Kadın olsaydım, bu ülkede daha çok ızdırap çekerdim

Ünlü modacı Cemil İpekçi, bu kez hiç bilmediğimiz bir yönüyle, yıllardır sakladığı yazarlık yeteneğiyle karşımızda. 64 yaşındaki İpekçi, Affedin Beni adlı deneme kitabında büyük bir şeffaflıkla iç dünyasını sergiliyor: "Cemil İpekçi'yi kirlettiler, artık o gönlü temizlemek mümkün değil."

Cemil İpekçi'nin 17 Kasım'da yayımlanacak Affedin Beni adlı deneme kitabında, aşkları, aldatma ve aldatılma öyküleri de var, siyaset hakkındaki fikirleri de... İpekçi, "Yaşadıklarım, başkalarının hayatından o kadar farklı ki sanki bir Doğu masalı gibi..." diyor.
- Son yıllarda mı yazmaya başladınız, yoksa yazma uğraşı hep hayatınızın içinde miydi?
- Cemil İpekçi olmaya karar verdiğimde şunu gördüm. Beni büyüten eskilerin dilinde lala denilen kişi 'Hayatta bir hedefi önüne koyacaksın. Bu hedefin, en istediğin olgu olacak,' derdi. Hedefim tasarımcı olmaktı, onun yanı sıra balerin, tiyatro oyuncusu olmayı, piyano çalmayı, şiir yazmayı da istiyordum. Bunların hiçbirini tasarımcı olma hedefime giderken bırakmadım. Şiir de yazı da yazdım, ama hep sakladım. Ama bundan üç yıl evvel doyuma ulaştığımı hissettim ve sevdiğim başka taraflarımı ortaya koymak istedim. Neden mi yazdım? Mesela ben resim bölümünü bitirdim, ama resim ruhum yoktur. Giysilerle de kendimi ifade ettiğimi zannediyorsunuz, ama değil. Esasında yazılarla çok daha içim boşalıyor. Çünkü düşüncelerinizi koyuyorsunuz ve tabii ki isim olup şöhret olmaya başladığınızda da sizin için yalan yanlış bir sürü şey yazıyorlar. Ben de dedim ki: 'Hayır! Buna bir el koymam lazım artık! Çünkü hayatımı bilmeyenlerin beni yazması yerine, ben yazmalıyım.' Duygularımın ne olduğunu, iç dünyamı iletmek için yazdım.
- Zaten hep aykırı bulunan açıklamalar yapıyorsunuz.
- Aykırı çiçek olmama rağmen, bu ülkede çok sevildiğimi görüyorum. Bu kadar sevgiyle yaklaşıyorlarsa, duygularımı merak etme hakları var. 'Bir Doğu masalı' da artık patentli ismim. Her kitabımda bir Doğu masalı olacak! Çünkü hayatımı bir doğu masalı olarak alıyorum. Yaşadıklarım, başkalarının gerçeklerinden o kadar farklı ki, o yüzden bir masal gibi.
- Kitabın adı Affedin Beni. Kimden af diliyorsunuz?
- Herkes gibi hayatımda mutlu ve mutsuz olduğum anlar var. Siyasete karşı olan düşüncelerim, aşklarım, sevgilerim ve nefretlerim de oldu. Kitaptaki başlıkları da ona göre seçtim. Kitapta denemelerim var. Bundan sonra bir kitap daha olacak. O kitapta da ailemin dışındaki isimleri kullanmıyorum. Beraberliklerim de yer alacak, ama isim vermeden, doktor, küçük ayıcık, faça, lilupus gibi. Sonraki ateş, su, toprak ve hava diye dört ayrı kitap olacak. Kendimi anlatacağım. Çünkü ailemle ilgili kitaplarda doktor olan babam, mühendis diye yazılmış. Beni hakikaten sadece görünümümle yargılayan yazılar var.

HEPİMİZ DÜNYAYA AYNI GELİYORUZ
- Toplumun insana biçtiği role karşı bir serzenişiniz var yazılarınızda. Kırgın mısınız?
- Kırgınlıktan çok, bir kızgınlık var. İnsanlık hâlâ ben insanım diyemiyor, sınırlar koyuyor. Birine zenci, birine sarı ırk, diğerine Türk, Kürt, birine başı bağlı, diğerine başı açık deyip birbirlerini yargılıyor, ayrımlar yapıyorlar. Halbuki hepimiz dünyaya aynı geliyoruz; acıkıyor, âşık oluyoruz. Hem iyiyiz, hem kötüyüz hem de melek ve şeytanız! Birbirimizden hiçbir farkımız yok, ama insanın kendini dünyanın efendisi zannetmesine kızgınım. Çünkü insan dünyanın efendisi değil; ağaçtaki bir yapraktan, kelebekten, kuştan, böcekten farkı yok. Bana karşı yıllarca tepkisel davrananlara karşı da bir serzeniş bu kitap. Bir nevi ironi var isimde.
- Kitapla aynı adı taşıyan Affedin Beni bölümünde sitemle birlikte bir isyan da var.
- Tabii var. Çünkü 64 yıllık ömrümde hep mücadele ettim ve mücadelemi de kazandım, çünkü insanın dört duvar arasında yaptığının hiç kimseyi ilgilendirmediğini anladılar. Önemli olan hayata karşı ne yapıyorsunuz? Megaloman değilim, ama ülkemde bir sürü adam diye geçinenden çok daha iyi işler yaptım. Türkiye'nin ilk tasarımcısıyım, birçok talebe yetiştirdim. Türkiye dendiği zaman dünyada Cemil İpekçi diye bir olgu var. Hayatımda kendi örf ve adetlerimizi kaybetmeden öğrenmenin savunmasını yaptım, zaferim bu oldu. Kolay bir savaş vermedim.
- 'Hiç huzurlu olamadım,' diyorsunuz. Neden?
- Devamlı savaşırken huzurlu olmanız mümkün mü? Bu ülkede gay doğmasanız bile heteroseksüel bir kadın ve erkek olarak da 'Ben çok huzurluyum,' diyene şaşırıyorum. Öyle bir dönemde doğmuşuz ki huzurlu olabilmeniz için ya şeytani ya da egonun en büyük olan tarafında olmanız gerekiyor. Bu kadar açlığın, ayrımcılığın, yüklenmenin olduğu bir ülkede, huzuru ancak kendi kendinizde, bazı saniyelerde bulabilirsiniz.
- Nereden güç alıyorsunuz?
- Annemle babamın bana verdiği terbiyeden alıyorum. Allah'ın öbür dünyaya göçtükten sonra değil, doğduğumdan beri benimle olduğunu da çok hissettim. Beni aykırı bir çiçek olarak yarattı, niye kadın olmadım? Çünkü o beni böyle yaratmak istemişti. Allah beni bu dünyaya savaşmak üzere göndermiş! İçimdeki inanç, bütün yargılara rağmen beni ayakta tuttu

BİZE ULAŞIN