Eşime Rahibe Teresa diyorum, kendini bana ve çocuklara adadı

Pazar 19.09.2010
ABONE OL
- Biraz sert bir antrenörsünüz. Peki evde nasıl bir eşsiniz? - Nazik. Son derece nazik bir adamım. Eşimle 45 yıldır aşk yaşıyoruz. Biz karı-koca değil, iki âşığız. Ömür boyu devam edecek bir aşk bizimkisi. Evlendiğimizde 20'li yaşlardaydık. İkimiz de basket oynuyorduk ama o benden çok daha iyiydi. Zaten üç katım daha fazla para kazanıyordu. - O halde maçları sizle izler mi? Yorumlarda bulunur mu? - Hayatım boyunca toplasanız dört maçıma gelmiştir. Evde beraber maç izleriz ama çok önemli maçları ben yalnız izlerim. Yine de bana tavsiyelerde bulunur. Dışarıda, medya önünde olmaktan hoşlanmıyor. Tek fotoğrafı bile çıkmamıştır. Ben ona 'Rahibe Teresa' diyorum. Kendini bana ve çocuklara adadı. Biz oldukça bağlı bir aileyiz. Kızım, torunum hep beraberiz. - Torununuzun basketbolcu olmasını ister misiniz? - Hayır, ressam ya da şair olmasını isterim. Daha sanatsal işlerle uğraşsa keşke. - Kaybettiğiniz maçlardan sonra tepki verirsiniz? - Benim üzüntüm en fazla bir gün sürer. Ertesi gün kendimi şarj etmeye başlarım. Üzüntüyü abartmam. Hata nerede ve nasıl düzeltilir, ona bakarım. - Şampiyona sırasında seyirciyi nasıl buldunuz? - Muhteşemdi. Ama Başbakan'ı yuhalamalarına tepki gösterdim. Yanlıştı. O gün orada birlik olma zamanıyken, bu tarz bir davranış sergilemelerini eleştirdim. - Sizin Türk insanının bayrağa olan bağlılığına hayran olduğunuzu da biliyorum. - Ben ülkesini kaybetmiş bir adamım. Bayrak sevgisi benim için çok önemli. Kalbimdeki en yüce sevgi. Ülkeniz olmadan, bayrağınız olmadan bir hiçsiniz. - Kendinizi hangi ülkenin vatandaşı olarak görüyorsunuz? - İki ülkeye birden ait hissediyorum; İtalya ve Türkiye. Zaten iki ülkeyi birbirine çok benzetiyorum. Kocaman kalbiniz var. Farklı olandan korkmuyorsunuz. Hemen aranıza alıp kardeş yapıyorsunuz.