Kim bu yönetmenler?

Altın Portakal, artık genç yönetmenlerin gövde gösterisi yaptığı bir festival oldu. Bu yıl Ulusal Yarışma'daki 10 yapımdan sekizi ilk film olunca biz de 'Kim bu yönetmenler?' sorusuna cevap aradık

Antalya Altın Portakal Film Festivali, son birkaç yıldır genç yönetmenlere iyiden iyiye kucak açmaya başladı. Her sene ilk filmini çeken birkaç yönetmenle tanıştırıyor bizi. Ama bu yıl çıtayı epey yükselttiler. 10 filmlik Ulusal Yarışma seçkisinde sekiz yapım, yönetmenlerinin ilk sinema filmiydi. Daha Altın Portakal'da yarışacak filmler açıklanınca 'Kim bu yönetmenler,' diye birçok insan soruyordu birbirine. Festival oldu bitti. Tunç Okan (Umut Üzümleri) ile Vali filmiyle tanıdığımız Çağatay Tosun'un (Derin Düşün-ce) dışındaki yönetmenlerle, festival vesilesiyle tanıştık, filmlerini izledik. Yönetmenlerin çoğu mektepli, kimi Viyana'da kimi Prag'da okumuş. Elbet sonradan dümeni sinemaya kıranlar da var. Çoğu 80'li yılların başında dünyaya gelmişler. Sinema anlayışlarında belirgin bir biçimde ortak noktaları yok belki ama, sinema sevgisi hepsinin iliklerine işlemiş durumda.

HANEKE'NİN ÖĞRENCİSİ
Hüseyin Tabak (31) / Güzelliğin On Par' Etmez:
Festivalde en iyi film dahil altı ödül alan Güzelliğin On Par' Etmez filminin yönetmeni Hüseyin Tabak, Kahramanmaraş'tan Almanya'ya göç eden bir ailenin çocuğu. Almanya doğumlu Tabak'ın sinema macerası küçük yaşta film setlerinde çalışarak başlıyor. Sonra da Viyana Film Akademisi'nde okuyor. Usta yönetmen Michael Haneke'nin öğrencilerinden. Henüz öğrenciyken okulundan onur ödülü alma başarısı gösterecek kadar başarılı. Tabak'ın, pek çok ödül alan Cheeese adlı kısa filmi, Kick Off adlı belgeseli bulunuyor. Güzelliğin On Par' Etmez, ilk uzun metrajlı filmi. Bir mülteci ailenin yaşadıklarını evin küçük çocuğunun gözünden anlattığı filminin, Haneke'yi de etkilediğini belirtelim. Yönetmenin öykü sinemasına yatkın olduğu açık. Senaryo yazma konusunda becerikli. Yılmaz Güney belgeseli çekmeyi planlıyor. Tabak'ın, adını sıkça duyacağımız bir sinemacı olacağına kuşkunuz olmasın.

GELECEĞİN ASLANI
Ali Aydın (31) / KÜF:
12 Eylül askeri darbesinin karanlık günlerinde İstanbul'da doğan yönetmen, Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Yönetimi'nde okuyup video sanatına gönül verse de sonradan sinema galip geliyor ve kimi dizi, film setlerinde asistan olarak çalışıyor. Setlerde film çekmenin zorluğunu görüp biraz hayal kırıklığı yaşıyor, ama içindeki son umutla Küf'ün senaryosunu yazıyor. Sonrasında Yeni Sinemacılar'dan yapımcı Sevil Demirci ile tanışması Küf'ün hayata geçirilmesindeki önemli bir eşik. Yönetmen koltuğuna ilk defa Küf'ü çekmek için oturuyor. Siyasi kayıp ve faili meçhul hikayesinin anlatıldığı Küf, Hülya Avşar başkanlığındaki jüri tarafından görmezden gelinse de, Venedik Film Festivali'nden Geleceğin Aslanı ödülü ile Ali Aydın'ın yolu çoktan açıldı. Ömür Atay'ın çekeceği Evine Dön filminin senaryosunu da yazan Aydın'ın, sinemamızda kalıcı olacak yönetmenlerden biri olacağını kestirmek güç değil.

AYNI FİLMLERİN YOLCULARI!
Ulaş Güneş Kacargil (30), Dilek Keser (28) / EVDEKİ YABANCILAR :
Kacargil ile Keser'in yolları, sinema eğitimi alıp kısa filmler çektikten sonra kesişiyor ve ikili birlikte film yapmaya başlıyorlar. Orta metrajlı Domino ve Doğan Görünümlü Şahin belgeselinden sonra Evdeki Yabancılar, ikilinin ortak üretimlerinin üçüncü ayağı. Sinemamızda pek işlenmeyen (Suyun Öte Yanı, Dedemin İnsanları var elde) mübadil konusunu anlatma cesareti göstererek takdiri hak ediyorlar. Ki ikili, meseleye taze bir bakış getiriyor. 1920'lerdeki mübadelede Yunanistan'a giden bir kadının yıllar sonra 'evini' görmek için Türkiye'ye yaptığı yolculuğu anlatarak, göçün psikolojik etkilerini göstermeyi tercih ediyorlar. Dingin bir sinematografik üslupları olan yönetmenler sonraki filmleri için bizleri meraklandırıyor.

REKLAM SETLERİNDEN SİNEMA SETİNE
Rezzan Tanyeli (55) / PAZARLARI HİÇ SEVMEM :
Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu olan Tanyeli reklam kökenli yönetmenlerden. Mimar Sinan Üniversitesi Sinema Enstitüsü ve Film-Cass'ta çalıştıktan sonra kendi şirketini kurup reklam yönetmenliğinde boy gösteriyor. Pazarları Hiç Sevmem Tanyeli'nin senaryosunu yazıp yönettiği ilk sinema filmi. Bir yol hikayesi anlatan yapım, günümüzde unutulan, insanlar birbirine iyi davranır cümlesinden hareket ediyor. Klişe bir tabirle "İzle ve kendini iyi hisset" filmlerinden. Antalya'dan en iyi görüntü yönetmeni (Florent Herny) ödüllü filmin yönetmeni, gişe filmi', 'sanat filmi' arasında sıkışan sinemamızda farklı damardan hareket etmeyi tercih ediyor.

SEYİRCİYİ CAN EVİNDEN VURDU
Ali Adnan Özgür (30) / TOPRAĞIN ÇOCUKLARI :
Trabzon doğumlu yönetmen, biraz da baba ısrarıyla kamu yönetimi okusa da ilk fırsatta sinemaya meylediyor ve yüksek lisansını sinema üzerine yapıyor. Ezel Akay'ın asistanlığını yaparak setlere adım atıyor. 7 Kocalı Hürmüz'ün setinde tanıştığı Erkan Can ile ortak noktaları ise Köy Enstitüleri. Özgür'ün dedesi Can'ın da babası, kıymeti bilinmeyen bu eğitim sisteminin mezunları... Böylece sette, Türkiye'nin ilk Köy Enstitüsü filmi olan Toprağın Çocukları'nın fitili ateşleniyor. Jüri özel ödülü alan Toprağın Çocukları, bir ilk film olarak seyirciyi can evinden vuran yapımlardan biri oldu festivalde. İzlenirken defalarca alkış aldı. Bu da Özgür'ün seyirciyle iyi bir şekilde bağ kurabilen yönetmenlerden biri olacağını gösteriyor.

İKTİSATTAN SİNEMAYA
Erdem Tepegöz (30) / ZERRE:
Dokuz Eylül Üniversitesi'nde iktisat okuduktan sonra dümeni sinemaya kırıyor ve Prag Sinema Okulu'nda film atölyesine katılıyor. Kafes ve Kukla Adam adlı kısa filmleri ile Değneksiz Sahne Işıkları adlı belgeseli bulunuyor. Altın Portakal'dan en iyi ilk film ve en iyi yönetmen dahil dört ödül alan Zerre, sinemamızın uzun zamandır ihmal ettiği, sistemin çarkları arasında ezilen, alt sınıftan insanların sıradan hayatına taze ve gerçekçi bir bakış atmasıyla kıymeti artan bir film. Sinema kariyerine sağlam başlangıç yapan Tepegöz de geleceğin parlak yönetmenlerden. Adını bir kenara yazın.

SKOVA'DA OKUDU
Ahmet Sönmez (38) / ELVEDA KATYA:
Moskova Devlet Üniversitesi Drama Bölümü'nde eğitim aldıktan sonra dizi ve TV filmi çeken yönetmenin ilk sinema filmi Elveda Katya. Trabzonlu bir kaptanın yıllar sonra karşısına çıkan kızını kabullenemeyişinin öyküsünü konu eden filmde, Sönmez'in derdini iyi anlattığı söylenebilir. Televizyon estetiğinin hissedildiği filmde Sönmez, 'Nataşa' algısını şık bir şekilde ters yüz etmeyi başarıyor. Kadir İnanır'ı ezber bozan bir rolde oynatması da cabası.

YORUM'DAN SİNEMAYA
Ersin Kana (38)-Hakan Alak (38) / HİLE YOLU :
Hrant Dink cinayetinde mahkemenin bulamadığı örgütü beyazperye taşıyan Hile Yolu, anladığımız kadarıyla kolektif bir yapım. Yönetmen, Ersin Kana olarak geçse de yapımcı sıfatıyla Hakan Alak boy gösterdi festivalde. Alak'ın Grup Yorum'da müzisyenlik yapmışlığı var. Ayrıca Cehennemde 3 Gün adlı belgeseli bulunuyor. Hile Yolu'nun çıkış noktası Dink cinayetinde kaybolan 2.5 saatlik görüntüler. Film içeriğiyle iddialı.

BİZE ULAŞIN