Pahalı olan lükstür demek doğru değil

Lüks Fransız markalarının tek çatı altında toplandığı Comite Colbert birliğinin CEO'su Elisabeth Ponsolle des Portes geçtiğimiz hafta Türkiye'deydi. Portes "Lüks herkese göre değişir. Lüksün fiyat ve üretim maliyetiyle hiçbir alakası yoktur," diyor

Lüks segmentten pay almak için birbiriyle yarışan Christian Dior, Louis Vuitton, Hermes, Chanel, Givenchy gibi akla gelen tüm Fransız markalarının, kültürlerini anlatmak için tek bir çatı altında toplandıklarını, bir federasyona bağlı olduklarını biliyor muydunuz? Comite Colbert, Cartier'den Louvre Müzesi'ne kadar farklı segmentlerden 75 markanın yaşama sanatına yaptıkları katkıyı tanıtmakla yükümlü. Komitenin CEO'su Elisabeth Ponsolle des Portes sorularımızı yanıtladı.
- Dünyanın en güçlü imajına sahip markaları temsil ediyorsunuz. Fransız lüksünü tanıtmak için neden bir komiteye ihtiyaç var?
- 1880'lerde kurulan ve günümüzün lüks endüstrisinde önemli yer tutan markaların yarattığı Fransız yaşama sanatını dünyaya tanıtmak istiyoruz. Fransa, şampanyadan parfüme, haute couture'den kristale kadar pek çok alanda lüksü temsil ediyor ve bunu dünyaya doğru anlatmak istiyoruz.
- Dünyada, aynı ülkeden markaların bir araya geldiği sizin gibi başka bir yapı var mı?
- Dünyanın her ülkesinde, aynı sektör içindeki markaların bir araya geldiği ve temsil edildiği birlikler var, ama benim bildiğim kadarıyla yaşama sanatı ve lüks segment için birlik kuran başka bir ülke yok.
- Fransa'nın lüks segmente her zaman çok değer verdiğini ve yüzyıllardır bu segmenti geliştirmek için çalıştığını biliyoruz. Comite Colbert bu anlamda ne yapıyor?
- 'Lüks hayatın her alanında olmalıdır,' fikrini yaymak için kurulmuş bir komiteyiz. Dünyaya bizim lüks algımızı yaymak için organizasyonlar düzenliyoruz.
- Yaşama sanatı, organizasyonla nasıl tanıtılır?
- Kültürümüzü tanıtmak istediğimiz ülkeyle paylaştığımız ortak geçmişe yönelik organizasyonlar hazırlıyoruz. Japonya'da, Çin'de, Hindistan'da ve Brezilya'da etkinlikler yaptık. Şimdi de Türkiye ile işbirliği yapıyoruz. 15 Ocak'ta İstanbul Modern'de 'Modernity? Perspectives of France and Turkey' adıyla bir sergi açıyoruz. Fransız ve Türk sanatçıların ortak yönlerini ve modernliğe yaklaşımlarını göreceğiz.
- Türkiye'ye bu kadar önem vermenizin, geçen yılki 'Fransız mallarını veto' eylemiyle bağlantısı var mı?
- Kesinlikle yok. Serginin çalışmalarına 2009'da başladık. Sivil toplum örgütü olarak, politikacıların yaptıkları her şeyi onaylamıyoruz. Çok eskilere dayanan Türk ve Fransız işbirliklerini hatırlatmak için böyle bir organizasyon yapma kararı aldık.

LÜKS ÜRÜNÜN YAŞATTIĞI DENEYİM ÖNEMLİ
- Markalarınızın neredeyse hiçbirinin tasarımcısı Fransız değil. Üyeniz olan lüks moda markalarını hâlâ Fransız olarak görüyor musunuz?
- 18. yüzyılda da durum bundan çok da farklı değildi. Mobilyaları yapanlar Almanlardı, camları tasarlayanlar İtalya'nın Murano kentinden gelen cam ustalarıydı, en şık Fransız kadınların giydiği elbiseler Hintli terzilerin elinden çıkıyordu. Goblenler ise Türk sanatçıların işiydi. Anlatmaya çalıştığım, Fransız yaşama sanatı her zaman yeteneğe ve özel olana açık oldu, bu durum bugün de geçerli. Fransız kimliği, yapanın kim olduğunda değil, işin yapılışının inceliğinde gizli. Bugünden bahsetmem gerekirse, Chanel'in Alman tasarımcısı Karl Lagerfeld, markasında Fransız zarafetini yansıtmıyor mu? Asıl mesele bu.
- Lüksün tanımı değişiyor. Bu kadar dev lüks segment markalarını temsil eden bir komite olarak sizin 'lüks' kavramınız nedir?
- Bence lüks artık kişinin hayatı nasıl algıladığına göre değişiklik gösteriyor. Benim için lüks olan, sizin için olmayabilir. Fransız lüksünden bahsetmem gerekirse, zarafeti algılayabilmektir diyebilirim. Lüks, zamanla çok alakalı bir kavram. Zanaatkarın ürünü hazırlamak için kendinden verdiği zaman ve o ürünü satın alan kişinin, o ürünle ilgili duyduğu heyecanın birleşmesi lüksü yaratır. Pahalı olan lükstür demek, büyük bir yalan. - 'Lüksün parayla alakası yoktur,' diyorsunuz, ama üyeniz olan tüm markalar pahalı. Bu bir çelişki değil mi?
- Üyemiz olan markaların pahalı malları da var, ama neredeyse hepsi uygun fiyatlı ürünler de sunuyor. Fransa nüfusunun yüzde 80'i bizim markalarımızın ürünlerine ulaşabiliyor. Lüks ürünler, sizin hayal gücünüzle oynuyor. Siz Chanel çantayı, içine eşyalarınızı koymak için almıyorsunuz, onu Chanel kadını olmak, hayal ettiğiniz kimliğe sahip olmak için alıyorsunuz. Aynı durum 15 avroluk bir ruj için de geçerli. Lüks bir ürünü, onu satın alırken yaşadığınız deneyim ve size hissettirdikleri için alıyorsunuz.

BİZE ULAŞIN