Geçen haftanın notlarından

Kim demiş Türk dizilerinde sadece uzun sahneler, dakikalar süren bakışmalar, asla sonu gelmeyen diyaloglar var diye. İtiraf ediyorum: Ben bu aralar Son'a takıldım. Önce Berkun Oya yazıyor diye başlayan bu aşk, sonradan, karışık nizamda, zamanda bölünen polisiye, politik, paradoksal tadıyla ilgimi çekti. Bu hafta da Twitter üzerinden sormak suretiyle Ali'nin bürosunun önünde durduğu o muazzam vitrayların Balat Karakolu, Ali'yle Halil'in öğle yemeği yediği beyaz örtülü meyhanenin Yedikule'deki Safa olduğunu öğrendim. Yattığın kanepeden sevdiğin İstanbul keşfi bu olsa demek.
Modaya uygun mudur, podyuma çıkarsa tutar mı bilmem ama ben Avustralyalı Karla Spetic'in (karlaspetic.com) tasarımlarını beğendim.
Orada burada puzzle tamamlar gibi parçalarını bulmak yerine, Maslak'taki Otomotion'a gidip NTV Yayınları'ndan çıkma bütün çizgi romanları topla derim. Hepsine bu ay verecek param yok dersen de 1. Hugo Pratt - Corto Maltese: Tuzlu Denize Balad + Gençlik Yılları 2 Edgar Allan Poe - Kısa Hikayeleri 3 Oscar Wilde - Dorian Gray'in Portresi. Dört kitabın toplamı 50 TL'nin altında.
Galatasaray'da bulunan Yapı Kredi son sergisini yapacak, ardından kapanacak. 10 Mart'ta açılıp, 15 Nisan'a kadar sürecek Ali Cabbar'ın işlerinden oluşan Kırmızı Koridor'daki tüm eserler beden dilini kullanan, yüzleri görünmeyen figürler üzerinden günümüzün yaptırımlarını, güçlerini, değerlerini, umutlarını, yasaklarını ve inançlarını eleştirel bir yaklaşımla işliyor.
Salı geceleri arkadaş hatrını bile ikiletmeden gittiğim tek yer Corridor. Corridor'da o gece avaz avaz bağırıp, Türkçe şarkılarla kurtlarımızı dökmemize neden olan adam Osman. Bahar gelip de, Corridor tatile çıktığında Osman başka mekanlara yelken açacak. O yüzden hazır mahallenin barıyla, mahallenin en esaslı DJ'i aynı ortamdayken, (bunu üçleme yapmak için mahallenin en iyi dirty martini'lerini yapan Gökçe'yi de ekliyorum) salıları üşenmeyin, Reasürans Pasajı'na gelin.
Evde limon bulamayınca mide dostu naneyi portakalla kaynattım. Çok güzel oldu, tavsiye ederim.

Haftaya buluşalım haftaya
12 Mart Pazartesi:
Coy Tyner TrIo w/ specI al guest Joe Lavano @ garajistanbul (Yeni Çarşı Cad. 11/A)
80'den fazla albümlü, dört Grammy ödüllü, bir zamanlar New York Blue Note'da dinleme zevkine erişmiş olduğum, modern cazı yeniden şekillendiren efsanevi piyanist. Geliyor. Kaçırma.

13 Mart Salı:
DJ FItz @ Arkaoda (Kadife Sokak No: 18/A)
Avrupa Yakası'nı boş geçip, bu salı Anadolu kıyılarını gittiysen tek durağın var: Arkaoda. Çünkü: Berlin'in önemli underground konser mekanlarından West Germany'nin kurucusu, son zamanların en heyecan verici podcast'i Doodcast'in yapımcısı ve sunucusu DJ Fitz orada.

14 Mart Çarşamba:
Jak Baruh - Metropole Bakmak @ PG Art Gallery (Boğazkesen Caddesi No:76/B Toph ane)
New York'un gökdelenlerinden caddelerde koşturan insanlarına, ambulansların içindeki hayatlardan kanalizasyon deliklerinden yükselen dumanlarına. Jak dijital teknoloji sayesinde, şehrin görüntülerini bir araya getirerek çok katmanlı bir etki yaratıyor.

15 Mart Perşembe:
Murat Ak agündüz, Cehenn em - Cenn et @ Galeri Mana (Ali Paşa Değirmeni Sok. No: 16-18 Toph ane)
Adını da, seçkilerini de, mekanını da (kıskançlıkla) sevdiğim Galeri Manâ'da 15 Mart - 28 Nisan arasında Anadolu coğrafyasını çok iyi tanıyan Murat Akagündüz, ıssızlaşmış Anadolu manzaraları üzerinden bu coğrafyanın toplumsal ve kültürel gerçekliklerine ve erozyona uğramakta olan bir toplumsal belleğe dair yeni bir anlatı kurguluyor.

16 Mart Cuma:
Modeselektor @ Babylon (Şeyhbender sokak no: 3, TA KSİM )
Fransız asıllı Berlinli ikili Gernot Bronsert ve Sebastian Szary. Babylon'un da dediği gibi bu konser kaçmaz çünkü 1. Apparat ile beraber yarattıkları projeleri "Moderat" ile son on senenin en iyi albümlerinden birine imza attılar. 2. Modeselektor, Thom Yorke'un favori grubu. Kendisi de zaman zaman vokalleriyle bizzat bu ikiliye destek olmaktan çekinmiyor.

17 Mart Cumartesi:
OlIvIa LeIgh @ Hayal Bistro (Meşelik sokak, no: 10, Taksim)
Rolling in the Deep, Chasing Pavement, To Make You Feel My Love, Someone Like You. Bu parçaları tabii ki sen Adele'den bildin. Ama bu demek değil ki Olivia da söyleyemez. Dene, bir bak, bakalım hoşuna gidecek mi?




BİZE ULAŞIN