Orada bir köy var uzakta / O köy....

TFF-Ülker iş birliğiyle düzenlenen futbol köylerinin Sakarya ve Kocaeli ayağını ziyaret ettik. Binlerce mezunu bulan bu proje Türkiye'nin eğitimli sporcu eksiğini tamamlayabilir

Yazıya geçmeden başlığı tamamlayayım:
Umudumuzdur. "Türkiye'den neden bir Socrates, neden bir Cantona çıkmaz?" sorusu, sol tandanslı futbol sohbetlerinin vazgeçilmez mezelerindendir. Birbirinin aynısı konuşan, saha dışında pek topa girmeyen futbolcu havuzundan farklı bir tipin çıkması hep özlemdir. Şu an elimizde tek bir değer, Arda Turan var. O da 'halkların kardeşliği' vurgusu üzerine Mehmet Ağar'ı hapiste ziyaret edecek kadar marjinal!
Doğruyu söylemek gerekirse spor gazetecisi olmasaydım ben de aynı 'romantik dilenciliği' yapardım sanki. Lakin İsrail hapishanelerinde açlık grevi yapan Filistinli futbolcu Mahmud Sarsak'a destek veren Cantona gibi biri şimdilik hayal. İhtiyacımız olan, ileride fikir-proje üretebilecek sporcu sayısının artması.
İşte bu noktada Türkiye Futbol Federasyonu'nun (TFF) eğitim projeleri büyük önem kazanıyor. Ülker'in desteği ile bu yıl Erzurum, Isparta, Nevşehir, Sakarya, Sinop, Gümüşhane ve Kocaeli olmak üzere yedi ilde düzenlenen TFF-Ülker Futbol Köyleri'nden ikisini ziyaret ettim. İlk durağımız Sakarya'daki genç erkekler köyü oldu. İdari Koordinatör Serhat Sütlü yönetimindeki kampta ilk dikkatimi çeken, genç futbolcu adaylarının "Merhaba", "Hoşgeldiniz" gibi kelimeleri gayet içten söylemeleriydi. Çocuklar kendilerini askeri bir eğitimde değil daha çok ailede gibi hissediyordu. En düzenli odanın ödülü dondurmaymış mesela! Bizim ekiple küçükten bir teftişe çıkarken iki genci odada yakaladık. "Bu kamptan neler öğrendiniz?" dedim, biri başladı hemen "Topla rakibin arasına girmeyi, savunmada pozisyon almayı..." "Sen sahayı bırak. Kamptan ne öğrendin?" diye sorduğumda, ikisi birden gözleri parlayarak "Arkadaşlığı, takım olmayı," yanıtını verdi.

Ailelere büyük iş düşüyor
Beşiktaş'Tan Muhammet Demirci, Fenerbahçe'den Beykan Şimşek ve Galatasaray'dan Berk Yıldız daha önce yolu 'köy'e yola düşenlerden. Bu jenerasyondan da ileride ismini çok duyacaklarımız olacakmış.
Kocaeli'ndeki kızların kamp yerine girdiğimde, ani bir refleksle "Mustafa Özer değil mi bu?" dedim. Hani şu 1995-96 sezonunda Fenerbahçe'ye transfer olan, şampiyonluk yaşayan ve İstanbul'da bir sene kalan Mustafa Özer. Mustafa hoca aynı Serhat hoca gibi bizleri sıcakkanlı karşıladı. Vakit kaybetmeden kızların yaratıcı drama dersine girdik. İlk sınıfta İspanya Milli Takımı'nın da yaptığı, dört kişilik ekiplerin köşe kapmaca oyunu vardı. Diğer tarafta bireysel yarışılan ama yine ekip ruhunu ortaya koyan bir oyun izledik. Kızların panoya bıraktıkları notları okumaktan büyük zevk aldım. (Favorimin resmini de çektim zaten.) Mustafa hoca kampa kız bulmanın zorluklarından dem vursa da, gelecek için umutlu konuştu.
Sakarya-Kocaeli arasında geçen o bir gün, beni de gelecek adına umutlandırdı doğrusu.
Azimle çalışan idarecilerin, gönüllülerin, sponsor ekibinin çabalarının meyvelerini görmek en büyük dileğim. Belki bir gün, spor bakanının sporcu olduğu bir ülkede yaşarız, kim bilir...

Fair play öğretildi
Futbol Köyleri, bu yıl 12-13 yaş grubunda, Türkiye'nin dört bir yanından 160'ı kız toplam 400 çocuğu daha ağırlayarak mezun sayısını 3 bin 600'e çıkardı. Her bir futbol köyünde 8 kişi olmak üzere toplam 56 futbol eğitmeni görev aldı. Her köyde 39 saat futbol eğitimi ve 3 saat futsal eğitimi verildi. Yine de tekrarlamakta fayda var. Çocukların fair play'i, rakibe saygıyı küçük yaşta öğrenmeleri, dengeli beslenme, satranç, drama gibi hayat boyu yararlanacakları eğitimler almaları ve sosyalleşmeleri de çok değerliydi.

Futbol Köyleri'nde verilen eğitimler:
Futbol-Futsal-İlk yardım: TFF Çevre Bilinci: İl çevre müdürlükleri Satranç: Satranç Federasyonu Dengeli Beslenme: Sabri Ülker Gıda Araştırmaları Vakfı Yaratıcı Drama: Ekol Drama Farklılıklara Saygı: Toplum Gönüllüleri Vakfı

BİZE ULAŞIN