Okullu da oynasın, alaylı da

Cumartesi 19.12.2010
ABONE OL
- Tiyatro mu, sinema mı, dizi mi tatmin ediyor sizi? - Ben iki yıldır tiyatro yapıyorum. Hepsinin lezzeti başka aslında, hepsi güzel. Tiyatroda canlı oynuyorsun, onun adrenalini başka, sinema setinde olmak bambaşka. Dizi de tıpkı antrenman yeri gibi. Dizide rol alınca tüm zamanın o rollerle geçiyor, onunla yatıp, onunla kalkıyorsun. Bir süre sonra tehlikeli bir noktaya da ulaşabiliyor. Bizim meslek tehlikeli de olabilir; alt yapı olmazsa, iyi bilinçlenmemişsek, bilgilerimiz yeterli değilse, bazı duyarlı yanlarımız gelişmemişse, insanın psikolojisi bozulabilir. Rolüne çok kaptırıp, gerçek sanabilirsin. Ruhunla oynuyorsun çünkü, oynarken bir sürü şeyi iç dünyanda değiştiriyorsun, harman ediyorsun, tarumar ediyorsun. Kolay görünür ama zordur. Bu iş eğitim işi, usta-çırak işi. - Oyuncu illa eğitimli mi olmalı? - Yok. Oyunculuk kimsenin tekelinde değil. Herkesin bireysel oyunculuk macerası, yolu vardır. Okullu da yapsın, alaylı da yapsın. İyiler, çok kolay elenir. Tiyatroda bir söz vardır, eski ustalar söyler; 'Oyunu anlayan üç kişi varsa, siz ona oynuyoruz.' Bir tiyatro okulundan da herkes oyuncu çıkmıyor. Kafayı buna yoran, çalışan, kendi iç disiplinini yaratan kişi, eğitim almasa bile oyuncu olur. Sanat kimsenin tekelinde değil, oynarsın, onun notunu seyirci verir. Herkeste yetenek vardır, önemli olan o enerjiyi açığa çıkartmak. - Türk sinemasındaki hareketi nasıl değerlendiriyorsunuz? - Çok güzel, çok hoşuma gidiyor. İyi film, kötü film hepsi olsun. Sinema da kimsenin tekelinde değil. Bunların bazıları sinema tarihinde kalır, bazıları kalmaz. Çok film çekilsin, ne kadar çeşitli olursa o kadar iyi olur. Sektör de canlanıyor. Çok iyi bir şey bu. Sinema olarak stilimizi, tarzımızı saptamamız gerekiyor. Biz şimdi tam da bu yoldayız. Emekleme aşamasındayız, ama iyi emekliyoruz. Emeklerken çocuklar bardağı kırar, onu döker, bunu hırpalar, biraz sinemada da kırıp-dökme olacak, hoşgörülü olmak lazım. Sonra ayaklanacağız, bu bir süreç. Biz görür müyüz, bilmiyorum. Umarım görürüz, ama uzun bir süreç. Bu kendiliğinden oldu, o enerji sıkıştı sonunda patladı ve bu kadar film çekilmeye başladı. Eğer sanat olmazsa insanlar patlar. Sanat emniyet sibobudur.