Her gün yeni bir hayat

Şef ve araştırmacı Vedat Başaran... Sabahları spor yapıyor, kahvaltıdan sonra kanun çalıyor, hafta sonlarını ormanda gözlemler yaparak geçiriyor

Eğer çok yorgun değilsem ve çok geç yatmamışsam saat 8 gibi uyanırım. Sporu sevdiğim için ve eski bir sporcu olmaktan kaynaklanan alışkanlıkla kahvaltı öncesinde ya ormana gidip 40 dakika hafif tempoda koşarım ya da artık futbol oynayamadığım için haftada üç gün sabahları tenis oynarım. Koşu beni dinlendirirken, tenis yarışmacı duygularımı tetikler. Bu etkinlikleri de hafta içi yapmayı tercih ederim. Akabinde eşimle birlikte keyifli bir kahvaltı yaparız. Günlük gazeteleri gözden geçirdikten sonra da bir türlü adabıyla çalamadığım kanun enstrümanı üzerinde egzersizler çalışıp dinginliğe ulaşırım. Sabah ritüellerimden biri de mesleki gelişimime yardımcı olacak kitaplardan 10 sayfa kadar okumaktır. Bu da benim için bir tür beslenme sayılır. Bilahare büyük keyif aldığım işlerime doğru yola çıkarım.

ÇOCUKLARIM UYUMADAN EVE GİTMELİYİM
İşim aslında yaşam tarzımın ta kendisi. Çocukluğumdan bu yana yemek kültürünün her detayı beni kendine çekmiştir. Yaptığım bütün araştırmalar ve çalışmalar daima bu konu üzerine olmuştur. İnsanı bütünüyle kucaklayan bu kültürün ortaya çıkardığı yaşam manzaralarını tabaklara yansıtarak insanlara farklı duygular yaşatmak ve bu süreçte ortaya çıkan etkileşim beni yeni boyutlara taşır. Geçmişi kucaklayan ve geleceğe mesajlar gönderen bu etkileşim günümün huzurla dolmasını sağlar. Her yeni gün benim için yeni bir hayattır. Tempo ne kadar yorucu olursa olsun, yorgunluğumu akşamın geç saatlerinde evime geldiğimde eşime ve çocuklarıma kavuşarak, onlara günün kısa bir özetini sunarak atarım. Burada şunu da söylemem gerekir: Beni en çok üzen şeylerden biri çalışma temposunun bu hızlı akışında zaman zaman çocuklarınızın büyümesinin bütün evrelerine gerektiği şekilde tanık olamamaktır. Biraz da bu yüzdendir; çocuklarımın uyuduğu saatten sonra eve ulaşmak beni huzursuz eder. Eğer öyleyse, uykularında onları sessiz bir şekilde seyreder, uyandırmadan öperim. Sonrasında televizyonda haber ve film seyrederek ve eşimle sohbete dalarak günümü tamamlarım.

PAZARLARI AİLE MECLİSİ TOPLANIR
Haftanın en sevdiğim günü cumartesidir. Cumartesi günü işe daha geç giderim. Vaktim olduğu için de o günün sabahını doğayla baş başa kalarak ve ruhumu dinlendirmeye çalışarak değerlendiririm. Spor yaptıktan sonra ormana girer, bazen saatlerce yürür, bazen bisiklete biner, özgürce doğanın içinde dolaşır, hatta ormanın içinde kaybolurum. Beton yığını haline dönüşmüş kentin içerisindeyken anlayıp yaşayamadığım mevsim değişimlerini bu şekilde izlerim. Bu gözlemlerim bütün bir yıla yayılır. Doğanın hareketlerini, basit gözlemlerle tespit eder, kendimce değerlendirmeler yaparım. İstanbul'un içinde ormanı yaşayabilmek ve anlayabilmek büyük bir nimettir. Belgrad ormanında yabani meyvelere ve kestanelere rastlayabilir, onların gelişmesine tanık olabilir, mantar dönemlerini kovalayabilirsiniz. Bunu yapabilmek hafta boyunca işlerinizi ve zihninizi rahatlatır. Pek çok insanın aksine pazar günleri diğer günlerden daha erken uyanırım. Günün o erken saatinde Baltalimanı'na iner, tarihi Bilice börekçisinde oturur, bir dilim sade böreğin üzerine pudra şekeri ekip yanında nefis bir çayla Boğaz'ın uyanışının keyfini yaşarım. Çocukluğumun sahilleri ve o sahillerdeki anılarım canlanır gözümde. Geçmişimle bağ kurar, adeta mektuplaşırım o saatlerde. Ardından spora gider ve eve dönerim. Ben eve döndüğümde bütün aile uyanmış olur; çoluk çocuk keyifli bir pazar kahvaltısına otururuz. Tabii ki olmazsa olmaz bir gazete okuma faslıyla sonlanır kahvaltı. Pazar günlerini dostlarla geçirmek, birlikte alışveriş yapıp sonrasında yine birlikte evde yemek pişirmek yıllardır vazgeçmediğimiz bir alışkanlığımız... Bizim evde yemeğe gelen misafirler, yenecek yemeğin hazırlanmasına da katılır. Birlikte yapar birlikte yeriz. O seramonide ev ortamı o eski kalabalık aile meclislerine dönüşür ve bundan büyük haz alırız.

BİZE ULAŞIN