Özür dilemenin çok anlamlı olmadığı bir ülkede yaşıyoruz

Turkish Airlines World Golf Final Turnuvası'nın açılış gününde bir muhabirle tartışan Ahmet Ağaoğlu olaydan dolayı üzgün. Özür dilemesine rağmen hâlâ üzerine gelindiğini savunan Ağaoğlu "En çok ailelere üzüldüm," diyor

Temmuz ayında bu sayfalarda Dünya Amatör Takımlar Şampiyonası'na hazırlanan golfçü kızlarımıza yer vermiştik. Türkiye Golf Federasyonu'nun bu sporu bir yerlere getirme çabasına, planlı-programlı çalışmalarına canlı şahit olmuş ve takdir etmiştim. Aylar geçti, Antalya kadınların yanı sıra erkeklerde şampiyonaya ev sahipliği yaptı ve akabinde Turkish Airlines World Golf final turnuvası geldi çattı. Aralarında Rorry Mcllroy ve Tiger Woods gibi isimlerin bulunduğu dünyanın en iyi sekiz ismi bu turnuvada kozlarını paylaşacaktı. Ne olduysa ilk gün oldu. Golf Federasyonu Başkanı Ahmet Ağaoğlu, Woods'un atış yapacağı sırada bir foto muhabiriyle tartıştığı o talihsiz 'kafa' olayı yaşandı. Hemen akabinde turnuvanın ünlüler-golfçüler bölümünde Ağaoğlu'nun bir vuruşu Mustafa Koç'un caddy'sinin (top taşıyıcı) başını yardı, adama üç dikiş attılar. Daha sonra Ahmet Bey'in yakın dostlarından Golf Dünyası Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Kaplan, İstanbul'a gitmek üzere bindiği uçakta kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. 15 yılı aşkın süredir golfü bir yerlere getirmeye çalışan Ağaoğlu, üç-dört gün içerisinde bu spordan çok çekti anlayacağınız... Ahmet Ağaoğlu'yla ofisinde buluştuk. Yaklaşık 45 dakika boyunca çok gergingi. Konuşmak istemiyordu, ama kırgınlıklarını da anlatmak istiyordu.

EN ÇOK AİLELER İÇİN ÜZÜLDÜM
- Yaşanan olaylardan sonra kendi kendinize 'Allah kahretsin bu golfü' dediniz mi?
- Hayır, demedim. Kısaca üç olaydan da bahsedeyim. Muhabirle aramda geçenlerden dolayı çok üzgünüm. Hatalı olduğumu hemen basın açıklamasıyla duyurdum ve özür diledim. Özür dilemenin çok anlamlı olmadığı bir ülkede yaşıyoruz ne yazık ki. Top çarpma olayına gelince; şahsen bunu golf oynarken dört-beş kez yaşamış biriyim. İlginçtir, o tartışmanın çıkış noktalarından biri de güvenlik. Kaza olmasın diye çaba gösteren, kuralları uygulatmaya çalışan birinin 'yine olay' diye yansıtılması çok komik. Hüseyin'i kaybetmemiz ise takdir-i ilahi. Elden ne gelir ki?

- Muhabirle aranızda geçen olayda en çok neye üzüldünüz?
- Hâlâ düşününce, ailelere üzülüyorum. En çok eşler, çocuklar etkilenir bu durumlardan. Onların böyle bir olayın içinde olması doğal olarak canımı sıkıyor.

- Sizin ailenizi nasıl etkiledi bu olay?
- Elbette olumsuz etkiledi, ama artık çok da konuşmak istemiyorum.

- Olayı duyduğumda tepkim 'Neden koskoca federasyon başkanı karışır bu işe' olmuştu?
- Tiger Woods atış yapacağı sırada onun atış yönünde toplanan muhabirler oldu. Güvenlik görevlileriyle tartışma çıktı. Woods konsantre olamadığı için atışını yapmadı ve turnuva direktörü bana geldi. Futboldan örnek vereyim, saha komiserinin sorumlu yöneticiyi uyarması gibi bir şey. Benim oraya durup dururken gitmem gibi bir durum söz konusu değil.

- Bu olayla anılmaktan korkuyor musunuz? O ana dönseniz şimdi ne yaparsınız?
- Geçmişi revize edemezsiniz. Olay unutulur gider, benim adım temizlenir vs bunlarla ilgilenmiyorum. Sadece şunu söylemek istiyorum. 'Bu olay başka bir ülkede olmazdı,' yorumları yapıldı. Evet, doğrudur olmazdı, çünkü çıt çıkmaması gereken bir organizasyonda herkes kurallara uyardı. - 'Eğitim verilseydi' diyenler var...


- Antalya'da golf takip eden muhabirler var zaten. Onlar kuralları bilir. Son anda gazeteci isimlerinde değişiklikler oldu (ne kadar değer verildiğini siz anlayın!). Çok da zor değil, oyuncu vuruş yaparken ses çıkmayacak, fotoğraf çekilmeyecek. Messi penaltı atarken yanına girip deklanşöre basabiliyor musunuz? Orada binlerce seyirci var. Tek çıkan ses vuruş sonrası alkış veya kötüyse 'Ah'. Bu kadar basit.

- Medyanın olaya bakış açısından rahatsızsınız anladığım kadarıyla...
- Hayır, ben olayın yer almasından rahatsız değilim. Yaptığım hataydı, bunu da kabul ettim. Ancak şunu vurgulamam lazım; bütün dünya Tiger Woods'la Rory Mcllroy ne zaman karşılaşacak diye bekliyor. ABD-Avrupa arasında oynanan Ryder Cup'ta eşleşsinler diye ummuşlar, olmamış. İlk kez Antalya'da dünyanın 1 ve 2 numaraları kozlarını paylaşmış. Bununla ilgili tek satır yazılmamış. Woods'la hangi ünlü oynayacak, onun peşine düşülmüş. Dokuz sene sonra Woods, Avrupa'da bir turnuvaya çıkıyor, ama burada çıt yok. Değer verme meselesi. İlk olay yaşanmasaydı, benim topumun birini yaraladığı da yer almayacaktı.

- Medyaya o kadar uzak bir isim değilsiniz. Şaşırdınızmı?
- Ben herhalde çok iyimserim ve daha farklı olur diye bekledim. Bu kadar dünya çapında bir olaya değer verilir diye düşündüm. Futbola endeksli bir ülkede bu serzenişlerde bulunmaya hakkım da yok belki.

- Futboldan soğudunuz mu biraz?
- Soğudum. Ligde kaçıncı hafta bilmiyorum. Galatasaray lidermiş galiba. Bu hafta Trabzonspor, Beşiktaş'la oynuyormuş onu da radyodan öğrendim! Elbette bu kopmada organizasyonlarla uğraşmamızın da payı var. Evden de koptum aslına bakarsan (gülüyor).

PORTEKİZ VE İSPANYA RAHATSIZ OLDU
"Bir federasyonun öncelikli hedefi sportif başarı olmalıdır. Yabancılara da aynısını söyledim; evet, golfü sadece spor olarak görmüyorum. Golfün kendine has bir turizm endüstrisi var. Dünya üzerinde golf için seyahat eden 60 milyon insan var. 2008'de dünyanın en iyi golf destinasyonu seçilen Antalya'nın bütün dünyaya tanıtılmasını istedik. Türkiye, her yıl golften 160 milyon avro kazanıyor. Daha da kazanacak... Tiger Woods'un Türkiye'ye gelmesinden Akdeniz havzasında bulunan Portekiz ve İspanya rahatsız oldu mesela. Dünyanın dört bir yanında bu organizasyon saatlerce canlı yayınlandı. Bu tanıtımın maddi açıdan bir karşılığı yok."

TIGER WOODS'U GETİREN TÜRKİYE'DİR
"Her yerde altını çizerek söyledim. Bu şampiyonaları, bu yıldız sporcuları buraya getiren Ahmet Ağaoğlu değil Türkiye'dir. Türkiye'nin değişen vizyonudur. Bundan yedi-sekiz sene önce Tiger Woods'a 10 milyon dolar verseniz gelmezdi. Biz hâlâ nerede olduğumuzun farkında değiliz. Spor dünyası, ki bunun içine medyasını, yöneticisini de katın, ülkenin bize katabileceklerinin farkında değil. İtalya ve Avusturya'nın elinden alıyorsak bu şampiyonaları, inanın çok önemli. Kolay olmuyor bu organizasyonları düzenlemek. Siyasi irade bu vizyonu taşıyor mu derseniz; atletizmden bahsedildiğinde İsmail Akçay'dan Mehmet Yurdadön'e doğru konuşan, spor bilgisine sahip bir başbakanımız var. Benim şahsi fikrim, sporu geliştirmek bir hükümet politikasıdır."

JAPONLARDAN TEŞEKKÜR GELMİŞ
Başkan Ağaoğlu'na getirilen eleştirilerden biri de yaşanan olayın Türkiye'nin tanıtımına kötü etki yapması ve Olimpiyat adaylığımıza darbe vurmasıydı. Başkan bu konuda da sessiz kalmak istedi, ama ısrarlar sayesinde ilginç bir detay ortaya çıktı: "Yabancı basında 150'ye yakın yazı çıktı ve doğal olarak olayın ilk günü haber oldu. O gün dışında çıkan haberler organizasyonları takdir eder yöndeydi. Bir sonraki şampiyona Japonya'da ve onların başkanı Tai Kawata -kendisi aynı zamanda Uluslararası Olimpiyat Komitesi üyesi- bir teşekkür maili attı. Mailin sonunda 'Bir sonraki şampiyonanın ev sahibi olarak baskı hissediyorum ve merak ediyorum acaba biz sizin kadar iyi yapabilecek miyiz?' yazıyordu. 2020 Olimpiyat Oyunları ev sahipliği yolunda rakip olduğumuz bir ülkeden böyle bir tebrik almak, ülkem adına beni gururlandırır. Sadece bunu söylemek istiyorum."

BİZE ULAŞIN