Eylülde de gelmesek olmaz mı!

Eylülde de gelmesek olmaz mı!

Tatile gidemeyen milyonlarca insan ‘tatile gidememe sendromu’ yaşamazken modern insan, sonu depresyona kadar varabilecek ‘tatil dönüşü sendromu’ yaşıyor! Tatile yüklenen anlam mı değişti? Huzur vermesi gereken bir süreç nasıl kesif bir mutsuzluğa dönüştü? Konuyu psikiyatr, psikolog ve sosyolog desteğiyle mercek altına aldık

Bütün bir yıl, o bir-iki haftanın hayalini kuruyor artık modern zaman insanı. Adını her ne kadar tatil diye kodlasak da; bu küçük 'mola', bir kaçış, hayatın özetini çıkarma, tercih etmediğimiz bir yaşantının içinde mini bir 'işte ben bu hayatı istiyorum' demosuna dönüşüyor. Ama her sayılı gün gibi çabucak geçiyor bu dönem de. Sonrasında yine Ben Böyleyim şarkısı dönüyor hayat plağında.
Borç harç ve maddi manevi çok bedel ödeyerek elde edilen, bir iki haftalığına kiraladığımız 'hayatımızın patronu' olma hissiyatı, tatil dönüşü hızla eriyor, tükeniyor. Renkler deniz mavisinden, güneş sarısından hızla kasvetin kadim eşlikçisi grinin ruh karartan tonlarına dönüyor. Ve bize moral ve hayatla mücadele etme gücü vermesini beklediğimiz bu süreç sonu depresyona kadar varabilecek bir sendroma dönüşüyor: Tatil dönüşü sendromu...

DAİMİ MUTLULUK BEKLENTİSİ
Adaptasyon sorunu, iş yapmayı erteleme, çarpıntı, nefes alamama hissi... Hatta istifa etme düşünceleri. Uzmanlar tatil dönüşü sendromunun belli başlı belirtilerini böyle sıralıyor. Peki, klişe ama kritik soruya gelelim: Nasıl oluyor da oluyor? Acaba tatile yüklediğimiz anlam mı değişti. Beklentimiz ne ki, dönüşü bir travmaya dönüşüyor. Psikiyatr Uğur Zeren, önce tatil algımıza çeki düzen vermemiz gerektiğini söylüyor ve ekliyor: "Hayatta ne yaşadığımız değil, yaşadıklarımıza ne anlam yüklediğimiz önemlidir. Aslında tüm sorunlar, kişinin olaylara verdiği anlama göre hastalığa dönüşür veya dönüşmez. Eğer 'tatil ne güzeldi, iyi dinlendim çok eğlendim' gibi olumlu bakarsak geri dönüşümüz olumlu ve yapıcı olur. 'Tatil bitti, üf yine iş var, yine bir sürü sorun beni bekliyor' dersek dönüş bizim için ıstıraba dönüşebilir. Günümüz insanının çoğu sosyal medyada çizdiği mutluluk profilini maalesef günlük hayata pek de geçiremiyor. Olumsuzluklara takılı kalıp olumlu yanları göremiyor. Olumsuzu büyütüp olumluyu küçültebiliyor. Sadece tatil kavramına değil çoğu duruma 'ya hep ya hiç' ilkesi ile bakıp daimi iyilik, daimi mutluluk, daimi eğlence gibi gerçekçi olmayan beklentilere sahip olabiliyor. Tabii bu gerçekleşmeyince hayal kırıklığı yaşayıp, mutsuz oluyor, depresyona yatkın hale gelebiliyor. Tatil beklentimizse, yaşamın her alanında ve her zaman olduğu gibi yaptığımıza odaklanmak, eğlenmek, dinlenmek ve anın keyfini sürebilmek olmalıdır."

DEPRESYONA DÖNÜŞÜYOR
Psikiyatr Zeren'in anlattığı bir nevi bu sendromu yaşamamak için önlem paketi. Ama tatil dönüşü pek çok insan bazı sıkıntılar yaşıyor. Önce bu sıkıntıların, belirtilerin farkında olmak lazım. Psikolog Ayhan Altaş tatil sonrası yaşanabilecekleri şöyle özetliyor:
"Tatil sonrası herkes sıkıntı yaşar diyemeyiz ama tatil dönüşü uyum sorununun ortaya çıkması olası bir durumdur. Bu sıkıntılar elbette kişiye özgüdür ve herkeste farklı bir şekilde ortaya çıkabilir. Genelde gözlenen sıkıntı ise, konsantrasyon problemi, iş isteğinde azalma, sabah erken uyanmada zorluk, algılamada ve anlamada sorunlar şeklinde yaşanmaktadır. Bu zaman zarfında geçen uyum sıkıntısına tatil dönüşü sendromu deniyor. Yani kişi kısa sürede bu sendromu atlatıp tekrar iş temposunu yakalayabiliyor. Depresyonda ise iş bu kadar kolay olmuyor. Eğer kişi bu uyum sorunundan çıkamazsa ilerleyen aşamalarda depresyon yaşayabilir. Bir ay sonrasında hâlâ bu sıkıntılar devam ediyorsa psikolojik destek almakta yarar var."

TATİL DÖNÜŞÜ KARAR ALMAYIN
Psikolog Mustafa Gödeş ise kendi tabiriyle, "tatilden yeni çıkmış bir psikolog olarak" tatil dönüşü sendromunu atlatmanın yolları hakkında tüyolar veriyor: "Öncelikle dönüşler tatil bitiminin son gününe bırakılmamalı. Tatil "dönüşünün ertesi gününde çalışmaya başlayan bireylerin adaptasyonda zorlandıkları görülmektedir. Mümkünse çalışma temposu yavaş yavaş artırılmalı, yapılacak işlere bir anda girişilmemeli. Özellikle ilk iki hafta öğle arası gibi mola süreleri iş yeri dışında ve keyif veren aktivitelerle geçirilmeli. Tatil dönüşünden sonraki ilk hafta sonu ve akşamları imkân varsa yakınlarda bir yerlere piknik, oyun, eğlence ve gezi amaçlı aktiviteler yapılmalıdır. Gezdiğiniz, gördüğünüz yerleri arkadaşlarınızla paylaşmak ve bir sonraki tatilinizi şimdiden hayal etmeye çalışmak, süreci atlatmada etkilidir."
Gödeş kendi vaka deneyimlerinden yola çıkarak, bu sendromun depresyona dönüştüğü nokta ile ilgili de ipuçları veriyor ve şu uyarıda bulunuyor: "Bazı bireylerin tatil dönüşü sonrası hayatlarıyla ilgili önemli kararlar (iş değişikliği, evlenme, boşanma...) aldıkları sık görülür. Böyle durumlarda verilen ani kararlar gerçekten de bu sendromu bir depresyona dönüştürebilir. O yüzden tatil dönüşü sonrası ani ve önemli kararlar almamakta ve bir süre beklemekte fayda vardır."

GÖSTERİŞÇİ TÜKETİM

Peki, durumun psikolojik olduğu kadar, sosyal temeli de yok mu? Tatile yüklediğimiz anlam nasıl ve ne zaman değişti de sonu huzur yerine mutsuzluk oldu? Tatile gidemeyen milyonlarca insan, 'tatile gidememe sendromu' yaşamazken, her sene tatil yapabilen şanslı kesim nasıl oluyor da bir de bunun mutsuzluğunu yaşıyor? Sosyolog Doç. Dr. Vehbi Baysan, tatil kavramının değişimini kendi tabiriyle 'gösterişçi tüketim toplumu'na bağlayarak anlatıyor: "Gösterişçi tüketim bağlamında, sosyal medya hesaplarından anbean (deniz temalı) tatil etkinliklerini ve yediği yemekleri paylaşan bireyler, hazlarını ve narsist duygularını tatmin etmektedir. Dolayısıyla tatil imgesi, sosyal medyada gidilen yerler, yenilen yemekler ve bedenlerin teşhiriyle eşleşmektedir. Yılın bütün stres ve yorgunluğunu atmak amacıyla yapılan tatilin, tüketim temelinde gösterişe dönüşme süreci, tatil zamanı bitip eve dönünce doğal olarak belli bir süre de olsa mutsuzluğa yol açabilmektedir. Hayatın her zaman tatil olmadığı gerçeğiyle yüzleşen tatilden dönen bireyler, geçici de olsa yaşadıkları illüzyondan çıkmak zorunda kalır. Ayrıca, eskiden deniz tatilini yapan kesim azınlıkta iken, günümüzde sıradan hale gelmesi de mutsuzluk kaynaklarından biri olmaktadır."
Sosyolog Bayhan, tatil dönüşü mutsuzluğunu, beklentinin anlamsızca yüksek olmasına bağlıyor: "Mutsuz olan bireyler beklentisi yüksek olan bireylerdir. Devamlı olarak istedikleri veya arzu ettikleri durumu yaşayamayanların mutsuzluk duyguları artar. Tüketimin yabancılaştırıcı etkisi, tüketilen tatil alışkanlığına da yansır. Kentli, modern insan salt kendileri istediği için değil, kendilerine sunulan tüketim alışkanlıklarını tüketmek, dâhil oldukları sosyal çevrede statü elde etmek ve kendi mahallesinden soyutlanmamak için davranışlarını organize ediyor. Tatil de bu alışkanlıklardan birisine dönüştü ne yazık ki."



Psikolog Mustafa Gödeş
Tatilden yeni dönen psikolog!

"Tatilden yeni dönen bir psikolog olarak uyarıyorum. Tatil dönüşü iş değiştirme, boşanma gibi önemli kararlar almayın."



Sosyolog Vehbi Bayhan
Tatil değil gösteriş

"Tatilin tatil olmakta çıkıp, tüketim temelinde gösterişe dönüşmesi tatil zamanı bitip eve dönünce mutsuzluğa yol açıyor."



Psikolog Ayhan Altaş
Profesyonel yardım şart

"Tatil sonrası mutsuzluk ve adaptasyon sorunu bir ay sürerse profesyonel yardım şart!"



Psikiyatr Uğur Zeren
Daimi mutluluk beklentisi

"Modern insanın daimi iyilik, daimi mutluluk beklentisi tatil dönüşü sendromunu da beraberinde getiriyor"
BİZE ULAŞIN