Cam ve kağıdın peşinde

İstanbul’da birçok noktada cam şişe ve kağıt kumbaraları var. Biz de atık malzemelerin nasıl geri dönüştüğünü merak ettik, şişe ve kağıtların peşine düştük

Cam ve kağıdın peşinde
Atık malzemelerin geri dönüşümü çevre temizliği ve ekonomi için önemli. İstanbul'daki cam şişe ve kâğıt kumbaraları da bunu sağlamak için her gün düzenli olarak boşaltılıyor. Atıkların geri dönüşümü için toplumdaki bilinç ise hâlâ istenen seviyede değil. Doğada cam şişe 4 bin yıl, plastik bin yıl, alüminyum kutu 10 ila 100 yıl, sakız beş yıl, sigara filtresi iki yılda yok oluyor. Sadece 1 ton kağıt için 17 adet ağaç kesiliyor. Kağıt doğada üç ayda yok oluyor. Geri dönüşüm ülke ekonomisi dışında bu açıdan da önemli. Biz de atık malzemelerin yeniden geri dönüşümü için nasıl bir sistem işlediğini gözlemlemek üzere harekete geçtik. Şişelerin ve kağıtların geri dönüştürülme serüvenini yerinden takip ettik.

Kumbaraya at, sonsuz kez dönüşsün!

Saat 10.00. Yer İstanbul Bağcılar İlçesi Kirazlı Durağı'nın yanı. Cam kumbarası dolmuş. Biz de elimizdeki şişeyi kumbaraya atıp beklemeye başlıyoruz. Atık toplama aracı geliyor. Ekip kumbaraya vinçteki kancayı takıyor. Yanımızda İstanbul'daki 33 belediye ile çalışan Özen Cam Geri Dönüşüm Genel Müdürü Eylem Öztürk var. Söz alıyor: "Bir kumbaradan ortalama 600 kilo şişe çıkıyor. İstanbul'da ayda 3 bin 500-4 bin ton cam şişe toplanıyor. Cam şişelerin en çok toplandığı ilçe Bağcılar. Ardından Kadıköy ve Ataşehir geliyor. Sloganımız cam şişeleri kumbaraya at, sonsuz kez geri dönüşsün!"

Saat 8.30'da işbaşı

Mehmet Nesip Bozkurt (47) cam atık toplama aracının şoförü. Saat 8.30'da işbaşı yapılıyor. Bölge bölge araçların rutin bir şekilde kontrol yaptıklarını belirtiyor. Gelir seviyesi yüksek bölgelerden daha çok cam atığının çıktığını anlatıyor. O sırada Mehmet Bey, cam kumbaralardan birinin dolu olduğuna dair vatandaştan ihbar gelince görev aşkıyla cam atık toplama aracına yöneliyor. Biz de aracına atlayıp ihbarın peşine birlikte düşüyoruz.

Yeşil ve beyaz şişeler ayrı ayrı kırılıyor

Öğle arası yaklaştığında Bağcılar Belediyesi Ambalaj Atığı Toplama ve Ayırma Tesisi'ne geçiliyor. Öğle yemeğinin ardından cam toplama aracıyla birlikte Başakşehir'deki Kayabaşı mahallesindeki Özen Cam Geri Dönüşüm Fabrikası'na yol alıyoruz. Fabrikaya vardığımızda şoför kantar aracına çekiyor aracı. Bilgisayar başından 4720 ton şişe cam topladığına dair fişi aldıktan sonra yükünü boşaltıp işini bitirmenin rahatlığıyla yarın mahallelerde işbaşı yapmak üzere ayrılıyor fabrikadan. Şirketin sahibi Mehmet Özen ile birlikte şişelerin kırılma aşamalarını görmek üzere fabrikayı geziyoruz. Şişeler yeşil şişeler ve beyaz şişeler diye ayrı ayrı kırılıyor. Fabrikada manuel ayıklama ve otomatik ayıklama bölümleri mevcut. Manuel bölümde merdaneden geçen şişeler kırıldıktan sonra bantla yukarı çıkıyor. Sonra camların içindeki naylonlar fan aracılığıyla ayrılıyor.

Merdaneden geçiş

Otomotik Ayıklama makinası 200 bin euroluk bir makina. Buradaki işlem daha hızlı. Camlar merdaneden kırılarak banttan geçiyor. 10 bin vuruşluk işlemden sonra optik ayırıcı bölümünde camın içindeki taş, seramik ve yabancı maddeler ayrılıyor. Kabasından sonra ise ikinci optik ayırıcıda incesi yapılıyor. Son kontrolde el işçiliği devreye giriyor.

Eritilme ve geri dönüşümün sonu

Bir günde 150 tonlık hammadde Şişecam'ın Bursa ve Eskişehir'deki fabrikalarına gönderiliyor. Şişecam Çevre Sistemleri A.Ş Şirket Müdürü Volkan Aydeniz cam hammaddesi haline gelen cam kırıklarının yeniden şişe olması için eritilme aşamasına geçildiğini söylüyor.

25 kişilik ekip işbaşında

Bant ilerledikçe 25 kişilik ekibin elleri hızlanıyor. Bu mesleğin eskilerinden olan Nuri Akbaba (48) renkli ve beyaz poşetleri ayırıyor örneğin. Çöpten daha çok kağıt, karton, naylon ve ped çıktığını söylüyor. Evlerden gelen atıklar için ise "Kışın şişe ve ped çöpten az çıkar. Kağıt ise her daim olur. Kumbara sistemi yaygınlaşınca çöplerden şişeler eskiye oranla daha da azaldı. Kağıdı geri dönüşüme atsınlar, çöpe değil" diyor.

Günde 70 ton kağıt çıkıyor

Tüm malzeme ayrıştırılıp yukarıdan aşağı atıldıktan sonra geriye sadece kartonlar kalıyor. Tesis işçileri de karton kağıtlara hiç dokunmuyor. Preslendikten sonra balya halini alıyorlar. Bir balya bir ton geliyor. Preslenip balya olan üç ayrı çeşit kağıt çeşidi var: beyaz, karışık ve tam karton. Günde 60-70 ton karton kağıt çıkıyor. Bazen 150 tonu bulabiliyor. Bir balya bir ton geliyor. Beyaz kağıtlar, karma kağıtlar ve tam kartonlar farklı kamyonlara yerleştirilip farklı fabrikalara gönderiliyor. Fabrikadaki işlemde ise balya halindeki kağıtlar, su ve birçok kimyasal madde konularak makinede karıştırılıyor. Hamur haline geldikten sonra bobinlerde sıkıştırılarak kurutuluyor, kağıt haline getiriliyor. Kullanılacak kâğıt haline geldikten sonra ikinci kalite olarak piyasaya sürülüyor.

Kağıdı çöpe atmayın!

Kağıdın geri dönüşümü hem doğa hem de ekonomi açısından büyük öneme sahip. Biz de bunu gözlemlemek üzere Bağcılar'daki bir kağıt kumbarasından başlıyoruz işe. Kağıdı kumbaraya attıktan sonra gözlemlemek üzere atık kağıtları toplama aracının gelişini bekliyoruz. Araç geldiğinde iki temizlik işçisi kumbarayı açıp araca elleriyle yerleştiriyor kağıtları, kartonları... Toplanan kağıtlar, kağıt toplama araçlarıyla Bağcılar Belediyesi Ambalaj Atığı Toplama ve Ayırma Tesisi'ne götürülüyor. 17 yıldır kağıt geri dönüşümünde çalışan tesisin amiri Adem Demirkurt (48) tesiste bizi karşılıyor. Burada boşaltılan atık kağıtlar, kartonlar, çöpler işlem için ekipler tarafından bantlara yerleştiriliyor. Gelen atık malzemeler bantla yukarı çıktıktan sonra ayrışma işlemi gerçek anlamda başlamış oluyor. Adem Bey, işlemin nasıl yapıldığını tek tek anlatıyor: "Altı çeşit ayırma işlemi yapıyoruz. Buradaki her arkadaşın iş bölümü ayrı. Kimi atık malzemelerdeki beyaz kağıtları atıktan ayrıştırıyor, kimi pedlerin peşine düşüyor, kimi de atıktan çıkan şişeleri, demirleri bantın üstünden ayırıyor."
BİZE ULAŞIN