Yunan Adaları bizi bekliyor

Vize kolaylığı, düşürülen fiyatlar Yunan Adaları'nı en gözde tatil alternatiflerinden biri haline getirdi. Öyle ki gemiye, uçağa atlayan soluğu adalarda alıp, yemeklerin ve eğlencenin keyfini çıkarıyor

Yunanistan yaşadığı ekonomik krizle dünyanın başına dert olunca, çareyi turizmde bulmuş. İyi de olmuş... Fiyatlar düşmüş, komşumuzla aramızdaki gerginlik sönmüş. "Türkiye'den geldim," diyorsunuz anında Türkçe "Hoşgeldin arkadaş," cevabıyla karşılaşıyorsunuz. Ardından bir bardak içki ikramı ve yine Türkçe, "Şerefe," lafı geliyor. Pek sıcaklar, Türkiye'den gelenlere daha bir yakınlar. Zaten yemekler yakın, adetler yakın... Hal böyle olunca Yunanistan'da fazla yabancılık çekmiyorsunuz. Tabii dünyanın dört bir yanından gelen turistleri saymazsak. Sanki bu yaz, Yunan Adaları çıkarması yaşanıyor. Gemiye atlayan, Atina'dan feribotu yakalayan ya da pırpır uçaklarda yer bulan doğru Mikonos'a ve Santorini'ye gidiyor. O halde geri kalmamalı. Geçen yıl tatilin parlayan yıldızı Dubrovnik'in tahtını sallayan, Yunan Adaları'nı keşfe çıkmalı. Ne yenir, ne içilir, nereden denize girilir ve nerede eğlenilir bir bakmalı. Foto muhabiri arkadaşım Cenk Ertekin'le yollara düştük ve en popüler adaları sizin için ziyaret ettik. İstikamet Santorini ve Mikonos. Ekonomik kriz buralarda pek kaygı yaratmamış. Oteller dolu, kafe ve restoranlarda yer bulmak güç. Ama "Yer bulamadım," diye üzülmeye lüzum yok. Çünkü Yunan Adaları'nda saatle pek işiniz olmuyor. Gece 23.00'te bile gidip mezenizi, balığınızı söylüyorsunuz, gece 01.00'e kadar yemeğinizi güzel güzel yiyorsunuz. Öyle "Mutfak kapandı, servis bitti," derdi de yok. Hem yemek sonrası hâlâ alışveriş ya da dondurmalı kahve için vakit var. Ah keşke biraz da hızlı olsa Yunanlılar... Artık, Türkiye'den Yunanistan'a gitmek daha kolay. Bodrum, Fethiye'den pasaportunuzla bir form doldurup Rodos ve Kos'a feribotla geçebiliyorsunuz. Konsoloslukta beklemek, vize için evrak toplamak yok. Yakında vizesiz seyahat edilebilecek adaların sayısı artacak. Fakat eğlence adası Mikonos ve romantizm adası Santorini'ye gitmek isterseniz vize almanız gerekiyor.

ROMANTİZM ADASI
Mikonos'la Santorini genellikle birlikte anılan iki ada. Oysa siyahla-beyaz kadar zıtlar. Tek benzerlikleri, muhteşem mimarileri. Beyaz, mavi çatılı şapelleri, şık butik otelleri birbirine benziyor fakat iki adanın da yaşam konsepti çok farklı. Biz gezimize Santorini'den başladık. Volkanik adalar grubu olan Santorini'de M.Ö. 1650-1450 yılları arasında püskürmeye başlayan volkan, adanın 73 kilometrelik bir alanının deniz altında kalmasına neden olmuş. Birkaç adacıktan oluşan Santorini'nin yerleşim başkenti Fira adlı büyük ada. Fira'dan botlarla geçilen Thirassia Adası ise 40 hanenin yaşadığı ufacık bir köy. Santorini'de hissettiğiniz ilk şey huzur. Adanın tepesinde yer alan Fira'daki kafelerden birinde oturup adayı ve muhteşem deniz manzarasını seyrederken "İyi ki gelmişim," diyorsunuz. Adada görmeniz gereken yerler birbirine çok yakın değil. Bu yüzden araç kiralamakta yarar var. Ufak bir otomobilin kirası günlük 35 avro. Sigorta içinde de 10 avro veriyorsunuz. Gençler 25 avro'ya atv kiralıyor. Motosiklet kirası günlük 15 avro.

EVLENMEK İÇİN GELİYORLAR
Santorini'ye gelen herkes mutlaka Oia (ayo diye okunuyor) Köyü'ne uğruyor. Her yaz Uzakdoğu'dan 800 çift evlenmek için buraya geliyormuş. Uzakdoğulular burasının uğurlu olduğuna inanıyor. Yunanistan'la ilgili tanıtım fotoğraflarında hep mavi çatılı şapeller vardır, işte o fotoğrafların çekildiği yer burası. Arnavut kaldırımlı, daracık sokaklarında yürürken kayalıklar üzerine kurulmuş muhteşem yalıları ve evleri görüyorsunuz. Köyün denize bakan cephesinde kafe ve restoranlar yer alıyor. Arka tarafta, sanat galerileri ve hediyelik eşya satan tezgahlar var. Gün batımı buraya uğramak için en iyi vakit. Örneğin Sunset Cafe'de oturup öğlen yemeğinizi yiyebilir, gün batımında şampanyanızı yudumlayabilirsiniz.

PLAJ PARTİSİ ARAMAYIN
Santorini'de kuzeyden güneye doğru gittikçe plajların rengi değişiyor. Siyah, kırmızı ve beyaz plaj seçenekleriniz mevcut. Plajlar oldukça sakin. Kilometrelerce devam ediyor. Giriş ücreti yok. Ama şezlong ve şemsiye için 3.50 avro ödüyorsunuz. Denizi çok tuzlu değil ve soğuk. Biraz Datça'yı, biraz Bozcaada'yı andırıyor. Önde deniz ve hasır şemsiyeler, arka sırada ise yan yana restoranlar var. Restoranların hepsi öğlen için özel menüler hazırlıyor. Mesela iki kişilik ahtapot ızgara, kalamar ızgara, taze balık, salata ve yarım şişe şarap 18 avro.

Yapmadan dönmeyin
Santorini, şarabıyla ünlü bir ada. Mutlaka tatmanız gereken şaraplar var. Vinsanto, tatlı bir şarap. Genelde yemek sonrası hazmetmek için içiliyor ya da Yunanlıların deyimiyle yemeği güzel sonlandırmak için. En popüler beyaz şarap ise Nykteri. Gün batımında Oia Köyü'ndeki Sunset Cafe'de bu şaraplardan birini yudumlarken muhteşem manzaranın keyfine varın derim.
* Amudi, taverna bölgesi olarak anılıyor. Yalnız tavernalarda canlı müzik, tabak kırmak gibi aktiviteler asla olmuyor.
* Fira'daki Nicolas öğlen yemeği için ideal. Konumu gereği esintili bir yer ve yemeklerin görüntüsü ve tadları muhteşem. Deniz mahsullü makarnada iddialılar.
* Burada yemeniz gereken balıklar mercan, barbun, deniz levreği... Mangala atılıyor, bütün olarak piştikten sonra beyaz peynirli, zeytinli Yunan salatası eşliğinde servis ediliyor.
* Santorini'nin balı da meşhur. Ama karamalize olmuş halde satılıyor. "Bu alınır mı?" diye soruyorsunuz. "Sıcak ekmeğin üzerine önce tereyağı sonra balı bir sürün, sonra görüşelim," yanıtını alıyorsunuz. Sonuç mu: Bence haklılar.
* Oia Köyü'nün girişinde şarap tadım evleri var. Mutlaka uğrayın.
* Skala isimli restoranda karışık omlet ve fava deneyin.
BİZE ULAŞIN