Arap-Yahudi düşmanlığının nedeni Avrupa düşüncesi

Gil Anidjar çok çarpıcı görüşler ileri sürdü: "Batı'da İslamofobi ile antisemitizmin tarihi birbirine benzer. Avrupa düşüncesi ikisine de düşmandır. Yahudilerin şimdi muteber kabul edilmeleri, soykırım ve asimilasyon nedeniyledir. Siyonizm bir Hıristiyan icadıdır. Avrupa nereye gittiyse, oraya bölünme ve savaş götürdü"

Gıl Anidjar, ABD'deki Columbia Üniversitesi'nde öğretim üyesi. 2000'li yılların başlarından itibaren Arap-Yahudi sorununa çok farklı açılardan bakan makaleleriyle ön plana çıktı. 2002'de Stanford Üniversitesi tarafından yayımlanan Our Place in al-Andalus: Kabbalah, Philosophy, Literature in Arab Jewish Letters (Endülüs'teki Yerimiz: Arap-Yahudi Mektuplarında Felsefe, Kabala ve Edebiyat) kitabı akademik çevrelerde geniş yankı buldu. Onu bir yıl sonra, 2003'te yine Stanford Üniversitesi tarafından yayımlanan The Jew, the Arab: A History of the Enemy takip etti. Ayrıntı Yayınları tarafından Düşmanın Tarihi/Yahudi, Arap olarak Türkçeye çevrilen bu kitabında Anidjar, Avrupa düşünce ve edebiyat tarihinin temelini oluşturduğu kabul edilen metinlerden yola çıkarak, iç içe geçen, bazen birisi, bazen de diğeri yükselen Yahudi ve Müslüman düşmanlığının izlerini sürdü. Geçtiğimiz günlerde T.C. Başbakanlık Kamu Diplomasisi Koordinatörlüğü tarafından, konferanslar vermek üzere Türkiye'ye davet edilen Anidjar'la buluştuk ve kitaplarında ele aldığı sorunlar hakkında konuştuk. Öncelikle şunu söylemek gerekir ki, Anidjar 'düşmanlığın kökenlerini incelerken, işin daha önce pek fark edilmeyen boyutlarına dikkat çekiyor ve yepyeni bir paradigma öneriyor. Anidjar "Avrupa düşüncesinde, İslamofobinin ve antisemitizmin tarihi birbirine paralel olarak ilerledi. Avrupa'nın ötekileştirme mantığının kurbanları olarak yüzyıllar boyunca Müslümanlar ve Yahudiler aynı kaderi paylaştı. Bu süreç içerisinde kimi zaman Müslüman, kimi zamansa Yahudi düşmanlığı ön plana çıktı. 1945'ten beri Yahudilerin Batı medeniyetinin bir parçası kabul edilmesi, Nazi soykırımı sırasında can olarak ödedikleri vergi sayesindedir," diyor. Anidjar'ın söyledikleri bundan ibaret de değil elbette. Çeşitli başlıklar altında toplamak gerekirse: "Siyonizm bir Hıristiyan ideolojisidir. Yakın tarihin en önemli siyonistleri Amerika kıtasını vadedilmiş topraklar olarak görüp oraya göç eden Püritenlerdir. Aynı anda hem Avrupalı hem Yahudi olmak mümkün değil; Yahudiler Avrupa tarafından asimile edildi. Bugün Judeo-Hıristiyan adı verilen kültür, aslında sadece Hıristiyanlığı referans alır. İsrail kolonyalist bir devlettir. Tanrıya inanmazken, onun toprağı kendilerine verdiğine inanmak saçmadır. Dejenere Lutherciliğin 'yalnızca metin' anlayışı, politik arenada 'yalnızca toprak' anlayışını doğurmuş ve birlikte yaşama kültürünü ortadan kaldırıp insanı dışlamıştır." Çarpıcı değil mi?
- Edward Said 'Batı'da antisemitizm ile İslamofobi'nin tarihi arasında paralellik vardır,' demişti ve bu iddianın üzerine pek gidilmemişti. Bu konuyu etraflıca ele alan ilk araştırmacılardansınız. Said'in görüşüne katılıyor musunuz? Batı'da İslamofobi ve antisemitizm benzer bir tarihe mi sahip?
- Aynı tarihe sahip. Aynı derken, bunların her zaman birbirleriyle bağlantılı olduğunu söylüyorum. Avrupa tarihinde bir zaman yoktur ki İslam ve Musevilik birbiriyle bağlantılı olarak ele alınmasın. Haçlılar, Kudüs'e doğru sefere çıkmadan önce, ilk olarak şunu söylediler: 'Bir dakika! Biz oraya kafirleri öldürmeye gidiyoruz. Ama kafirler burada da var.' Elbette Musevileri kastediyorlardı. 'O zaman bunca yolu gitmeye ne gerek var. Önce buradakileri öldürelim.' Daha da geriye gidecek olursak, 8. yüzyılda, Bizans'ta Hıristiyan din adamları yükselen ve yaklaşan İslam'ı 'Museviler geri döndü,' diye yorumladı. Musevilerin geri dönmesi söz konusu değildi, çünkü onlar çoktan yenilmiş ve öldürülmüşlerdi. Avrupa tarihi üzerindeki okumalarım sırasında buna benzer birçok örnekle karşılaştım ve kitabımda yer verdim.
- Biliyoruz ki Museviler, Avrupa'da hep ikinci sınıf insan muamelesi gördü. Toprak edinmelerine izin verilmedi. Sürekli oradan oraya sürüklendiler. Kimliklerini gizlemek ya da damgalanmak zorunda kaldılar. Ama şimdi durum sanki değişmiş gibi. Yahudiler, Avrupa'nın bir parçası olarak kabul ediliyor ve medeniyet çatışması tartışmaları bağlamında bir Judeo- Hıristiyan medeniyetinden bile söz edildi.
- Bu bakış açısı zaman içerisinde yüzyıllar içerisinde birinin lehine, diğerinin aleyhine değişiyor ama mantık değişmiyor. Kitabıma Shakespeare'in Othello'sunu ve Venedik Taciri'ni örnek olarak aldım. Şimdi siz bana söyleyin, bir Mağripli Arap olan Othello mu daha iyi bir karakter, yoksa Yahudi bir tefeci olan Shylock mu? Ya da Goethe zamanını ele alacak olursak, Doğu-Batı Divanı'nda şair İslam'ı büyük bir medeniyet olarak görüyor ve tanımlıyor ama Yahudiler hakkında olumlu hiçbir şey söylemiyor. Avrupa için bazen biri daha iyi, diğeri daha kötü olmuş.


BİZE ULAŞIN