Altın Portakal manzaraları

Bir Antalya Altın Portakal Film Festivali daha bitti. Geriye jüri başkanı Hülya Avşar'ın fevri çıkışı, 'festival teyzelerinin' tepkileri, sarmalı film izleme seansları gibi birçok unutulmaz olay kaldı. Biz de festivalin 'en'lerini seçtik

EN FEVRİ HAREKET
Ulusal Yarışma'nın jüri başkanı Hülya Avşar'ın, Derin Düşün-ce filmiyle ilgili psikologlardan rapor alması ve sonrasında diğer jüri üyeleriyle yaşadığı kriz, festivale damgasını vurdu. Jürinin bu rapor hamlesini kabul etmemesi üzerine Avşar "Bu bireysel bir girişimdir," açıklamasında bulunsa da bu eylem, festivalin en fevri hareketi olarak hafızalarda yer etti.

EN TARTIŞILAN FİLM
Çağatay Tosun'un Derin Düşün-ce filmi, Hülya Avşar'ın gereksiz çıkışı nedeniyle tartışılsa da, Hrant Dink cinayetinin perde arkasını anlatan Hile Yolu önemli bir tartışma konusuydu. İlk elden "Katilleri kahramanlaştırıyorsunuz," eleştirilerine muhatap olan film için yapımcı "Öyle bir niyetimiz yok," cevabını verdi ve filmi çekme nedenlerini anlattı: "Katillere karşı anlayışlı olmamız gerekmiyor ama cinayetin perde arkasındaki ilişkileri bilmeliyiz. Filmin çıkış noktası, cinayet soruşturmasında bulunamayan iki buçuk saatlik kayıp görüntüler. Dava dosyasında da bahsedilen bu görüntüler özel programlarla silinmiş. Görgü tanıkları o gün iki kişinin daha orada olduğunu söylüyor. O görüntüler kayıp olduğu için bu filmi yaptık."

EN ABSÜRD FİLM İZLEME HALİ
Tamam sinemalarda mısır yenir, kola içilir de bir festivalin gala gösteriminde sarma ve kek yenmesine rastlamak kolay değildir. Ama oldu! Bir grup seyirci güne gelir gibi, sarmaları, kekleri yapıp AKM'nin yolunu tutmuş. Gösterim sırasında yiyecekleri birbirlerine ikram ederek filmi izlediler. Ortalığı yemek kokusu sarınca, görevlilerin uyarılarına verilen tepki ise herhalda sinema tarihine geçer: "Sen de bak şu sarmanın tadına evladım."

EN ÇOK ALKIŞ ALAN JÜRİ ÜYESİ
Altın Portakal'da jüri üyelerinin salona girerken alkışlanması son birkaç yılın adeti. Ama bu yıl alkış ritüeli, bir rekabete dönüştü. En kuvvetli alkışı, beklendiği gibi Hülya Avşar değil, jüri üyelerinden Selçuk Yöntem aldı. Kuvvetli alkış alan bir diğer jüri üyesi de Sümer Tilmaç'tı. Bu alkış rekabeti jüri içinde esprilere neden olmuş.

EN SAMİMİYETSİZ DURUM
Toprağın Çocukları filmi izlenirken seyirciler bol bol alkışladı. Lakin bu alkış furyasıyla geçen yıl Antalya'da ödül alan filmlerden birinin ekibindeki sinemacı da dalga geçip durdu. "Halk için sinema yapıyoruz," sözleri hafızalarda dururken o sinemacının bu 'dalga haline' ne demeli, bilmiyorum.

EN RENKLİ SEYİRCİ TİPİ
Altın Portakal'da 'festival teyzeleri' olarak tanımlanan farklı bir seyirci kitlesi var. Her yıl soru ve yorumlarıyla gündeme gelirlerdi ama bu yıl gerçekten sazı ellerine aldılar. Belli ki örgütlenmişler, galalarda, söyleşilerde, tekrar gösterimlerde hep karşımıza çıktılar. Festivalden festivale Türk filmi izleyen, yıl içinde yabancı film izlemeyen, dizileri takip eden bu teyzeler, izledikleri filmlerde net mesaj istiyor. Amaçları filmlerde gülmek ya da duygulanmak. Göndermelerden, alt metinlerden hoşlanmıyorlar.

EN ÇOK TEPKİ TOPLAYAN YÖNETMEN
Sinan Çetin'in çektiği Çanakkale Çocukları filmi, festivalde yarışma dışı gösterilen filmlerinden biriydi. Gösterime katılım yoğundu. Fakat film başladıktan bir süre sonra salondan epey çıkan oldu. Kimi "Olmaz böyle şey," diyerek tepkisini gösteriyordu kimi de "Bir Atatürk fotoğrafı bile koymamış filme," diyerek Sinan Çetin'e kızıyordu. Ama bir seyircinin kameralar önünde avaz avaz "Sinan Çetin Antalya'ya giremez," şeklinde bağırması, olaya noktayı koydu.

EN İYİLER
Ulusal Yarışma'da yer alan 10 filmden sekizi ilk filmdi. Yarışma seçkisi geçen yıla oranla daha kaliteli olsa da yine de beklenen düzeyde değildi. İçerik konusunda her film, memleketin bir yarasına parmak basmak istemiş ama sinematografik olarak ya da eskilerin deyişiyle 'film lisanı' konusunda oldukça peltektiler. Üç film Zerre, Küf ve Güzelliğin On Par' Etmez, Altın Portakal'ın bu yılki iyileri olarak öne çıktı. Bu filmlerin yönetmenleri Erdem Tepegöz, Ali Aydın ve Hüseyin Tabak'ın sinemaya sağlam bir adımla başladıklarını söyleyebiliriz.

EN DUYGUSAL AN
Köy Enstitüleri'ni konu alan Toprağın Çocukları filminin söyleşisinde yaşananlar unutulacak gibi değil. Yönetmen Ali Adnan Özgür'e soru sormak için mikrofonu kapan seyirciler, önce duygusal bir konuşma yapıp gözyaşlarını akıttıktan sonra suallerini yöneltebildi.

EN TUHAF REKLAM
Filmler başlamadan önce beyazperdeye yansıyan reklamlar arasında Çinli bir firmanın reklamı vardı. Bir grup genç Çinli bize bir şey anlatıyordu, ama Çince bilmediğimiz ve altyazı da olmadığı için kimse reklamın hedef kitlesi olamadı. Bir süre sonra reklam çıktıkça alkış kopmaya başladı. Festival yönetimi olayın tuhaflığını anlamış olmalı ki, bir süre sonra reklam kaldırıldı.

EN İŞLEVSEL UYGULAMA
Her film öncesi "Telefonunuzu kapatın!" ya da "Sesini kısın," uyarılarına rağmen gala gösterimlerinde cep telefonları sesinden geçilmiyor. Ama bu durum seyircilerin uyarıları dikkate almamasından değil, onların cep telefonlarının özelliğini bilmemesinden kaynaklanıyor. Festival görevlileri bunu anlamış olacak ki şöyle bir uygulama devreye sokuldu. Telefon çalmaya başlayınca seyirci, telefonunu görevliye uzatıyor. Görevli de telefonun sesini kısıyor.

EN BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞI
Festivalin yarışma filmleri arasında bulunan Tunç Okan'ın Umut Üzümleri merakla bekleniyordu. Ne de olsa Otobüs, Fikrimin İnce Gülü gibi iki önemli filmi çekmiş bir yönetmenin projesiydi Umut Üzümleri. Ama filmi izleyince büyük bir hayal kırıklığı yaşandı. Anlaşılan 19 yıldır film çekmeyen Okan'a aradan geçen zaman iyi gelmemiş.

EN KÖTÜLER
Açılış gecesinde Ömür Gedik'in performansı... Bir seyircinin Pazarları Hiç Sevmem filminin yönetmenine "Bu boş bir film," demesi... Yabancı filmlerdeki altyazıların çevirileri... Zerre filminin basın bülteni... Hülya Avşar'ın Derin Düşün-ce ile ilgili görüşlerini ulu orta paylaşması...

BİZE ULAŞIN