Film izliyorum, kitap okuyorum. Erkeğe ihtiyacım yok

Engellilerin koruyucu meleği Dilek Sabancı, engelli sporcular için hazırladığı yeni bir projeyle karşımızda. Yeni projesi için kapısını çaldığımız Sabancı hayatını, babasını, ilişkilerini ve engelli bir Sabancı olmayı anlattı

Sabancı Ailesi'nin en renkli simalarından biri Dilek Sabancı. O, Türkiye'nin en varlıklı ailelerinden birinin kızı olmakla yetinmedi. Doğuştan itibaren taşıdığı engeliyle yüzleşti, mücadele etti. Bununla da kalmadı, Türkiye'de yaşayan engelliler için hep çalıştı Dilek Sabancı, engellileri hiç unutmadı. Geçtiğimiz günlerde açıklanan ve büyük ilgi gören, Sabancı Vakfı'nın desteklediği engellilere yönelik 'Algı ve Ayrımcılık' araştırmasında da dahli var. Ne kadar varlıklı da olsa o da, 'yüzde 70'i engelli komşu istemeyen' insanların, ülkesinde yaşıyor. Şimdi de kollarını engelli sporcular için düzenlenen Özel Olimpiyatlar için sıvamış ve bir proje hazırlamış. Engelli sporcuları desteklemek için beş liraya satılan ayakkabı bağcıkları üretilerek satışa çıkarılmış. Sabancı projeden çok umutlu. Proje vesilesiyle kapısını çaldığımızda, oldukça mütevazı ve neşeli birini bulduk karşımızda. Dilek Hanım, hiç durmuyor; seyahat etmek, yardım projelerini desteklemek, yaşam biçimi onun için. Başlayıp bırakmıyor, hem projelerle hem de yardım ettiği insanlarla tek tek ilgileniyor, akşam yemeklerini yeni projeler bulmak için görüşmeler yaparak geçiriyor. Dilek Sabancı, hayatını, babasını kaybettikten sonra yaşadıklarını, Sabancı adını taşımayı ve engelli bir birey olmayı içtenlikle anlattı.

- Sizi yine engelliler için yapılan bir projede görüyoruz. Sizce nasıl çözülür engelli sorunları?
- Aslına bakarsanız üçlü bir çözüm uygun olur. Hem Avrupa Birliği hem de ABD'den vakıf ve derneklerle ortaklıklar kurulabilir, ayrıca Türkiye'de devlet ve özel sektör ilgilenebilir. Biz şimdi Başbakan Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla çalıştay kurduk. Engellilerin sorunları üzerine çalışacağız ve sonuçları sunacağız. Bunun içinde rehabilitasyondan günlük hayata her şey yer alacak. Meslek edinmelerine de değineceğiz. Ayrıca Sabancı Üniversitesi'nde de bir çalışma yapılıyor. Zor koşulların bazıları bile değişse kardır. Yardım nasıl yapılmalı da önemli bir konu. Mesela rampa yapıyorlar dağa çıkar gibi. AK Parti, bu işe özen gösterdi, farklı davrandılar. Başbakan'ın 2023'e kadar çılgın projeleri var, bu da onlardan biri olabilir. Engelliler için altyapının değiştirilmesi gerek. Keşke devletimiz biraz daha destekleyebilse. Anladığım kadarıyla şundan korkuyorlar: Pek çok kişi böyle şeyleri yapmış gibi gösterip devleti suistimal ediyor. Devletimiz de bunun için önlem almaya çalışıyor.

- Siz bir engelli olarak, engellilerin neler yaşadığını daha iyi biliyorsunuz...
- Biz yaşadığımız için elbette çok daha kolay empati kurabiliyoruz. Ama yaşamasaydım da bende o yürek var, ben yine de empati kurardım. Hiç unutmam, bir gün babama şunu sordum, 'Sen bu rehabilitasyon merkezini, engelli okullarını Metin ve benden dolayı mı yaptın?' Babam, 'Tabii ki etkisi var çünkü benim ciğerim yandı ama aslında hiç o yüzden değil, hatta alakası yok,' dedi ve bana şunu sordu; 'Ben körler için yardım merkezi de yaptırdım, bizim ailede kör var mı?' Bir düşündüm yok. Öyleyse babam biz olmasak da bunu yapardı diye düşündüm.

- Babanızın sizinle ve engelli kardeşinizle ilişkisi nasıldı?
- Eskiden insanlar engelli çocuklarını saklıyorlardı, çok utanılırdı. Oysa babam kaç sene öncesinden, 'Engelli çocuklarınızdan utanmayın, bakın ben oğlumu ortaya çıkartıyorum,' dedi. Engelli çocuklar aileleri tarafından saklanıyor, 1997'de görme engelliler okulu yaptık öğrenci bulamadık. Ama babamın etkisi çok oldu. Bir de paranın o kadar önemli olmadığını söylerdi, 'Para her şey değil. Ben oğluma bir ayakkabı bile alamıyorum,' dedi.

- Çocukken üzüldüğünüz oldu mu durumunuza?
- Oldu, ama ben neden böyleyim diye değil; 'Niye koşamadım, oynayamadım?' diyordum. Bunlara üzüldüğüm oldu ama sonra benim böyle doğmamın takdir-i ilahi olduğunu, benim böyle doğmuş olmamın başka insanlara yardımcı olmam için vesile olduğunu öğrendim. Kardeşim Metin'in de böyle olmasının nedeni var. Para da verdi ki bize Allah, biz herkese yardımcı olabilelim. Ben öyle pek yüzeysel yaşayamam. Ben hiçbir zaman sırf para harcamak için akşam yemeklere giden, sırf para harcamak için sosyetik insanlarla oturup yüzeysel konuşan bir insan değilim, öyle olamam da. Ben bir yemeğe gidiyorsam mutlaka bir proje söz konusudur.

- Varlıklı bir ailede olmasaydınız hayatınız nasıl olurdu?
- Çok büyük fark olurdu. Yoksul aileler onlara ne verilirse onunla yaşıyor. Seçme şansları yok. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın pek çok çalışması var. Oralara gelen çocukların maddi durumu hiç yok. O çocukların halini düşünüyorsunuz... Metin Sabancı Vakfı'na da gelirler çok. Benim açımdan soracak olursanız, param olmasaydı yine yardım etmeye çalışırdım.

- Kadın bir engelli olmakla erkek olmak arasında fark var mı?
- Bence hiç fark yok. Muamele aynı. Şimdi şunu hatırladım, ben çocukken bana çok sorarlardı, hatta 20 sene öncesine kadar hep sorulurdu, 'Ayağına ne oldu?' diye. Şimdi neredeyse hiç sormuyorlar. Demek ki birtakım şeyler değişmiş. Küçük çocuklar da beni tekerlekli iskemlede görünce hiçbir şey sormuyorlar. Eskiden çocuklar mutlaka sorarlardı. 'Neden tekerlekli iskemledesin, ne oldu ayağına?' diye. Sebebi engellilerin eve kapatılmasıydı. Şimdi görüyorlar ve normalleşiyor. 'Ha bu da onlardan biri,' diyorlar.

- Özel Olimpiyatlar dünya çapında engelliler için büyük önem taşıyor. Sizce Türkiye'de yapılması rüya mı?
- Rüya değil. Sanırım 2020'de Dünya Olimpiyatları'nın Türkiye'de yapılması söz konusu. Sayın Başbakan'la da konuşmak istediğim bir konu bu, hazır Dünya Olimpiyatları Türkiye'de yapılacakken öncesi ya da sonrasında Türkiye'de Özel Olimpiyatlar da yapılabilir, neden olmasın? Dünya Olimpiyatları yapıldığında altyapı sağlanmış oluyor, bundan Özel Olimpiyatlar da faydalanabilir. Başbakan'ın desteklemesi maddi manevi önemli. Çünkü o desteklediği zaman herkes destekler.

ARTIK BİRİNE TABİ OLMAK ZOR
- Sizin bir İtalyan sevgiliniz vardı son duyduğumuzda. Hâlâ birlikte misiniz?
- Bitti, olmadı yürümedi

- Ayrılık sebebi kültür farkı mı?
- Hayır, hiç onunla alakası yok. Anlaşamadık birtakım sorunlar yaşadık.

- Peki şu anda kimse var mı?
- Hiçbir özel arkadaşım yok. Ve son derece de mutluyum. Çünkü ben kendi kendimi çok güzel oyalayabilirim. Kitap okumayı, film izlemeyi çok severim. Çok fazla kitap okurum. Türk de yabancı da film çok severim. Onun için illa hayatımda biri olsun istemem. Bazı insanlar, çok ister her dakika biri olsun. Birine çok fazla bağımlı olunca, bana göre insan çok fazla oyalanıyor. Her dakika ona adapte olmak zorunda kalıyorsunuz. Sizin yapmak istediğiniz ona uymuyor, onun yapmak istediği size uymuyor. Ben diyorum ki onun da yaşı var. Ama gençken olsaydı doğru biri, 20-25 yaşlarındayken zaten beraber büyüyorsun, o yürüyor. Ama belli bir yaştan sonra birine tabi olmak çok zor.


BİZE ULAŞIN