Kore dalgası Türkiye’yi de etkisi altına aldı

Dünya Güney Kore kültürüyle çalkalanırken, elbette Türkiye’de bundan nasibini aldı. İzlediğimiz dizi ve filmlerin senaryolarından müziğe, moda ve kozmetikten, fenomenleşen starlarına kadar Güney Kore iliklerimize kadar işledi

Kore dalgası Türkiye’yi de etkisi altına aldı
TÜYAP Kitap Fuarı'nın konuk ülkesinin Kore olması, Güney Kore Savaşı'nda yaşanan duygusal bir hikayeyi anlatan Ayla filminin vizyona girmesi, Güney Kore'nin en ünlü pop müzik grubunun İstanbul'daki konserinin hınca hınç dolması ve arka arkaya Kore kozmetik markalarının pazara el atması tesadüf değil. Dünyayı kasıp kavuran bu Kore ilgisinin bir de adı var literatürde: Kore Dalgası (Korean Wave). Dolayısıyla tüm bunlar dünyayı saran Kore Dalgası'nın, Türkiye'deki izdüşümleri.

BU BİR MELEZ KÜLTÜR
Sadece gündelik hayatta değil akademik ortamda da bir hareket yarattı bu durum. Belki de bu nedenle Boğaziçi Üniversitesi Asya Çalışmaları Merkezi'nin Türkiye'yi etkisi altına alan Kore kültürü üzerine düzenlediği konferans büyük ilgi gördü. Konferansta konuşan Güney Kore Başkonsolosu Cha Young-Cheol'ün söyledikleri çarpıcıydı. Başkonsolos, özellikle 2000'li yıllar sonrasında global bir trend haline gelen ve sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla popülerleşen Kore menşeili film, dizi ve müzik yapımlarının geçmişten bugüne serüvenini anlattı.
Young-Cheol, kendisinin ve akranlarının gençken efsanevi İngiliz müzik grubu Beatles'ı dinlediğini, bugün İngiltere'de milyonlarca gencin Güney Kore menşeili pop müzik türü olan K-Pop'ı takip ettiği bir döneme gelindiğini aktararak başladı konuşmasına. Haklıydı Kore popu, bir çılgınlık boyutunda. Uniq İstanbul'da sahneye çıkan Koreli grup FT Island, Türk seyircisinin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Onlar da bu ilgiye öğrendikleri Türkçe cümlelerle karşılık verdi.
Başkonsolusun konferansta altını çizdiği noktalar bununla sınırlı değildi, Kore yapımı dizileri ifade etmek için kullanılan K-Drama türünün 1990'lar ve 2000'ler başında Vietnam ve Singapur gibi Asya ülkelerinde hali hazırda yaygınlaştığına dikkat çeken Young-Cheol şöyle anlattı: "Kore Dalgası'nın yükselişini bir diplomat gözüyle inceledim, 1980 sonrası ekonomik ve kültürel globalleşme bir sinerji yarattı, haliyle Kore Dalgası kesinlikle Kore sınırları içindeki farklı kültürlerin bir yansımasından ibaret değil.
Bu Batı kültürü ile Kore kültürünün bir tür karışımının ürünü. Sosyal medya platformlarının küresel düzeyde yaygın kullanımı olmaksızın Kore Dalgası gibi bir olgudan bahsetmek imkansız. 1950-80 yılları arasında Kore'de Amerikan kültürünün etkisi fazlasıyla hissedildi. 80'lerden sonra ise Güney Kore, Batı kültürünü de içeren yeni bir 'melez kültür'ün ortaya çıkışına sahne oldu. Kore Dalgası Batı ile Kore etkileşimi sonucu ortaya çıkan melez kültür sayesinde endüstriyel bir üretim olarak popülerleşebildi. Tahran da bile Kore dizileri izleniyor" diyor.

ÖDÜL KAZANAN TÜRK GENÇLERİ VAR
Cheol Türkiye'de çok sayıda gencin Kore Dalgası'nı takip ettiğini, Güney Kore'ye seyahat ettiğini ve Güney Kore'de düzenlenen K-Pop yarışmalarında ödül kazanan Türk gençlerin bile olduğunu vurguluyor. Belli ki Kore ile ilgili gündemimiz bundan sonra epey meşgul olacak.



TARİHİ BAĞIMIZ VAR
Olkan Özyurt / Sinema yazarı
"2000'lerin başında Park Chan-Wook, Kim Ki Duk, Kim Jee Woon gibi yönetmenler sayesinde Kore sinemasına dikkat kesilmiştik. Ne Çin ne Japon filmlerine benziyordu izlediklerimiz. 90'larda diktatörlük sonrasında Kore'nin demokratikleşmesiyle yeni bir yönetmen kuşağı baskılardan kurtulmuşçasına içlerinde biriktirdiklerini bir bir tazelik ve özgünlükle anlatıyordu. Bu filmler Kore'ye olan ilginin tetikleyicisi oldu mu derseniz, olmuştur elbet. Ama bu filmler madalyonun bir yüzünü işaret ediyordu. Diğer yüzünde asıl Kore sevgisini patlatacak diziler vardı. 2005- 2010 arasında televizyonda özellikle gündüz kuşağında pek çok Güney Kore dizisi yayınlandı. Bu diziler fenomen oldu. İnanmayan Muhteşem Kraliçe dizisini bir araştırsın. Türk seyircilerin Kore dizilerini bu kadar sevmesinin sebebi ise bu dizilerde anlatılanları kendimize yakın bulmamız. Özellikle değerler konusunda. Belki çok uzak coğrafyada Kore ama aileye bakışta, kadın-erkek ilişkilerinde, duygusal ruh halimizde ortaklaşma söz konusuydu. Kore'ye olan ilgi karşılıklıydı aslında. Koreliler Kore Savaşı'nda Türklerin kendileri için can siparhane savaşmasını hiç unutmadılar. Bu tarihi ve kültürel bağlar Türkiye'de sonraları hatırlandı."

YEDİ YIL LANETİ
Meltem Fıratlı / Müzik yazarı
"Kore popu ya da bilinen ismiyle K-pop son 10 yıldır dünyayı ele geçirdi. K-pop, Kore'de müzik endüstrisinin lokomotifi durumunda. Her yıl sayısız genç bir K-pop grubuna girmek için çabalıyor, fedakarlıklarda bulunuyor. Zirveye giden yol ise engebelerle dolu. K-pop grubuna girmek isteyen gençler ilk olarak yetenek ajanslarına başvuruyor. Başvuruda yaş sınırı altıya kadar iniyor. Güzel, yakışıklı ve yetenekli olmak yeterli değil. Asıl süreç ajansla anlaşma imzaladıktan sonra başlıyor. Yıldız adaylarını bekleyen ilk dersler şarkı söyleme, dans etme, oyunculuk ve dil üzerine. Bir yandan okullarına devam eden adaylar geri kalan zamanlarda da bu derslere yetişmeye çalışıyor. Çoğu güne sabah 05.00'te başlıyor, günü geceyarısı bitiriyor. Eğitim süreci 10 yıl kadar sürebiliyor. Pes etmek yok. Yapılan anlaşma gereği ajansın o güne kadar aday için yaptığı masrafları talep etme hakkıvar. Bir yıldız adayı için dış görünüş çok önemli. Çoğu ağır diyetler uyguluyor, aralarında estetik operasyon geçirenler de var. K-pop grupları için dile getirilen bir de Yedi Yıl Laneti efsanesi var. Birçok grubun ömrü altı-yedi yılı geçmiyor. Bu süreye yaklaşılınca ya grup elemanları değişiyor ya da en kötüsü grup dağılıyor. Yıldızların özel hayatları da zor geçiyor. Yaşları 13 ila 22 arasında değişen hayranlarının ilgisi çoğu zaman tehlikeli bir boyuta varabiliyor. "

KOZMETİKTE DÜNYAYA YAYILIYOR
İdil Demirel / Moda yazarı
"Bu Münn, Supercomma B, Charm's, Antimatter, The-Sirius, Fleamadonna, Beyond Closet... Bu markalar yavaş yavaş moda dünyasında kendisini hissettirmeye başladı. Ama Seul dendiğinde ilk aklınıza gelmesi gereken şey kozmetik ve güzellik ürünleri. BB cream denilen ürünün yaratıcısının Koreliler olduğunu söyleyeyim. Türkiye de tabii ki Kore markalarından nasibini alıyor. Missha, Eglips, Etude House, A'Pieu ilk akla gelenler. Bu markalar güzellik konusunda kadınlara vaat ettiklerini yerine getiriyor. Bu nedenle müşteri sadakati üst seviyede. Durum Türkiye'de de tam bir çılgınlık boyutunda. Nişantaşı'nda Missha'nın ilk butiğini açması hepimiz için büyük bir hayalin gerçekleşmesi gibi oldu. Ardından Skin Food geldi. Onun ardından Sephora Tony Molly'leri satmaya başladı. Watsons ve Gratis gibi büyük firmalar farklı fiyat segmentindeki Kore kozmetik ürünlerini getirmeye başladı. Bu da yetmedi henüz Türkiye'ye gelmeyen markaları getirtebilmek için My Korea Store, Korendy ve Koreden Kozmetik gibi internet alışveriş siteleri de açılmaya başladı."



KENDİNİ KORE'YE KAPTIRANLAR ANLATIYOR
Alkım Kandas, Meryem Öz, Merve Akalin, Didem Dağbağlı, Selina Mirçavi ve Dilek Karaçöl'ü birbirine bağlayan ne okulları, ne yaşamları, ne de hayat tarzları... Onları birbirilerine kardeş gibi bağlayan şey Kore aşkları.

Alkım Kandas (24)
Görsel iletişim tasarım mezunu

"Kliplerinin tasarımına hayran olarak başladı ilgim Kore ilgim. Zaten bir kez bu konuya giren, çıkamaz. Dipsiz bir kuyu gibidir. Klipler bir sinema filmini aratmaz. Gruplardaki dostluk da çok hoş, bizdeki gibi değil. Çok daha yakın görünüyorlar, kendinden bir şey bulabiliyorsun. Bu ortama yeni girenler bazen fazla kaptırabiliyor. K-pop yıldızlarıyla evleneceklerini düşünenler var mesela. Bir Amerikalıyı, bir Fransızı da sevebilirsin ama onların kültürü bizden çok farklı."

Meryem Öz (26)
"Lisedeyken taekwando yapıyordum. O zamanlar ilgimi çekmeye başladı Kore. Sonra diziler, filmler, pop derken bu günlere geldim. Bu ilgim nedeniyle çevremde farklı hayranlar da birikti, şimdi 15 bin kişilik bir fan sayfam var. Anne baba izni olmadan onlar da bir şey yapmıyor. Saygılılar. Türk fanlar çok abartmıyor ama yurtdışındaki fanlar arasında epey abartanlar var. Evlerine kadar gizlice girip, çamaşırlarını, eşyalarını çalanlar oluyor. Türk/Kore gelini, damadı diye sayfaları olanlar var, oraya gidip Koreli ile evlenmeye uğraşanlar, İnternetten Korelilerle tanışıp ilişki yürütenler de var."

Merve Akalin (21)
Öğrenci

"Meraklıydım ama kişisel bir meraktı bu. 2013'te bir konser sonrasında epey kalabalık bir arkadaş grubu edindim. 20 bin fandan oluşan bir sayfam var. Renkli kıyafetleri, tasarımları benim ilgimi çekiyor. Dans ve koreografiyi çok seviyorum. Bir tanıdığım annesiyle birlikte Kore hayranı. Yani sadece gençler arasında yayılmış bir hayranlık durumu değil bu."

Didem Dağbağlı (20)
İleşitim tasarımı öğrencisi

"Dijital çizimler yapıyorum. Bu nedenle Kore kültürü ilgimi çekti. Müziği, dansı, filmi, kıyafetlerinden ziyade çizimleri. Onlar gibi eserler ortaya çıkarmak istiyorum. Türkiye'de genellikle Batı'ya benzeme isteği var, hem moda, hem de müzik açısından. Kendini Batı'da bulamayan benim gibiler de var. Onların bu açlığını karşılayan bir şey Kore kültürü. Sadece Kore değil Japonya ve Çin'e de böyle beğeni duyanlar var. İnsanlar Batı kültürüne alternatif ararken Uzakdoğu kültürüyle tanıştı."

Selina Mirçavi (17)
Lise öğrencisi

"Genelde babyface insanları beğenirim. O yüzden Koreli erkekleri beğeniyordum ve ilgim öyle başladı. Ayakkabılarını çıkarıp, terliklerle eve giriyorlar mesela. Yerde oturdukları, yer masasında yedikleri, yer yatağında yattıkları oluyor."

Dilek Karaçöl (21)
Üniversite öğrencisi

"Ablamla dizi izlerken bir baktım kendimi Kore'ye kaptırmışım. Yeni bir sektör onların ki, her şeyleri organize. Türkiye'de yapılan işlere baktığımda çok amatör ve tekrar işlermiş gibi geliyor bana. Kore'ye dair bir şeyi beğendikten sonra Türkiye'dekini beğenemez oluyorum. Japonya, Çin, Kore görsel sanatlarda Batı'yla bire bir gidiyor. Yaptıkları şeyi ciddiye alıyorlar. Bir şarkıcı çıkacağı zaman yedi yıl stajyerlik yapıyor önce."
BİZE ULAŞIN