Havana sokaklarından olimpiyat madalyasına

Havana sokaklarından olimpiyat madalyasına

Çocukken her yere koşarak gidiyordu. 11 yaşında atletizme başladı. Dizinden sakatlanınca “Artık senden profesyonel atlet olmaz” dediler. Vazgeçmedi, hırslandı. Tam yedi yıl Havana sokaklarında antrenörü olmadan idman yaptı. Şimdi Türk vatandaşı olan ve Rio Olimpiyat Oyunları’ndan madalyayla dönen milli atlet Yasmani Escobar yeni hedefini Pazar SABAH’a anlattı

Havana'da gözlerini dünyaya açmış Yasmani Copello Escobar. Onunki zor ama başarılarla dolu bir hayat. Beyaz, renkli gözlü bir anneyle, siyahi bir babanın oğlu... Henüz altı yaşındayken kaybetmiş babasını. Annesi tek başına büyütmüş Escobar'ı. Babasının ilk evliliğinden hiç görmediği iki kardeşi var. Babasız büyüyen bu çocuk, bugün olimpiyat madalyalı bir sporcu, bir süre önce Türk vatandaşı oldu ve olimpiyatlardan 400 metre engelli yarışından bronz madalyayla döndü. Küçükken her yere koşarak gidermiş. Atletizmden önce Küba'nın başarılı olduğu boksu denemiş. Ancak burnunun çok darbe almasıyla annesi ve çevresi, onu koşmaya yönlendirmiş. "En iyisi sen koş" diyen annesinin lafını dinleyen başarılı sporcu, 11 yaşında atletizmle tanışmış. İki yıl sonra dizinde büyük problem yaşayınca antrenörleri, "Bu sorunu gideremeyiz. Senden profesyonel atlet olmaz" demişler. Ancak o, yılmamış. Aksine daha da hırslanmış. Yedi yıl gibi çok uzun bir süre Havana sokaklarında bir antrenörü olmadan tek başına çalışmış. Koşmuş, koşmuş... Havana sokakları pist olmuş ona. İşte sokaklardan olimpiyat madalyasına ulaşan bir başarı öyküsü... Bu hafta aynı zamanda Avrupa Atletizm Birliği'nin (EA) yılın erkek atletine aday gösterildi. Escobar, burada Muhammed Farah, Renaud Lavillenie gibi efsane atletlerle yarışacak. Sanatçı, şarkıcı, dansçı olan çoğu akrabasının ve yakın çevresinin tek sporcusu. Spor Akademisi mezunu. 1.91 cm'lik fiziğiyle de göz kamaştırıyor. Hatta modellik teklifleri aldığını da rahatlıkla söylüyor. Söyleşimizde, Habitat toplantısı için Türkiye'ye gelen Fidel Castro'yu muhabir olarak takip ettiğimi hatırlatınca, milli atlet, "Castro, Küba'nın büyük lideridir. Küba'nın Atatürkü. Onun sayesinde eğitimimizi tamamladık, hastanelere gittik" diyor. Ama Escobar, artık bizden biri. Kahvaltıda bizim gibi çay içiyor, Türk mutfağını çok seviyor, Türk gibi elini kalbine götürerek, arkadaşlarını selamlıyor. Fenerbahçe ve Türk Atletizm Milli Takım sporcusu Escobar'la, Türk vatandaşlığından olimpiyat başarısına yeni hedeflerinden Küba'daki değişim rüzgarına kadar konuştuk.

- Profesyonel spor yaşamınız ne zaman başladı?
- Sokaklarda çalıştım, tek başıma. Sokaklar pist oldu benim için. Sonra ülke yarışlarına girdim. Ve ilk yarışta 200 metre şampiyonu oldum. Sonrasında 400 ve 400 metre engelli şampiyonlukları da geldi. Ben dizimden bir kaza geçirdim. O dönem bana "Sen artık koşamazsın, senden profesyonel atlet olmaz" dediler. Ben madalya alınca böyle diyenler, başka antrenörler, "Gel, ülke için koş" dediler. Yıl 2009'du ve 21 yaşımdaydım.

- Hangi uluslararası organizasyonlarda koştunuz?
- Küba için ilk defa 2007 yılında Orta Amerika Şampiyonası'na katıldım. 400 metre ve 400 metre engelli disiplinlerinde şampiyon oldum. 2008 Pekin Olimpiyatları'nda Küba 4x100 bayrak yarışının final ekibindeydim. Elemelere katılan ekipte ben yoktum. Finalde koşacaktım. Ancak takım finale kalamayınca orada koşamamıştım. 2011'e kadar da ülkemde kaldım. Yeteneğimin farkındaydım. Ülkemdeki atletlerden kendimi daha iyi hissettiğim için Madrid'te yaşayan Kübalı atlet arkadaşımın yanına gittim. Çalışmalarına bir İspanyol kulübünde koşarak devam ettim.

- Türkiye maceranıza gelirsek... Nasıl başladı bu macera?
- İspanya'dayken, İtalya'da bir koçla danışmanlık noktasında anlaştık. O koçun antrenman programıyla İspanya'da çalışmaya devam ederken Fenerbahçe'den teklif geldi. 2012'de Fenerbahçe'yle üç yıllık kontrat imzaladım. Daha önce de yabancı atletleri olduğu için Fenerbahçe'yi biliyordum.

- FB Başkanı Aziz Yıldırım'la tanışıyor musunuz?
- Olimpiyatlardan sonra tanıştık, beni tebrik etti. Bu arada Fenerbahçe'yle olan sözleşmemizin 2018'e kadar yenilendiğini de belirteyim.

- Ne zaman Türk vatandaşı oldunuz ve Türkiye için hangi başarılara ulaştınız?
- 2012'de Türkiye'ye geldikten sonra katıldığım tüm yarışları kazandım. 400 metre, 400 metre engelli, 100 metre engelli... 2014'te de Türk vatandaşı oldum ve Türk Atletizm Milli Takımı'na katıldım. 400 metre engelli koşmaya karar verdim. Ve bu disipline odaklandım. Çalışmalarımı bu disiplin üzerine yaptım. Türkiye adına ilk olarak 2014 Avrupa Şampiyonası'na katıldım. Ancak 400 metre engelli listesinde bir türlü adımı bulamadım. Meğerse federasyon beni 400 metreye yazmış. Böyle olunca bu şampiyonada koşamadım. Sonrasında, Pekin'deki 2015 Dünya Şampiyonası'nda 400 metre engellide altıncı oldum.

- Rio'da aldığınız madalyayla 2016 sizin yılınız oldu diyebilir miyiz?
- Evet, öyle. Çünkü olimpiyat öncesi Amsterdam'daki Avrupa Şampiyonası'nda altın madalya aldım. Sonra olimpiyat madalyası geldi. Yani bu yıl ki hedeflerime ulaştım.

- Peki yeni hedefleriniz ne?
- Avrupa Şampiyonluğu oldum, altın madalyayı aldım. Rio'da da olimpiyat madalyasına kavuştum. Geriye Dünya Şampiyonası kaldı. Oradan da bir madalya alırsam, tamam. O nedenle en yakın hedefim Londra'daki 2017 Dünya Şampiyonası'nda madalya kazanmak. Tabii ki altın için çalışacağım.

- O zaman Dünya Şampiyonası madalyası için sizden şimdiden söz alabilir miyiz?
- Söz veriyorum.


ARKADAŞLARIM "BÜYÜKBABA GİBİSİN" DİYOR

- İleriye dönük hedefler koymaz mısınız? 2020 Tokyo Olimpiyatları gibi...
- Hedeflerim seneliktir. Sene sene ilerliyorum.

- Kişilik olarak nasıl bir yapıya sahipsiniz?
- Çok hırslı biriyim. İstediğime çok odaklanırım. Her problemden sonra zor da olsa odaklanmamı sağlayabiliyorum. Yaşantım da spora çok uygun. Arkadaşlarım bana "Büyükbaba gibisin" diyorlardı. Külüplere, eğlence mekanlarına çok gitmem. Böyle bir hayatım var.

- Başarınızın anahtarları neler?
- Öncelikle işime duyduğum aşk. Ayrıca aile ve çok çalışmak diyebilirim...

- Çalışmak demişken bir gününüz nasıl geçiyor?
- Günde beş saat çalışıyorum. Sabah saat 09.00'da başlıyorum, üç saat koşuyorum. Biraz dinlenip öğleden sonra da salonda iki saat çalışıyorum. Altı günüm böyle geçiyor.

TÜRKÇE KURSUNA KAYIT OLDUM

- Gelmeden önce Türkiye ve Türkler hakkındaki bilginiz neydi?
- Çok bir bilgim yoktu. Yerini, İstanbul'u biliyordum. 2012 Olimpiyatları'nda güreşçilerinizi izlemiştim. Türkiye'yi seviyorum. Teklif gelince arkadaşlarım "Ne işin var Türkiye'de orası çok karışık" dediler. Politikayı sevmiyorum ben. Yurtdışından burası başka türlü görünüyor. Oysa ki burada hiçbir şey yok. Ben de "İnsanlar da ortam da çok iyi. Hiçbir şeyden rahatsızlığım yok diyorum" arkadaşlarıma. Tabii söylemek zorundayım: Yemekleriniz çok güzel.

- Hangi yemeklerimizi sevdiniz?
- Tereyağlı pilav çok güzel, salatalar çok güzel, farklı. Dürüm ayran... Antrenörler de bana diyor ki: "Türklere çok yakınsın, Türk gibisin. Hatta sen birçoğumuzdan daha da Türksün. Çay içiyorsun, duruşun, hareketlerin bize çok benziyorsun." Gerçekten de öyle mesela ben elimi kalbime götürerek selam veriyorum, aynı sizler gibi...

- Kübalı ve Türklerin ortak yönleri var mı?
- Küba'da da insanlar aynı buradaki gibi. Arabada müzik dinlerler, burada da öyle... Tarzlarımız benziyor. Aile ilişkileri, insan ilişkileri çok benziyor.

- Türkçe'yi öğrendiniz mi?
- Çok az kelime biliyorum. O nedenle Kadıköy'de bir Türkçe kursuna yazıldım. Ekim ayında başlıyorum.

KÜBA'DA KULÜP YOK, HERKES ÜLKE İÇİN YARIŞIYOR

- Küba'daki spor organizasyonları ve yarışlar nasıl? Kısaca bahseder misiniz?
- Küba'da Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray gibi spor kulüpleri yok. Herkes Küba için yarışıyor. O nedenle ülke şampiyonaları organizasyonları var.

- Etkilendiğiniz ve beğendiğiniz sporcular var mı?
- Dominikli atlet Felix Sanchez'den etkilenmiştim. Bir de kendimi beğeniyorum elbette.... Futbolda Messi'yi beğeniyorum.

- Futbola değinmişken hangi takımı tutuyorsunuz?
- Barcelona. Fenerbahçe'yi de izliyorum.


BOLT ÇOK İYİ BİRİ

- Usain bolt ile tanışıyor musunuz?
- Bolt ile 2015 Pekin Dünya Şampiyonası'nda tanıştık. O zaman antrenmanda koşarken yanıma geldi ve "Sen dur ben koşayım" dedi. Tanışmamız böyle oldu.

- 2017'deki Dünya Şampiyonası önemli. Çünkü Usain Bolt aktif sporu bırakacak. Mo Farah'ın da burada bırakacağı konuşuluyor....
- Rio'da Usain Bolt ve Mo Farah'la çok zaman geçirdik. Boş zamanlarımızda Bolt'la bilgisayarda basketbol oynadık, bol bol sohbet ettik. Bize, Rio'da bitireceğini söyledi. Biz de "Bir sene daha koş" diye bastırdık. Çok iyi birisi. Tabii ki jübilesi beni de herkes gibi heyecanlandırıyor.


BİZE ULAŞIN