz. O planda adı olmayanlar var. O plan uygulamaya konsaydı hedeflerden biri de bizlerdik. Ama bizim adımız yok. Neden? Ben söyleyeyim, adı olmayanlar stadyuma kadar bile götürülmeyip bir köşede infaz edilecekti de ondan. Stadyuma doldurulacaklar ne olacaktı? Stadyumlar da idam sahaları olacaktı. Beni yuhalayanlar Balyoz Darbe Planı'nı yuhalayacak mıydı, yoksa alkışlayacak mıydı?
- Yuhalanmak sizi incitti mi, kendinizi haksızlığa uğramış gibi mi hissettiniz?
- Elbette bu kadar çabanın ödülü bu olmamalı diyorsunuz içinizden... Ama ben orada 'yuh' seslerinden ziyade Bono'nun bana teşekkür ederken söylediği cümleleri önemsedim. Bono bana teşekkür ederken 'Türkiye'de olanlar bütün dünya için çok önemli,' dedi. Boğaz Köprüsü'nün aslında geçmişle gelecek arasında da bir köprü olduğunu söyledi. Oradaki küçük topluluğun bundan gurur duymasını, U2'nun gördüğü bu gerçeği, onların da görmesini beklerdim. Ama olsun, canları sağolsun. Ben U2 konserinin onların bu önyargılarını kırmak için de önemli olduğunu düşünüyorum. O yüzden, daha önce sorduklarında da dedim ki gitsinler onlar da Boğaz Köprüsü'nde yürüsünler, Doğu-Batı sentezini kendi düşünce dünyalarında içselleştirsinler. Ben, konserin ardından o topluluğun her birinin başını iki elinin arasına alarak bir kez daha düşündüğüne ve bize yaptıkları haksızlığın farkına vardıklarına inanıyorum. Bono'nun mesajı da buydu. Bu mesajı aldılarsa ne mutlu.
- Bunu eleştiri özgürlüğü olarak mı yorumluyorsunuz?
- Biz sadece bizi sevenlerin veya takdir edenlerin değil, eleştirenlerin de, bize karşı önyargısı olanların da temsilcileriyiz. Biz tepki görmekten değil, aksine bireylerin tepkilerini demokratik çerçevede dile getirmediği bir Türkiye'den korkarız. Bir zamanlar bırakın yuhalamayı, insanların etnik kimliğini bile söylemeye çekindiği bir Türkiye'de yaşıyorduk.
İşte o zamanki Türkiye'de, şimdi açığa çıkan senaryolar maalesef uygulandı, hayata geçirildi.
Aynı anda sahnede Zülfü Livaneli de vardı. Onu orada izlerken bir zamanlar bu ülkenin değerlerinin nasıl kıyıma uğradığını, ne tür işkencelere maruz bırakıldıklarını ve vatanlarından uzakta yaşamak zorunda kaldıklarını hatırladım. Şili'deki 1973 darbesinde, oranın çok değerli bir sanatçısı olan Victor Jara'nın stadyuma götürülerek gitar çalan parmaklarının dipçikle kırıldığını anımsadım.
Aynı anda Türkiye'deki darbe manzaraları gözümün önüne geldi ve şükrettim. O yüzden tepki verilen değil, verilemeyen bir Türkiye manzarası bizi daha fazla korkutur.
- Sizi yuhalayan kitleyi nasıl tanımlıyorsunuz?
- Az önce dediğim gibi bunlar önyargıları olan, küçük, marjinal ve sürekli çelişki içinde olan bir topluluk. Yıllarca U2 konseri hayali kurarlar, fakat o hayal gerçekleştiğinde de sabote etmeye kalkarlar. Yıllarca tartışamadıklarını veya söyleyemediklerini bugün özgürce dile getirebilirler, sonra 'sivil faşizm' derler. Hiçbir farklı düşünceye tahammül edemezler, sonra bize 'Tahammülsüz davranıyorlar,' derler. Bunların uzantıları spor salonlarında ve medyada da var maalesef. Sezen Aksu ve Orhan Gencebay gibi bu ülkenin değerlerine saldıranlar da aynı zihniyette.