TURKCELL İMSAKİYE
TURKCELL İLE RAMAZAN

Dozunda gıybet kalbe yarar

Kötü huylarımız göründüğü kadar kötü olmayabilir. Hepsinin altında kişiye fayda sağlayan veya iyi bir yönüne işaret eden yanlar bulunabilir. Bakın bakalım hangi huyunuz aslında o kadar “kötü” değilmiş...

Dozunda gıybet kalbe yarar
Dünyaca ünlü ekonomi sitesi Business Insider, geçen haftalarda yayımladığı bir yazıda toplum olarak 'kötü' diye kodladığımız bazı alışkanlıklarımızın belirli dozlarda kaldığı takdirde aslında sağlıklı bir yaşamın gerekliliği olduğunu öne sürdü.
Ne demekti şimdi bu? Sağlıklı bir hayat için kıyıdan köşeden birtakım kötü alışkanlıklar edinme mecburiyeti mi doğmuştu? Peki, neydi bu davranışlar? İşten kaytarmak, geç kalmak, dağınıklık, dedikodu yapmak vesaire vesaire... Nasıl, şimdiden birkaç tanesi heybenizde bulunan saklı günahlarınızdan değil mi?
Meseleyi masaya yatırdık. Önce Business Insider'da argümanlar nasıl temellendirilmiş ona baktık ardından da psikolog ve psikiyatr görüşlerine başvurduk. Kimi isimler bu alışkanlıklar bağımlılığa dönüşmediği sürece insani yönümüzün bir göstergesidir derken kimileri de her bilim dalında olduğu gibi psikolojide de genellemelere çok başvurulmaması gerektiğini savundu. Neticede tarafları dinleyip karar vermek ise size düşüyor, işte 'kötü huylarımız ve ötesi' dosyası...
Kaytarmak, yani bir işi olabildiğince ertelemek, zamana yaymak... Hele ki acil yetişmesi gereken işler olduğu zaman katlanılması en zor huylardan biri. Ama kaytarmak dışarıdan görüldüğü kadar işlevsiz de olmayabilir.

JOBS DA KAYTARIRDI
Wharton'da profesör olan Adam Grant'a göre kaytarmak sadece tembellik ile alakalı değil doğru zamanı beklemekle ilişkili de olabilir ve yapılacak işin zamana yayılması büyük bir fikri geliştirmek, yaratıcılığı arttırmak adına yararlı bir süreç de doğurabilir. Bu duruma en uygun örnek olarak da Steve Jobs gösteriliyor. Jobs, büyük bir fikri ortaya koymadan önce tüm olasılıkları masaya yatırır ve değerlendirirmiş, karar vermeyi haliyle uzatan bu sürecin ardından çıkan ürünleri söylemeye ise herhalde gerek yok.
Bir diğer kötü huya geçelim... Güzel bir kitapta şöyle bir söz geçiyordu: İki insanı birbirine en çok yaklaştıran an üçüncü bir kişi hakkında konuştukları andır. Kısacası, dedikodu. Ahlaki doğruluğu bir kenara bırakıp meselenin psikolojik boyutuna eğildiğimiz zaman dedikodu yapmak kişinin kendini daha rahat hissetmesine yardımcı oluyor ve toplumsal işbirliğinin önünü açıyor. Çevre kontrolünü iyice yapıp yakın bir arkadaşınızla bir tutam gıybete girişmeniz araştırmaya göre kalp ritminizi düzene girmesinde bile yarar sağlıyor.
Öte yandan kendimizden çok çevremizin rahatsız olduğu kötü bir huyumuza, dağınık olmaya dair de enteresan tespitler yapılıyor. Business Insider'a göre, dağınık bir masada çalışan kimselerin karmakarışık problemleri çözmede daha kabiliyetli oldukları ve yaratıcılıklarının da üst seviyelerde seyrettiği yakın zamanda yapılmış araştırmaların sonuçları arasında.
Şu an itibariyle dağınık odasına, masasına şöyle yan gözle bakıp, gururla "Evet, bu benim" diyenler olabilir ama yine de çalışma alanınızı bir keşmekeşe döndürmemeniz konusunda uyarılar var.
Son olarak, bir iş görüşmesinde ya da ciddi bir ortamda sakız çiğner misiniz? Muhtemelen hayır diyeceksiniz. Ancak araştırmalara göre sakız çiğnemek stresi azaltıyor, kişinin kendine olan güveninin artmasını sağlayıp iş performansını yükseltiyor. Kısacası tümden faydasız bir eylem değil o da...

Genelleme yapılamaz
PSİKOTERAPİST MUSTAFA GÖDEŞ:
Psikoloji bilimini diğer bilimlerden ayıran en önemli özellik öznelliktir. Mesela "masası dağınık birisi karmaşık olayların üstesinden daha kolay gelir" iddiası, çok yoğun bir çalışma temposu olan, düzenlemeye ihtiyaç duymayan, vakit ayıramayan birisi için geçerli olabilir. Ancak bu dağınıklık tam tersi kişinin ruhsal dünyasındaki karmaşanın ve dağınıklığın bir göstergesi de olabilir. Genelleme yapmamalıyız. Gelelim sakız çiğneme örneğine. Evet, sakız çiğnemek özgüveni artırır. Ancak resmi bir ortamda diğerlerini ciddiye almadığınız bir izlenimi de yaratabilir. Bu durumda diğerlerinin sizi ciddiyetsiz bulmaları ruhunuzda daha kalıcı bir hasar bırakabilir.

Kısa vadede faydalı olabilir
PSİKOLOG CEM KEÇE:
Kötü alışkanlıklar bile belirli koşullar altında işe yarayan bir strateji haline gelebilir. Çözmesi gereken karmaşık meseleler olan bir kişi masasını ya da odasını dağınık bırakarak üzerindeki baskıyı hafifletmek isteyebilir, ayrıca dağınıklık yaratıcılığını da tetikliyor olabilir. Kötü alışkanlıkların çoğu kısa vadede kişinin stres, gerginlik ve kaygıdan kurtulmasına yardımcı olur. Ancak uzun vadede kötü alışkanlıkların bağımlılığa dönüşmesi söz konusudur. Bu nedenle kötü alışkanlıkların yerine olumlu davranışların konması ve kar-zarar hesabının doğru yapılması gereklidir.

Bazı yaramazlıklar yenilenme sağlar
PSİKİYATR UĞUR ZEREN:
Kişinin yaşına, konumuna, yaşadığı kültüre uygun olan davranışları onun bir tercihi olarak görmek gerekir. Arada pazar günleri geç kalkmak, bazen tıkınırcasına yemek yemek zararlı gibi görünse de bize mutluluk sağlayacak, bizi motive edecek davranışlar olabilir. Sürekli iyilik, sürekli sağlıklı olma, sürekli kontrol çabası insanı hem yorar hem de mutsuz eder. Arada bazı yaramazlıklar hayatın sıradanlığına başkaldırıdır ve büyük oranda biz de yenilenme sağlar, enerji verir. Her davranış herkeste farklı nedenlerle oluşabilir. Geç kalan biri zamanı yönetemediği için geç kalabildiği gibi, işleri çok hızlı yapabilen yetenekli veya bilgili olup işe erken gitmeye gerek görmeyen biri de olabilir.

Dedikodu bir iletişim yoludur
PSİKOLOG KEMAL ÖZCAN:
İnsanın doğuştan getirdiği dürtüleri vardır. Bu dürtülerin amacı hayatta kalmayı sağlamaktır. Dağınıklık, tembellik, dedikodu gibi kötü alışkanlık dediğimiz, özünde insana zarar veren davranışlar içerideki kendine yönelik saldırgan ve yıkıcı dürtüleri, dolaylı yoldan boşaltmaya, bir şekilde bu dengeyi sağlamaya hizmet eder. Dedikodunun ilk insandan beri bir iletişim şekli olduğu, toplumsal işbirliği ve grup davranışını oluşturduğu ispat edilmiştir. Her daim derli toplu olan, sosyal kurallara uyan biri yaratıcılığının yok olduğunu hissedebilir. Bu şekilde kendini ifade eden, enerjisini boşaltan biri daha verimli ve üretken olabilir.
BİZE ULAŞIN