50’sinden sonra adrenalin peşinde

50’sinden sonra adrenalin peşinde

Yaşıtları emekli olup, sakin Ege kasabalarında organik tarım yapıyor. Oysa onlar motosikletleriyle tehlikeli coğrafyaları keşfediyor, uçurtma sörfü yapıyor, maraton koşuyor. Adrenalinin peşinden giden bu kişiler yaşın sadece nüfus kağıdında bir rakamdan ibaret olduğunun en güzel ispatı. İşte “Yaş kemale erdi” deyip köşesine çekilmek yerine olgunluk çağında heyecan peşinde koşanlar

Kimi su üzerinde uçurtma sörfü yapıyor, kimi paramotor. Kimi motosikletiyle tehlikeli coğrafyalarda geziyor, kimi maraton koşuyor.
Ortak özellikleri cesaret isteyen ekstrem uğraşlarının olması. Daha da önemlisi bu hobilerine 50'li yaşlara merdiven dayamışken başlamaları.
Bunu da daha çok vakitleri olmasına, hayat düzenlerini kurmalarına ya da çocukluk hayalini gerçekleştirmek için doğru zamanın gelmesine bağlıyorlar. Ama en önemlisi özgürlüğü tüm hücrelerinde hissetmeleri ve hayatın yükünden bir nebze kurtulmak istemeleri.
"Geç kaldım" demeden kendileri için bir şey yapıyorlar. Yaptıkları güzel ama bir o kadar da cesaret gerektiriyor. Üstelik korkmadıkları gibi eğleniyorlar.
Yaşın ve aile sahibi olmanın bir engel olmadığını ispatlayarak tutkularının peşinden giden bu kişilerin tespitleri de anlamlı: "Ne yaparsanız yapın eleştirilebilirsiniz. Sıradan bir sporu yaparken de başınıza bir şey gelebilir. Hobinizi eşinizle ve ailenizle paylaşmazsanız, tutkunuz işkenceye dönüşür." İşte gençleri cebinden çıkaracak olgun macera tutkunları...

MOTOSİKLETLE TEHLİKELİ COĞRAFYALARDA
Üniversite eğitiminden sonra Paris'te diplomatlık yapan Hamit Abbasoğlu yönünü değiştirmiş ve tarım sektörüne girmiş. İhracata yönelen Abbasoğlu birçok ülkeye domates ihraç etmiş. 50 yaşında çalışma hayatını sonlandıran Abbasoğlu kendisini tümüyle hobilerine vermiş. Birçok sporla uğraşmış. Ancak 40 yaşından sonra motosikletle yarışmalara katılmış. Yarışlara katılma tutkusunu iki sene öncesine kadar yani 60 yaşında ağır bir kaza geçirene kadar sürdürmüş. Bugün 62 yaşında. Motosikletle bilinmeyen yerleri keşfetmeye devam eden Hamit Abbasoğlu, "Kendim için bir şeyi başarıyorum" diyor.



Türkiye'de motosikletiyle gitmedik keşfetmedik yer bırakmayan Abbasoğlu, belli bir yaştan sonra daha çok vakti olduğu için tüm zamanını hobilerine verdiğine dikkat çekiyor. Abbasoğlu'nun yeni merakı ise Latin Amerika... Değişik zamanlarda Arjantin'de dört ay kalmış. Yüzölçümü Türkiye'nin iki katı olmasına rağmen iki kez ülkenin altını üstüne getirmiş. Kimi zaman dar, tehlikeli bir dağ yamacında kimi zaman tuz madenlerinin üzerinde kullanmış motosikletini. Üstelik 60 yaşında İspanyolca da öğrenmiş. Hobisi sayesinde farklı insanlarla tanışmaktan büyük keyif aldığını belirten Abbasoğlu, "Dünyanın değişik yerlerindeki insanların ne düşündüklerini, nasıl yaşadıklarını öğrenmek çok güzel. En önemlisi adrenalini seviyorum" diyor.

GÖKYÜZÜ ÂŞIĞI ÇİFT
"Adrenalin... Adrenalin... Adrenalin..." diyerek heyecanı sevdiğini anlatıyor Tülay-Altan Ünverdi çifti. 33 yıllık çift halen kuyumcu dükkanlarında çalışıyor. Hobi olarak çeşitli sporları denemişler. Ancak onlar ailece uçmayı, gökyüzünde olmayı seviyor. Gökyüzü âşığı onlar... 30 yaşındaki çocukları da pilot. Altan Ünverdi çocukluk hayalinin peşinden giderek 40 yaşından sonra Türk Hava Kurumu'nun paramotor (motorlu yamaç paraşütü) kursuna yazılmış. Üstelik haber vermeden eşini de bu kursa yazdırmış. Ünver çifti hafta sonlarında, tatillerde yaşıtlarının aksine karada değil bulutların üstünde dolaşıyor. Altan Ünverdi insanların hobisini ailesiyle paylaşması gerektiğini aksi halde hobinin bir işkenceye dönüştüğünü anlatıyor: "Bu bir tutku. Uçmanın tadı başka hiçbir şeyde yok. Kelimelerle anlatılamaz. "Çılgınlık" diyorlar ama bence değil. Çünkü rüyalarımı yaşıyorum. Çevremizde de insanlar yapmak istiyor ama cesaret gerekli" diyor.





Tülay Ünverdi eşinin sürpriziyle bu işe sevdalanmış. Bu sporla insanlara, hayata ve kendilerine bakışlarının değiştiğini anlatan Ünverdi, adrenalini ve heyecanı çok sevdiklerini ve çok eğlendiklerini söylüyor: "Türk Hava Kurumu'ndan eğitim alarak ailece yamaç paraşütüne başladık. Ardından paramotor geldi. Şimdi her hafta sonu ve tatillerde eşimle beraber havada dans ediyoruz. Çünkü uçmak bizim için bir özgürlük. Koca bir dünyanın içinde, bir boşlukta ve özgür olmak müthiş bir duygu."



HASTANEDEN ÇIKIP KİLYOS'A KOŞUYOR
Feryal İlkova özel bir hastanede iç hastalıkları uzmanı. 45 yaşından sonra motosiklete binmeye başlayan İlkova kiteboard yani uçurtma sörfü de yapıyor. İlkova kariyeri için bu hobileri belli bir yaşa kadar ikinci plana attığını söylüyor: "İhtisasımı yaparken hobilerimle uğraşmayı düşünmedim. İnsan hayat düzenini oturttuktan sonra daha fazla vakit ayırabiliyor tutkularına." İlkova motosikletle Güney Afrika'da çöl sürüşleri bile yapmış. Feryal İlkova hastanede mesaisi bittikten sonra kıyafetlerini giyiyor ve kite yapmak için Kilyos'un yolunu tutuyor. Güneş batana kadar kiteboard yapıyor. Kite yaparken yaşadığı özgürlüğü heyecanla anlatıyor: "Denizin üzerinde başka bir şey düşünmüyorsunuz. Rüzgar, deniz, siz ve deniz canlıları... Kendi kendinizle baş başasınız. Önceliğim doğanın içinde olmak. Bir kaçış ya da kafa boşaltma diyebilirsiniz. Durunca yaşadığınız hayatı anlıyorsunuz. Tıp da böyle bir şey; hayatı sınırlarda yaşıyorsunuz. O nedenle tıp eğitimi kişiye hayatla ilgili derin bir bakış veriyor."



ÖNCE TEDAVİ SONRA MARATON
Ayak ve ayak bileği cerrahisi uzmanı Op. Dr. Selim Muğrabi kariyeri boyunca sayısız spor yaralanmasını tedavi etti. Ama öyle bir hastası vardı ki onun hayatını değiştirdi. Maraton koşucusu hastası sayesinde 40'ından sonra koşu sporuna merak salan Muğrabi, bunu epey ilerletip dünyanın dört bir yanında maratonlara katılır hale geldi: "Koşmaya hastam Binatli Tugay'dan esinlenerek başladım. Hastam koşuları sırasında yaşadığı rahatsızlık için kapımı çalmıştı. Bir daha koşamayacağı endişesi taşıyordu. Kendisi Türkiye'de, dünyadaki beş büyük şehir maratonunu tamamlamış ilk profesyonel olmayan koşucu. Onun koşuya bu denli bağlı olması beni de etkiledi. Azmi, hevesi bana değişik bir şeyler yapabilme heyecanını getirdi. Ben de beş yıl önce koşmaya başladım. Halen devam ediyorum. Şu anda haftada dört gün koşu antrenmanı, iki gün de kardio antrenmanı yapıyorum. Toplamda haftada 30 km koşuyorum. Şu ana kadar New York Maratonu ve Londra yarı maratonu, Türkiye'de iki kez Antalya yarı maratonu, birer kez Bozcaada ve Avrasya yarı maratonunda koştum. Zaman zaman sosyal sorumluluk projeleri için de koşuyorum."



NİNJA GİBİ ZIPLIYORLAR
Elektronik mühendisi olarak post prodüksiyon şirketinde çalışan Serdar Gürmen üç yıl önce emekli oldu. Emekli olunca yani 60 yaşında iki noktayı en hızlı ve efektif bir şekilde geçmeyi gerektiren parkur sporunu keşfetmiş. Bugün 64 yaşında olan Gürmen, yaptıkları sporu "Filmlerde olur ya Ninjalar damlarda ya da ağaçların üzerinde atlayıp zıplarlar. Parkur işte ona benzeyen bir spor." Tenis, basketbol, dalış gibi sporları yapsa da bu sporu çok sevmiş ve bu sporla tüm kasların çalıştığını keşfetmiş. Her şeyi bırakıp parkura merak sarmış. Hatta parkurun yapıldığı spor salonuna ortak da olmuş. Serdar Gürmen, parkur sporunu 50 yaşın üzerindeki arkadaşlarıyla birlikte yapıyor. Ailesinin ve yaşının merakına engel olmadığını söyleyen Gürmen, "26 ve 30 yaşında iki kızım var. Aile hayatı ya da yaş engel değil. Sağlıklı olursanız ileriki yaşlarda doktor doktor dolaşmazsınız. Enerjiniz bol olur, kaslarınız diri kalır. Hangi sporu yaparsanız yapın risk var. Her zaman bir tarafınızı kırabilirsiniz. İleriki yaşlarda farklı bir şey yapınca çevre sizi eleştirebiliyor. Motosiklet kullanırsanız ya da iddialı giyinirseniz dikkat çekiyorsunuz. En iyisi etrafı umursamadan içinizden geleni yapmak."



Gökselin Güngör ise 59 yaşında. Emekli. Arkadaşı Serdar Gürmen aracılığıyla parkur sporunu keşfetmiş. Bu sporun tüm kaslarını çalıştırdığını aynı zamanda eğlenceli olduğunu söylüyor. Eşini kaybeden bir kız çocuğu babası Güngör de, kızı ve yakın çevresinin spor yapmasını desteklediğini söylüyor. Bunun sebebi mutlu olması ve enerjisini boşaltması.
BİZE ULAŞIN