Komik adamların çilesi

Eğlence endüstrisi komedyenlere karşı zalim davranıyor! Mesela Cem Yılmaz'ın Av Mevsimi'ndeki performansını överken, şaşkınlıkla örülü bir beğeni sunuyoruz. Sebebini Cem Yılmaz iyi özetliyor: "Sahnede başım ağrıyor desem, ölüyorum desem ilaç istesem gülmekten kimse bana inanmaz"

  1. Haberler
  2. Pazar Sabah
Cumartesi 26.12.2010 ABONE OL
Sinema dünyasının kayıtsız kalamadığı isimlerdir komedyenler. Filmlerinin müşterisi her zaman vardır. Yetenekleriyle her biri total sanatçıdır! Yazar, oynar, yönetirler. Sahne şovlarının, televizyon programlarındaki performanslarının getirdiği şöhret, sinemada kitleleri harekete geçirebilmelerini sağlar. Lakin, ne zaman ki komedyenler farklı kulvarda bir işle gündeme gelir, işte o zaman sanki ortada çok tuhaf bir vaziyet, ilk kez yaşanan bir durum varmış gibi davranır eğlence alemi. Güdümlü izleyici de medya da tavrını bu yönde belirler. Çünkü komedyen her zaman güldürmelidir, güldüremediği anlarda da inanılmaz bir performans sergilemesi, oynadığı dramatik rolde Oscarlık bir performans sergilemesi gerekir! Asla araya oynayamaz! Bir kitap yazmışsa mizahla ilgili olması, okuyanın karnına ağrılar sokmalıdır, bir programa konuk olmuşsa muhakkak espri yapmalı, bir sokak röportajı vermişse bir tek sözüyle milyonları kahkahaya boğmalıdır! Cem Yılmaz'ın Av Mevsimi'ndeki performansının son derece kıvamında olduğu açık. Filmin de, usta yönetmeni ve oyuncularıyla üst düzeyde olduğunu biliyoruz. Lakin Cem Yılmaz'ın filmdeki performansını överken, şaşkınlıkla örülü bir beğeni sunmak neden? Yılmaz'ın ne denli başarılı bir aktör olduğunu cümle aleme ilan etmek için Av Mevsimi'ni beklemek biraz tuhaf değil mi? Sanıyoruz sebebini Cem Yılmaz bizzat kendi şovlarındaki eğlenceli anekdotlarından birinde gayet iyi özetliyor: "Sahnede başım ağrıyor desem, ölüyorum desem ilaç istesem gülmekten kimse bana inanmaz, ilgilenmez". Aslında yalnız değil.İşte bazı örnekler...

Cem Yılmaz
Ufak bir girizgâhla, Cem Yılmaz'ın Av Mevsimi'ndeki üst düzey performansıyla ilgili övgülerin bir yerden sonra diğer filmlerindeki performanslarını gölgelediğini belirtmiştik. Cem Yılmaz'ın iyi bir oyuncu olduğunu anlayabilmek için sahne şovları dahi yeterliydi halbuki. Oysa o tüm o sahne oyunlarının üzerine Her Şey Çok Güzel Olacak'taki Altan'ı, G.O.R.A'daki Arif'i, Hokkabaz'ın İskender'ini koydu. Komedi filmlerindeki performansların festivallerde ve ödül törenlerinde gözden kaçıyor olması ise onun elinde olmayan bir durumdu şüphesiz. Peki Hokkabaz'daki rolüyle aldığı tek ödül nereden geldi? Belçika'dan!

Bill Murray
Murray, mükemmel bir komedyen olmasının yanı sıra muhteşem bir aktör kuşkusuz. Bununla birlikte, defalarca Oscar adaylığı almış olmasına rağmen Akademi'nin Saturday Night Live Show'dan yetişen isimlere olan antipatik tavrı nedeniyle ödüle ulaşamadı (Gerçi bu istatistiği Jamie Foxx, Ray filmindeki performansıyla kıracaktı). Murray, Lost in Translation, Life Aquatic With Steve Zissou, Broken Flowers gibi filmlerde ağzıyla kuş tutmuş olsa da Akademi'den yüz bulamadı!

Steve Martin
Hollywood'un en önemli komedyenlerinden biri olan Steve Martin'in kendine has tarzını ve filmlerinin başarısını biliyoruz. Oscar töreninin emanet edildiği yıldızlardan olan Martin (Alec Baldwin'le birlikte sunmuşlardı, ikisinin de Oscar heykelini en çok yaklaşabildiği anlar o gece yaşanmıştı!), son derece sofistike bir mizah anlayışına sahip olmakla birlikte sulu komedilere de imza atmış sevilen biri. Lakin Martin geçtiğimiz aylarda bir roman yayımladı. Romanın adı An Object of Beauty'ydi. New Yorklu bir sanat tüccarının ilginç hikâyesini konu eden kitabının tanıtımı için katıldığı bir söyleşide ise olanlar oldu! İzleyiciler Martin'in edebiyattan ve sanat tarihinden bahsetmesine bozulmuş, içeri girmek için ödedikleri 5 doları geri istemişlerdi. Bazıları daha çok espri yapmasını ve sinema dünyasındaki dedikoduları anlatmasını talep eden notlar da göndermişti kendisine.

Adam Sandler
'Komik adamın dramatik rolde harikalar yaratması'nın en büyük örneğini vermişti Adam Sandler, Punch Drunk Love filmiyle. Altın Küre ödüllerinde Hollywood yabancı basını kendisine bir adaylık takdim etti. Lakin Akademi Saturday Night Live Show kökenli Sandler'ın bu müthiş performansının yüzüne bile bakmadı. Sandler da yoluna yine komedi filmleriyle devam etti.

Terry Gilliam ve şürekası
Terry Gilliam, Monthy Python ekibinin en hin üyelerinden biri. Lakin memleketi İngiltere'de politik ve anarşist mizah anlayışına rağmen Monthy Python nedeniyle ne kadar sevgi görüyorsa, sektörden de o kadar çekmiş bir yönetmen. Kendi çalışmalarında modern sanat eserleri ortaya koymaya çalışan bir yönetmen olarak öne çıkan Gilliam'ın, bu ciddi çalışmalarında başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. Gilliam'ın projelerinden The Adventures of Baron Munchausen film endüstrisinin en acıklı batış hikâyelerinden birine kaynaklık etmiş, stüdyo yöneticisinin kovulmasına sebep olmuştu. Bir diğer projesi Don Kişot'sa hiçbir zaman çekilememiş ve çekilemeyişiyle ilgili bir belgesel bile yapılmıştı!

Kemal Sunal
Kemal Sunal'ın Türkiye'yi en çok güldüren isim olduğu hali hazırda değişmez bir gerçek. Sadece sinema yaparak sadece sinemanın gücünü kullanarak milyonları peşinden sürüklemiş bir isim o. Lakin onun da aslen hiç ihtiyacı olmadığı halde, ne kadar şahane bir aktör olduğunu gösterebilmesi için kariyerinin son dönemlerinde ciddi rollerde karşımıza gelmesi gerekmişti. Gündelik hayatında son derece ciddi bir insan olmasıysa nedense hep garipsenirdi!

Jim Carrey
Carrey'nin Maske filmiyle yakaladığı şöhret malum. Bu filmdeki rolü almasını sağlayan en önemli unsursa, filmi yöneten Farelly Kardeşler'in şu cümlesinde yatıyordu "Jim öyle özel mimiklere sahip ki görsel efektlere para harcamamız gerekmedi". Sektörün, Carrey'nin ne kadar harika bir aktör olduğunu idrak etmesi ise, onun Man on the Moon'da Andy Kaufman'ı canlandırmasıyla vuku buldu! Çünkü diğerleri komikti, farazi, suluydu. Bu filmdeyse tokat gibi bir performans sergilemişti Carrey. Peki ne oldu? Elbette ödül törenlerinde yalnızca aday olarak yer alabildi. Töreni izlemesine izin verildi!

BUGÜN NELER OLDU