2 adam 2 hikaye bir ders

Euro 2016’nın şu ana kadarki yıldızlarından İtalyan golcü Pelle, Oscar Wilde hayranı bir romantik. Fransız top hırsızı Kante ise bir masalı altı yılda gerçek kılan enerji makinesi. Ve onların hikayeleri, etkileyici olduğu kadar transfer sakarı bazı Türk kulüpleri için de adeta birer ders gibi

2 adam 2 hikaye bir ders
GrazIano Pelle tesadüf eseri Facebook'ta görmüştü Varga'yı ilk olarak. Bıkıp usanmadan mesaj yolladı güzel modelle tanışmak için. Ama böylesi ilgiye alışkındı Varga. Tanınmış bir modeldi zira. Oralı olmadı önceleri. Fakat baktı ki yakışıklı futbolcunun niyeti ciddi, bir şans tanımaya karar verdi. "Macaristan'ın Gyor şehrindeyim. Gerçekten bu kadar istekliysen beni tanımaya, gelip bulursun beni" dedi. Pelle hiç tereddüt etmeden atladı uçağa. Soluğu Gyor'da aldı. Viktoria Varga'ya cep telefonundan bir fotoğraf yolladı, uçak piste tekerlek koyunca. "Geldim" dedi. Ve Pelle ilk tanışmalarında güzel modele tam 100 kırmızı gül hediye etti. O günden bu yana geçen dört yılda, mutlulukları daha da perçinlendi. Pazartesi akşamı Euro 2016'da, Pelle güçlü Belçika ağlarına 90'ıncı dakikada ikinci golü yollarken, Varga da tribünde sevinç çığlıkları atıyordu. Klasik futbolcu imajının dışında bir adam Pelle. Romantik bir İtalyan, Oscar Wilde hayranı bir golcü. Çocuk yaşta kardeşiyle katıldıkları 12 yaş altı dans yarışmasını kazanmış. 1.94'lük boyundan beklenmedik koordinasyonunu da, çocuk yaşta uzun süre dans etmesine borçlu olduğunu söylüyor. 2012'de yıldızının asıl parladığı Feyenord'un yolunu tutana kadar, dokuz sezonda liglerde toplam 22 gol atabilmişken, Feyenord'da iki sezonda 55 gol sığdırmayı başardı. Oradaki hocası Koeman İngiliz Southampton'la anlaşınca, talebesini yanında İngiltere'ye götürdü. Pelle de iki sezonda tam 30 gol atarak hem hocasının yüzünü kara çıkarmadı hem de kendisine İtalyan milli takımında yer buldu. Şimdilerde milli takımda hocalığını yapan Conte'nin de, Euro 2016 sonrası işbaşı yapacağı Chelsea'de ilk transferlerinden biri olması bekleniyor Pelle'nin. Onun 26 yaşından sonra geldiği nokta, iştahını koruyan potansiyelli oyuncular yerine ununu eleyip ipe sermiş isimlerden medet uman, ya da oyuncu geliştirmek şöyle dursun daha da gerileten sıradan hocalara bel bağlayan bazı ülkemiz kulüpleri için de ders gibi bir hikâye...

KÜÇÜK DEV ADAM
Malili bir anne-babanın dokuz kardeşinden biri olarak 25 yıl önce dünyaya geldi N'Golo Kante. Çok değil sadece altı yıl önce Paris'te amatör bir kulüpte top koşturuyordu. Üç yıl önce, o dönem Fransa ikinci liginde yarışan Caen'e imza attığında hayallerine bir adım daha yaklaştı. Takımıyla ilk sezonunda birinci lige çıktı. Ve o sezon ligin en çok top çalan oyuncusu olarak herkesi geride bıraktı. 2015'te, Vardy ve Mahrez'i de Leicester City'ye kazandıran Steve Walsh tarafından fark edilip Ada'ya getirilmek istediğinde, menajer Ranieri 1.69'luk bebek yüzlü bu genç adamın, Premier Lig'in acımasız temposu ve iri kıyım rakiplerle baş edemeyeceğini düşünüyordu. Ranieri ikna olmasa, daha önce pek çok Fransız kulübünün yaptığı gibi, Kante'nin yetenekleri o kısa boyunun gölgesinde kalacaktı. Bitmeyen enerjisi, hırsı ve top kazanma özelliğiyle, tüm zamanların en büyük peri masalına imza atıp şampiyonluğa uzanan takımının ciğerlerindeki oksijen, bacaklarındaki güç oldu. Onun için sloganlar, espriler türetildi. İnsanlar "Yeryüzünün yüzde 70'ini sular kaplar, geri kalanı da Kante" diyordu. Avrupa Futbol Şampiyonası'nda da kaldığı yerden devam ediyor Kante... SABAH'tan Taner Karaman'ın paylaştığı veriye göre ilk maçlar sonunda yerden en çok top kapan oyuncu oldu. Turnuvanın yıldız adayı Pogba'yı bile gölgede bıraktı şu ana kadar. Ve tıpkı Pelle gibi, Kante'nin hikayesi de, sahadaki katkısı mikroskopla bile görülmeyen oyuncuların bonservisine 8 milyon euro ödeyen kulüpler için adeta bir yol haritası.
BİZE ULAŞIN