Çuvallayan müstakbel başkan

'Çuvalcı general' olarak bilinen David Petraeus, parlak bir askerdi, müstakbel başkan adayıydı. Ama kadın zaafının kurbanı oldu ve 'çuvalladı'

Dünyanın en büyük bütçeli, en etkili istihbarat servisinin başkanı olan dört yıldızlı emekli general, daha önce 'confidential' damgalı mahrem dosyalarla geldiği Beyaz Saray'a bu kez kamuoyuna açıklanacak bir istifa mektubu ile geldi. Mektup; hata yapmış 'vicdanlı' bir eş ve aile babasının nedametiyle yüklü iki cümle ile son buluyordu: "Otuz yedi yıllık evliliğim sürerken, son derece sağduyusuz bir davranışla evlilik dışı bir ilişki yaşadım. Böyle bir davranış ne bir eş için ne de bizimki gibi bir örgütün lideri için kabul edilemez." İkinci kez girdiği ABD Başkanlığı seçimlerinden zaferle çıkan istifa mektubunun muhatabı Barack Obama, müstafi CIA (Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı) Başkanı'nın, mektuptaki üsluba yansıdığı kadar etik değerlere saygılı biri olmadığını biliyordu. İstifanın zahirî sebebinin evlilik dışı ilişki, hatta ilişkiler olsa bile gerçek sebebin başka olduğunu da... Gerçek sebep; özetle Petraeus'un İsrail'in, Ortadoğu'da Amerikan çıkarlarına aykırı politikalar gütmesine karşı olmasıydı. Fiziksel açıdan karizma yoksunu sayılabilecek biri olan CIA Başkanı David Petraeus, mesleki başarıları ve Cumhuriyetçi Parti'den müstakbel başkan adaylığı gibi hatırı sayılır faktörler sayesinde karısı haricinde iki ayrı kadınla ilişki yaşadı. Kadınlardan biri, eski bir subay olan yazar Paula Broadwell, diğeri de aile dostu olan Lübnan asıllı ev kadını ve sosyal irtibat görevlisi Jilly Kelley idi. İki kadın birbirine düşünce istifaya gerekçe teşkil eden skandal patlak verdi ve CIA Başkanı görevinden ayrıldı. Adı ve soyadıyla Golyat'ı öldüren Davud'u ve İsa'nın 12 havarisinden biri olan Petrus'u çağrıştıran David Petraeus, 7 Kasım 1952'de -CIA Başkanlığı'ndan istifasının istenmesinden tam 60 yıl önce- New York Cornwall-on-Hudson'da doğdu. Hollanda asıllı bir ailenin çocuğuydu. Annesi Miriam bir kütüphaneci, babası Sixtus Petraeus ise kaptan idi. Evli, iki çocuklu Petraeus öteden beri Cumhuriyetçi Parti çizgisine yakındı. Çevresine, kendisini 'Rockefeller Cumhuriyetçisi' olarak tanımlıyordu. Petraeus, Birleşik Devletler Askeri Akademisi'nden 1974 senesinde mezun oldu. Öğrencilik yılları başarılarla doluydu. Öğrenciyken Amerikan ordusunun Vietnam Savaşı'ndan çıkardığı dersleri işleyen bir doktora tezi yazdı.

KADERİN TUHAF TECELLİSİ
Askerlik hayatı boyunca yaşadığı en talihsiz olay, 1991 yılında bir tatbikat sırasında M-16 tüfeğinden çıkan bir mermiyle göğsünden kazara vurulmasıydı. Bu kazadan sonra Tennessee'de Vanderbilt Üniversitesi Sağlık Merkezi'nde geleceğin senatörü Bill Frist tarafından tedavi edildi. 1990'lı yıllar boyunca askeri kariyerinde istikrarlı bir biçimde ilerledi. Milenyuma girince de generalliğe terfi etti. 2000'de tuğgeneral, 2003'te tümgeneral, 2004'de korgeneral, 2007'de de orgeneral oldu. Süleymaniye'de Özel Kuvvetler mensubu Türk askerlerinin başına ABD askerleri tarafından çuval geçirilmesinden sorumlu komutan olarak lanse edildi. Şubat 2009'da prostat kanseri teşhisi konulan Petraeus, 31 Ağustos 2011'de Pentagon'dan emekli olduktan sonra Obama tarafından CIA Başkanlığı'na atandı ve 11 Ekim'de CIA karargâhının bulunduğu Langley'de Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın yönettiği bir törenle yemin ederek yeni görevine başladı. İstihbarat servisinin başına bir generalin atanması, general atamaları ülkemizde darbe dönemlerinde ve dahi haricinde hep yapıldığı için günümüz Türkiyesi'nde alerji yaratabilirdi. Ne var ki ABD'de ordu, siyasetin denetiminde olduğu ve ABD başkanlarından bir kısmının Baba George Bush gibi CIA Başkanlığı tezgâhından geçtiği düşünülürse bu, o kadar garipsenmiyor. Petraeus, göreve gelir gelmez Arap Baharı, Suriye krizi, Irak, Afganistan gibi ABD'nin öncelik verdiği konularla ilgili dosyaları kucağında buldu. Bir kısmı teamül gereği 30 yıl sonra açıklanacak bu dosyalarla ilgili önemli kararlara imza attı. Yasak aşk skandalından ötürü istifa edene kadar... David Petraeus'un; onca insanın ölümünden sorumlu olduğu için değil de 'libidinal zaafı'ndan ötürü patlak veren bir skandal gerekçe gösterilerek koltuğundan olması da kaderin tuhaf bir tecellisi. Petraeus'un akıbeti, istihbaratta 'motive' olarak bilinen şeyin nelere mal olabileceğini gösteriyor. Kimileri için para, kimileri için kadın, kimileri için şöhret 'motive' olabilir. Petraeus'un; sevgililerine karşı ne hissettiğini bilmiyoruz. Ama evliyken ikinci ve hatta üçüncü bir kadınla ilişkiye girdiğine göre; erkeklerin, tarih öncesi zamanlardan miras aldıkları ve bir türlü baş edemedikleri poligami (çok eşlilik) temayülünün Petraeus için de bir 'motive' olduğunu söylemek mümkün. Petraeus, hemen her erkekte bulunabilecek bu güdüyle baş edebilseydi ABD Başkanı olabilirdi. Olabilir ve başarılı askerlik kariyerini (!) 'postmodern dünya imparatorluğu' ile taçlandırabilirdi. Ama olmadı, Süleymaniye'de Türk askerlerinin başına çuval geçiren Petraeus, Langley'de Hollywood filmlerinin klişe deyimiyle çuvalladı. 'Motive'ine yansın.

BAŞARILI BİR ASKERDİ!
Petraeus; ünlü Marshall Planı'nın mimarı General George C. Marhall'dan sonra en çok tanınan Amerikalı general olarak tarihe geçecek. Zira Petraeus, 'yasak ilişki' skandalıyla CIA Başkanlığı'ndan istifa etmekle birlikte Amerika'nın ulusal menfaatlerine büyük hizmetleri dokunmuş başarılı bir asker(!) Öyle başarılı bir asker ki, Irak'ta asayiş berkemal olsun diye bir sürü sivilin ölüm emrini verdi. Askeri başarının da insan öldürmek gibi vebali büyük bir bedeli var(!) Ne kadar öldürürsen o kadar muvaffaksın(!)

BİZE ULAŞIN