Akrepler ya hep ya hiç der

Akrep burcu bir ülke olan Türkiye, bu burçtakilerin en çok sesini duyurduğu ülkelerden. Süleyman Demirel, Kıvanç Tatlıtuğ, Aziz Yıldırım, Meltem Cumbul... Hepsi karanlığın, derinliğin ve gizemin burcuna mensup

"Akrep, akrebi kokusundan tanır..." Geçtiğimiz mayıs ayında hayata veda eden ünlü Meksikalı yazar Carlos Fuentes, bu cümleyle başlatır Yalnız Avlanan Tanrıça adlı romanını. Kendisi de bir Akrep burcu olan Fuentes, bu romanı bir başka Akrep için yazmıştır. O Akrep, masumiyetle kontürlenmiş, yoğun bir cinsel cazibe taşıyan bir yüze ve çalkantılı bir ruha sahip ünlü oyuncu Jean Seberg'tir. İki Akrep, zamanında sıra dışı bir aşk yaşamışlar ve Fuentes de ruhuna kazınan bu aşkı romanlaştırarak ölümsüzleştirmiştir. Birbirini kokusundan tanıma konusuna gelince... Akrep yeraltının, derinlerin hikayesini bilir... O kokuyu alır. Aslında koku, burçlar kuşağında daha çok dünyevi beş duyunun hazzını bilmekle tanınan akrebin zıt burcu Boğa'ya ait görünse de, buradaki koku daha derin, daha yeraltına ait, daha içgüdüsel bir kokudur. Kimi bilim insanları, altıncı his denilen şeyin bir koku alma kapasitesi olduğunu söyler. İnsanlarda bu kapasite zamanla körelmiştir, ama akreplerde asla...

DÜŞMANLIĞI TEHLİKELİDİR
Hayatın yapraklarını döktüğü bir zaman diliminde, 23 Ekim- 21 Kasım arasında doğan Akrepleri klasik astrolojiye göre savaş tanrısı Mars, modern astrolojiye göre ölüm ve yeniden doğuşun lordu Plüton yönetir. Her ikisini de bünyesinde taşır Akrepler. Savaş ölüm getirir, ölüm doğum getirir. Zodyak kuşağında Akrep'in geleneksel evi; ölüm, yeniden doğuş, cinsellik, büyük paralar, borçlar, okült, gizem, büyü ve karanlığa iniş kapısı da denen sekizinci evdir. Akrep özel bir enerjiyle dünyaya gelmiştir, yeraltının bilgisini bünyesinde taşır. O yüzden düşmanlığı tehlikeli, dostluğu ise kıymetlidir... Mitolojide küllerinden doğan efsanevi kuş Zümrüd-ü Anka, Akrep'in simgelerinden biridir; akrepler de istemeseler bile hayatlarında yaşadıkları krizlerle bir çok kez ölüp yeniden doğmak zorunda kalırlar. Bir su grubu burcu olan akrep, ister kertenkele ister kartal olsun öylesine yoğun duygular taşır ki, bu duygulara dayanabilmek gerçekten kuvvetli bir bünye ister. Onu cesur yapan, bu içsel baskıdır aslında. Ama aynı zamanda kişiliğinde bulunan tutucu yan nedeniyle bazı risklere girmemeyi de seçebilir. Kuvvetlinin ve kazanın yanında durabilir. Çıkarcı olabilir. Ama genelde sahte olan şeyleri sevmez. Akrepler yoğun duyguları nedeniyle şüphecidir, dostlarını ve sevdiklerini sınar, hayatta ve yanında kalanlara ömür boyu sadık kalabilirler... Akreplerde grinin değil elli tonu, tek bir tonu bile yoktur; o ya siyah ya da beyazdır. "Ya hep ya hiç," der. Birini ya sever ya sevmez. Bazen sevmedikleri kişilere yıllarca katlanırmış gibi görünseler de, bilirler ki intikam soğuk yenen bir yemektir. Emin olun onların intikamı, dondurma kadar soğuk olur! Diğer yandan insan ruhunun en derinliklerine vakıf olabilirler. Örneğin tüm zamanların en büyük yazarlarından Dostoyevski bir Akrep'tir. Futbol dünyasının birbirine zıt gibi görünen iki efsanesi de akreptir: İyi aile babası, örnek insan Pele ve her anlamda uçlarda yaşamayı seven, Maradona. Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve yıllarca birlikte çalıştığı teknik direktör Christoph Daum da öyle. Rahmetli Kemal Sunal, bu ülkenin Akrep kodlarının güldürü kralıdır, rahmetli Meral Okay da o kodları iyi okuyanlardan biridir. Meltem Cumbul ve Arzum Onan da... Bir Akrep'in vazgeçilmez parçalarından biri de cinselliktir; cinselliğin sadece fiziksel değil, ruhsal bir bütünleşme olduğunu iyi bilirler. Özlerinde talepkar olup, aşkta da kaba ve zorlayıcı olabilirler. Bununla birlikte, aileleri ve arkadaşları için büyük fedakarlıklar yapabilirler. Psikoloji, psikiyatri, kriminoloji, patoloji, astroloji, politika, cerrahlık, yöneticilik, oyunculuk, dedektiflik, sanat başarılı olabilekleri alanlardır. Akrepler bazen Julia Roberts gibi uslanmış, bazen de Winona Ryder gibi kaotik görünebilirler. Jodie Foster kadar cool, Leonardo DiCaprio kadar azimli, Bill Gates kadar zengin, Prens Charles kadar soylu, Sylvia Plath kadar trajik, "Ekmek bulamazlarsa pasta yesinler," diyen Maria Antoinette kadar duyarsız, Albert Camus kadar 'yabancı', Demi Moore kadar aşkta cesur, Troçki kadar teorisyen, yazar Kurt Vonnegut kadar hayal gücü yüksek, Playboy'un kurucusu Larry Flynt kadar zevk düşkünü, Ezra Pound kadar büyük bir şair olabilirler... Ne olmak istiyorlarsa onu olur ve orada zirveyi hedeflerler. Ya da dibi...

BİZE ULAŞIN