Piazzolla konçertolarından Carmen operasına

Günümüzün önemli akordeoncularından Ksenija Sidorova ülkemizin değerli şeflerinden Rengim Gökmen yönetimindeki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası eşliğinde Bizet’nin Carmen Operası ve Piazzolla eserlerinden bir programla izleyici karşısına çıkmak için İstanbul’a geliyor. Yeteneği sekiz yaşında keşfedilen Letonyalı sanatçı Pazar SABAH’ın sorularını yanıtladı

Piazzolla konçertolarından Carmen operasına
Büyükannesinin teşvikiyle sekiz yaşında akordeon çalmaya başladı. Memleketi Riga'da dünyaca ünlü sanatçı Marija Gasele'den dersler aldı. Klasik müziğe ve çağdaş eserlere olan merakı onu Londra'ya götürdü, Kraliyet Müzik Akademisi'ndeki eğitimine başladı.
2009 yılında Londra'daki ünlü Wigmore Hall'da tanınan Ksenja Sidorova, 2012 yılında Bryn Terfel Vakfı'nda Uluslararası Ödül'e layık görülen ilk kişi oldu. Sadece yeteneğiyle değil, güzelliğiyle de adından söz ettiren sanatçı 19 Nisan'da 20:30'da İş Sanat'ta Türkiyeli sanatseverlerle buluşacak. Bu özel konser öncesi Sidorova sorularımızı yanıtladı.
- Sizi akordeon çalmaya teşvik eden ve müziği bir kariyer olarak seçmeye iten neydi? Müzik tutkunuz nasıl başladı?
- Ben çok şanslı bir çocuktum çünkü büyükannem daha ben altı yaşımdayken benim için akordeonu seçmiş ve yazları bana azar azar öğretmeye başlamıştı. O kadar keyif alıyordum ki müzik okulunda profesyonel olarak bu alanda eğitim almaya karar verdim.
- Riga'da büyüdünüz ve eğitiminize Londra Kraliyet Akademisi'nde devam ettiniz. Farklı kültürler müzisyen kimliğinizi nasıl etkiledi?
- Bence çevre müzisyenleri hatta sanatçıları demek daha doğru olur, kaçınılmaz olarak etkiler. Londra'ya görür görmez âşık olmuştum. Yaptığım her şeye içimdeki o tutkunun yansıdığını düşünüyorum. Şimdi hayatımda yeni bir dönem başlıyor, Madrid'e taşınıyorum. Orada da bana ilham verecek, benim duygu dünyamı besleyecek yeni şeyler keşfetmeyi iple çekiyorum!

ÇOK YÖNLÜ BİR ENSTRÜMAN
- Akordeonda farklı şeyler deneme fikrine nasıl ulaştınız?
- Londra'ya gelince neredeyse her türde performans sergileme imkânı buldum, dolayısıyla benim için çok doğal bir süreçti. Farklı tarzlar, türler denemem konusunda Londra'da olmak bana çok yardımcı oldu. Bu çok yönlü enstrüman için yazılmış modern eserlerin neredeyse tamamını deneyimledim. Her performansın beklenmedik ve keşfedilmemiş bir yönü olması benim için çok keyifli oluyor.
- Klasikten çağdaş eserlere ve halk ezgilerine uzanan geniş bir repertuvarınız var. Size akordeonun prensesi diyorlar. Çaykovski, Korsakov, Bizet, Astor Piazzolla eserlerinin yanı sıra Sting'in şarkılarını da seslendiriyorsunuz. Bu çok yönlülüğe akordeon ile ulaşmak zor değil mi?
- Akordeon çok yönlü bir enstrüman. Birçok ülkede halk çalgısı olarak var ama 1950'li 60'lı yıllardan itibaren gelişen imkânlarla polifonik bir hal aldı ve günümüzde akordeon için yazılmış eserler dahi var! Akordeon ile ne çalacağım konusunda her zaman titiz davranıyorum. Her ne kadar neredeyse her şeyi çalmaya elverişli gibi olsa da hangi eserlerin yakışacağını sezinlemeniz gerekiyor. Yani akordeon ile çalındığında o esere neler kattığınız önemli...

İSTANBUL ÇOK RENKLİ YAŞAYAN BİR ŞEHİR
- İstanbul konserinizle ilgili biraz ipucu verebilir misiniz? Nasıl bir repertuvar hazırladınız? Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve Maestro Rengim Gökmen ile nasıl bir müzikal işbirliği olacağını düşünüyorsunuz?
- Daha önce İstanbul'a gelmiştim. Çok renkli, yaşayan ve tutkulu bir şehir anımsıyorum. Bu olağanüstü orkestra ile konsere başlamak üzere Astor Piazzolla'nın Aconcagua konçertosundan daha iyisi olamazdı diye düşünüyorum. Deutsche Grammophon etiketli son Carmen albümümden de sürprizlerim olacak.
- Çok yoğun bir tur programınız var. Ve bir icracı olarak müzik otoritelerinden övgü dolu yorumlar alıyorsunuz. İcracı kimliğinizin yanı sıra beste çalışmalarınız da var mı?
- Çocukken bir şeyler bestelemeyi denemiştim. Ama insanların duymak isteyecekleri bir şeyleri yaratmak konusunda bana bahşedilmiş bir yeteneğim olduğunu düşünmüyorum açıkçası... Ama eserleri yeniden düzenlemekten müthiş bir keyif alıyorum.
- Konser öncesinde Türkiye'deki dinleyiciler için bir mesajınız var mı?
- İstanbul'a tekrar geleceğim için çok mutluyum ve performansım için sabırsızlanıyorum. Konser programının da herkese hitap edeceğini düşünüyorum. Akordeonu tanıyanlar da, ilk kez deneyimleyecek olanlar da bence çok keyif alacak.
BİZE ULAŞIN