Akın var sanata akın

Akın var sanata akın

Türkiye sanat tarihine geçen yoğun sanat haftasının akışına bıraktık kendimizi. Açılışlar, özel davetler, partiler... Sabah başlayan mesaimiz geceyarılarına kadar sürdü. Mekanlarda biriken enerji sokaklara taştı. Sanat dolu hafta yüzleri güldürdü. İşte bir haftanın dökümü

Perşembenin geleceği çarşambadan belliydi. Geçen hafta programı yaptık. Türkiye sanat tarihine geçecek ve daha önce belki de hiç yaşanmamış yoğunlukta bir hafta geçirecektik. Ai Weiwei sergisi, 15. İstanbul Bienali, 12. Contemporary Istanbul, iddialı sergiler, açılışlar, buluşmalar, partiler. "Sözkonusu sanatsa ben de varım" deyip bu haftanın olağanüstü yoğunluğuna gönüllü olarak bıraktım kendimi.
Ama İstanbul öyle bir hareketliydi ki sormayın. Aynı gün kaç kapı yapılabilir ki, herhalde insanlar bu hafta kişisel rekorlarını kırdılar. Bir günde beş-altı kapıdan girdiğim oldu. Açılış, davet, parti... Sabah başlayan geceyarılarına kadar süren tatlı ve yoğun bir mesaiden bahsediyorum.
İnsanlar etkinliklere akın akın giderken, oluşan enerji mekanların kapılarını aşıp sokaklara taştı adeta. Ruhumuzda pozitif bir rüzgar esti, yüzlerimiz güldü. Şehir hareketlendi...
"Yediğin içtiğin senin olsun ne gördün" derseniz, sergileri, fuarı, ücretsiz olan 15. İstanbul Fuarı'nı gidip sizler de görebilirsiniz. Ama işin mutfağında, partilerde, davetlerde gördüklerimi, duyduklarımı anlatayım...

Ai Weiwei, selfie de çektirdi pazara da gitti


Ai Weiwei Nazan Ölçer ile pazara gitti ve çektiği fotoğrafı sosyal medyada da paylaştı.

Ai Weiwei gibi kariyerinin zirvesinde bir sanatçının Türkiye'de sergi açmasına açıkçası çok da alışık değiliz. Peki Weiwei burada sergi açmaya nasıl karar verdi? Pazartesi, sergi açılışında S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Nazan Ölçer anlattı. Weiwei 16 Mart 2016'da mültecilerle ilgili film çekmek için Türkiye'ye ilk geldiğinde Nazan Hanım hemen onunla iletişime geçiyor, tanışıyorlar. Sonrasını Nazan Hanım'dan dinleyelim: "Kafasında Türkiye, İslam ve Müslümanlıkla ilgili çok soru vardı. Onu hemen Türk-İslam Eserleri Müzesi'ne götürdüm. Orada gezerken Çin porseleninden dönüştürülmüş bir tütsü kabı gördü ve bu porselen çok ilgisini çekti. O noktadan sonra yaptığımız sohbetler bu serginin ilk tohumlarını attı" dedi.
Weiwei her önemli sanatçı gibi mütevazı ve bir o kadar da rahat. Serginin açılışı inanılmaz kalabalıktı. Gelen selfie tekliflerini asla reddetmedi. Bu yoğun sanat haftasının en çok selfie çekilen sanatçısı olduysa şaşırmam. Ki onun da bir eli telefonundaydı çünkü sosyal medyayı iyi kullanıyor. Bir sürü fotoğraf paylaştı İstanbul'dan. Nazan Hanım ile semt pazarına da gitti, 15. İstanbul Bienali'nin ana mekanlarından İstanbul Modern'e de...

Bir Eczacıbaşı geleneği: Ev davetleri

Önce Suzan Sabancı Demir'in Ai Weiwei onuruna evinde davet verdiğini duydum. Herkes bu daveti konuşuyordu. Sonra posta kutuma Bülent ve Oya Eczacıbaşı'nın daveti düştü. Sanatı yıllardır destekleyen burjuvazimizin sanata, sanatçıya, sanatseverlere, evlerini açması takdire şayan. Ama aklımda bir soru: Bu işler ne zaman başladı?
Yeniköy'deki evlerinde Bülent Bey'e sordum. Bülent Bey, İstanbul Festivali zamanlarında Nejat Ezcacıbaşı'nın festival boyunca birkaç davet verdiğini, sanatçıları, işadamlarını ağırladığını söyledi. Yani Ezcacıbaşı ailesi için ev davetleri bir gelenek.
Bu tür davetler sıcak temaslara vesile oluyor. Sanatçı Hale Tenger ile böyle bir temasla koyu bir sanat muhabbeti içine girdik. Tenger 30 yıllık bienalin tarihine vakıf bir sanatçı. Çağdaş sanatın mücadelesini verenlerden. "Nasıl buluyorsunuz gelinen noktayı" dedim. "Yıllar önce bir gazetemizde bienal yapılmalı mı yapılmamalı mı tartışması yapılmış, kimi sanatçılar bienale karşı çıkmıştı. Epey mesafe kat ettik" dedi gülerek.

GÖRKEMLİ VE ZARİF KÜTÜPHANE
Bülent ve Oya Ezcacıbaşı'nın evi için küçük bir müze denilebilir. Ama ilgimi ve hayranlığımı Bülent Bey'in büyük bir kütüphaneden oluşan çalışma odası çekti. Şık bir ahşap masa ve duvardan duvara itinayla yerleştirilmiş kitaplar. Kitaplar arasında resimler. Aliye Berger ve Nejat Devrim'in işlerini seçebildim. Ama başka eserler de asılıydı kütüphanede. Kaptırmışım bu kütüphanenin büyüsüne, (belki de bulunmamam gereken bir yerdeydim) kendime geldiğimde Bülent Bey yanımdaydı. "Bu kütüphanemin çok küçük bir bölümü" dedi. İki katlı kütüphanede hiç yoksa birkaç bin kitap vardı. Ne diyeyim hâlâ etkisindeyim.

ÇOK BÜYÜK EMEK VAR
Bu yıl İKSV'nin 45'inci, İstanbul Bienali'nin 30'uncu yılı. Vakfın yaptığı köklü etkinlikler iğne ile kuyu kazılarak bugünlere getirildi. Binlerce insanın sanata olan inancıyla yapıldı her şey. Ve bugün güzel şeyler yaşıyorsak hep o emeklerin sayesinde. Bülent Bey de sohbetlerinde buna vurgu yaptı.

Yeşilçay Zeid hayranı


Nurgül Yeşilçay sanat fuarında çok sevdiği Zeid'in tablosunun önünde.

12. Contemporary Istanbul, kapılarını çarşamba günü açtı. Herkes heyecanlıydı. Dolaşırken Nurgül Yeşilçay'a rastladım. Bir Fahrelnissa Zeid tablosunu inceliyordu, "Tate Modern'de sergisi açıldı gidemedim" diyerek hayıflandı. "Çok şahane bir sergiydi" deyince "Gittin demek, kıskandım" dedi gülerek. Sonra da "Biliyor musun çok severim Zeid'i. Hayatını film yapmak isterdim. Zaten onun da oğlunun adı Nejad. Yakışmaz mı bana" dedi. "Yakışır" dedim ve Zeid tablosu ile bir fotoğrafını çekip "Bu da bu fikrin anısı olarak kalsın o zaman" dedim.

OLANI GÖREMEMEK
Fuarı gezerken iki kişinin "Bu yıl da pek bir şey yok" cümlesi çalındı kulağıma. Oysa bir sürü 2017 tarihli iş vardı. Sonra bu tür memnuniyetsizlik ifadelerinin "Sanattan çok iyi anlarım" havası atmak için yapıldığına ikna oldum ve bir küçük cinlik yapayım istedim. Kim bu tür bir cümle kursa "Eee Picasso var, Miro var daha ne olsun" demeye başladım. Şöyle tepki geliyordu: Gözler fal taşı gibi açılıp "Nerede, nereye saklamışlar?"

SELFIE'CİLER VE HIZLI TURCULAR
Fuarda çeşit çeşit insan var. Durumu şöyle özetleyebilirim. Sefie'ciler: Hangi eserle selfie yapsam diye işlere bakıyorlar. Hızlı turcular: O kadar hızlı dolaşıyorlar ki 10-15 dakika içinde fuarı turluyorlar. Sonra büyük cümleler kurarak sanat sohbetine (!) dalıyorlar. Dikkatli takipçiler: Eser satın alma gibi amaçları pek yok. Ama dikkatle sevdikleri sanatçıları ve işlerini takip ediyorlar. Koleksiyonerler, galericiler, sanat kurumları: Onlar işin profesyonelleri zaten.

Küratörler de komşu çıktı



İKSV'nin düzenlediği 15. İstanbul Bienali halka dün açılsa da ön açılışı salı günü yapıldı. Bienalin basın toplantısı da Taksim'de Fransız Sarayı'ndaki açılış daveti de çok kalabalıktı. O gün Taksim'e gelenler Yapı Kredi Kültür Sanat binasının yeni halini de gördüler. Bir bina insanları heyecanlandırır mı? Yapı Kredi Kültür Sanat binasını gören telefona sarılıyor. Binanın ve Akdeniz heykelinin fotoğrafını çekiyor.

MAHALLEDEN BİENALE
Bienalden devam edelim. Bienalin küratörleri, Michael Elmgreen, Ingar Dragset uzun zamandır birlikte çalışan iki sanatçı. Rahat, pozitif ve iletişime açık halleri, etraflarında sürekli insan grubunun oluşmasına neden oldu. İkiliyi hiç yalnız görmedim. Fransız Sarayı'ndaki bienalin açılış davetinde anlattılar, 1996'da Kopenhag'da bir barda tanışmışlar. Sonra aynı mahallede oturduklarını anlamışlar. Yani bienalin 'iyi bir komşu' temasının kişisel hayatlarında da karşılığı var.



YERLİ EŞEĞE ÇİNLİ BAKICI
Bienal turuna İstanbul Modern'den başlayın diye aldığımız tüyoyu es geçmedik. Müzeye gidince ilk olarak bizi canlı bir eşek karşıladı. Çinli sanatçı Xiao Yu'nun Zemin adlı işi nedeniyle Kilyos Gümüşdere'den getirilen bir eşeğe bir süre Çinli iki çiftçi bakıcılık yapacak. Ama sanata bedeniyle destek veren tek hayvan o değil bienalde. Aude Pariset'in çalışmasında da canlı kurtlar var!
Açıkçası bu yıl bienal seyirciye göz kırpıyor. Çağdaş sanatın soğuk, teorik koridorları yerine sıcak, samimi odalarına çağırıyor. Kulak verin derim.

NERDEN ÇIKTIN BU QR KODU
Yaygın şekilde QR kodu kültür sanat camiasının hayatına girdi. Bienale akredite olurken bir QR kodumuz olmuştu. Sonra Fransız Sarayı'ndaki davette de QR kodu karşımıza çıktı. Oldu iki tane... Ki bu davette yoğun güvenlik önlemi vardı. QR kodu, kimlik sorgusu, X-ray, sonra ancak sonra saray havası! Saray havası güzeldi ama parti 22.00 gibi bitti. Tam da herkes muhabbete başlamışken...

GEÇ LCV YAPTIRANLAR GİREMEDİ
Çarşamba akşamı Esma Sultan'da CI'nın özel bir daveti vardı. Geç LCV yaptıranların bile giremediği bir davetti. Koleksiyonerler, sanat dünyası ilk gün aslında orada buluştu.

KLASİKLE ÇAĞDAŞ BİR ARADA
Perşembe günü akşam Borusan Contemporary'de iki sergi açılışı vardı. Şık bir açılış oldu. Sanat dünyasının önemli isimleriyle birlikte Borusan Filarmoni Orkestrası şefi Sascha Goetzel de gelenler arasındaydı. İşte klasikle çağdaşın buluşması dedim kendi kendime. Ama düşününce espriyi vasat buldum. Sonrasında Mercan Dede'nin müzikleri karşısında herkes eğlendi.

KLEIN KAPANAMADI
Dirimart'ın perşembe günkü Klein'daki partisi yoğun ilgi gördü. Çağdaş sanat dünyası iyi eğlendi ve klasiğimiz Teoman da onlarlaydı. Gece yarısını çoktan geçmesine rağmen Klein'a akın akın insan geliyordu.

İŞLERE ÖZEL DAVET
Mimar Belman Bilal iyi bir koleksiyoner. Gülsün Karamustafa'nın yeni bir işini, bir de Begüm Yamanlar'ın Tahribat adlı işini almış. İşleri sergilemek için gerçekleştirdiği özel davete özellikle yabancılar ilgi gösterdi.

İYİ KOMŞUYU BULDUM!
İyi bir komşu çocuğunuza bakar mı? Bu soruya evet diyebilirim. Yoğun sanat haftasına yetişmek için oğlum Ali Güney'e (3.5) bir akşam bakacak bir komşu bulmamız zor olmadı. Janet Barış gidip Ali Güney'i okuldan aldı, ona baktı. Bienalin küratörlerine sesleniyorum: Sizi Janet'le tanıştırmak isterdim.
BİZE ULAŞIN