Arzu Çağlan'ın Avrupası

Pazar 26.09.2010
ABONE OL
- Çocukluğum Moda'da geçti. Katalanları bizim Moda'daki kadınlara benzetiyorum. Neşeliler ama hafif alaturkalık da var. Çiçekli elbiseleri, soket çoraplarıyla bütün gün sigara içip dedikodu yapıyorlar. Kafamdaki huzurlu yaşlı imajına çok uyuyor. Türkiye'de yaşlanınca 'anıt' muamelesi yapıyorlar. Ben anıtsal değer olma durumunu bastırmak, yaşlanınca Barselona'da yaşamak istiyorum. - Barselona'da La Rambla Catalonya üzerinde Forn de Sant Jaume adında bir pastane var. Turistik olmayan, ufacık bir yer burası. Ama hayatımda içtiğim en iyi cappucino'yu yapıyorlar. Orada kahve içip insanları seyretmek hoşuma gidiyor. - Şehirde birçok tapas bar var. Ama benim önerim; Ceveceira Catalana. Yerli halkın da favori mekânlarından biri. - Ucuza, iyi balık yemek için La Paradeta'yı mutlaka denemek lazım.
ROMA:
- Roma'da binlerce vespa arasında trafikte kalmak hoşuma gidiyor. Barselonalılar yavaştır, Romalılar ise koket olmalarına karşı hızlı yaşarlar. Kendimi Roma'da şehrin hep bir tık gerisinde hissediyorum. - İspanyol Merdivenleri'nin en tepesinden gündoğumunu izlemenin keyfi müthiş. - Dünyanın en iyi dondurmasını İtalya'da yapıyorlar. Patlayana kadar dondurma yiyebilirim.
NAPOLİ:
- Şehri en iyi arka sokaklarda çamaşırların asılı olduğu mahallelerde dolaşırken hissedebilirsiniz. - Napoli'de maya sütünden yapılan mozzarella ile mayalı hamur birleşince ortaya mükemmel bir lezzet çıkıyor. - Spacca Sokağı'nın sonunda gazete kâğıdına sarılı pizza dilimleri satan bir yer var. Bill Clinton bile buranın müdavimiymiş. - Pizza için Napoli'de iki adres vardır: Michele ve Brandi. Brandi biraz kokoş, Michele ise Beyoğlu'ndaki eski muhallebicileri andırıyor.
PARİS:
- Saint Germain'deki kafelerden birine oturup, gelip geçeni izlemenin keyfi bir başka. Özellikle Cafe Flore'nin kaldırım üstündeki masalarını seviyorum. - Özellikle edebiyatçılar için Fransa çok önemlidir. Belki Fransızca bilmediğim için bana çok şey ifade etmiyor. - Marais'deki travesti şovlara gitmeyi, hafta sonu kurulan bitpazarlarını gezmeyi ve Latin tavernalarında eğlenmeyi seviyorum.
STOCKHOLM:
- Kanallarda tekne turu yapmanın keyfi bir başka. - Akşam içkisi için en iyi adres Grand Otel'in içindeki The Cadier Bar. - Hötörget Meydanı'ndaki pazar yerlerini de dolaşmak gerek. - Akşam yemeği için Gamlastan Mistral restoranı iyi bir seçim.
KOPENHAG:
- Vaktiniz az ise ilk yapmanız gereken şey kanalda tekne turu. - Kanal gezintisinden sonra kenardaki salaş mekânlardan birine oturup bira-patates yemek muhteşem bir duygu. - Blargarsgade, şehrin en bohem caddesi. Beyoğlu'na benziyor. Ucuz barlar ve etnik restoranlarla dolu.