Yeşilçam’dan yeşil sahalara bir güzel adam

Beşiktaş’ın en sevilen isimlerinden biri. Kulübün de belki en kıdemlisi. Süreyya Soner, 35 yıldır Beşiktaş’ta malzemeci olarak çalışıyor. Yeşilçam’ın tedrisatından geçen ve Beşiktaş’ta alın teriyle efsaneleşen Soner’ın hayatı Güzel Adam Süreyya adıyla belgesel oldu

Yeşilçam’dan yeşil sahalara bir güzel adam

Süreyya Soner... Beşiktaş'ta tribünleri havanlandıran beş-10 kişiden biri o... 35 yıldır kulüpte... Metin-Ali-Feyyaz döneminde de vardı, 100. yıl şampiyonluğunda da. Beşiktaş'ın Barcelona'yı 3-0 yendiğine de tanık oldu, Liverpool'u elediğine de. Gordon Milne ile de çalıştı, Del Bosque'yle de... Rıza Çalımbay'dan Sergen'e, Ferdinand'dan Pascal Nouma'ya, Amokachi'den Quaresma'ya kadar herkesin sevgisini kazandı.
Takımın malzemecisi olan Süreyya Soner, bir yazı klişesi olarak 'Hayatını çeksen film olur' denilecek adamlardan. Ki Gökçe Kaan Demirkıran tarafından hayatının filmi de çekildi. Çekimleri yaklaşık beş yıl süren, 9 Şubat'ta vizyona girecek Güzel Adam Süreyya belgeselinde, Beşiktaş camiasında bir fenomen olarak görülen Süreyya Soner'in hayatını, bu hayata tanıklık edenler anlatacak...
Süreyya Bey'in hayatını ilginç kılan sadece 35 yıldır Beşiktaş'ta ter dökmesi değil. O çocukluğundan başlayarak hayatını alın teriyle kazanan bir emekçi. Matbaalardan Yeşilçam'a uzanan oradan da Beşiktaş'ta devam eden hayatında çok şey yaşayıp görmüş, çalıştığı herkesin sevgisini kazanmış nevi şahsına münhasır bir insan. Gökçe Kaan Demirkıran da bize böylesi sevilen bir emekçinin portresini sunacak belgeselde...

BENİMKİ ÖYLESİ BİR HAYAT
Süreyya Bey "Benimki öylesi bir hayat" dese de o mütevazılığından ve insanlara olan saygısından. Onun hayatında adanmışlık da var, işine saygı ve sevgiyle bağlıklık da... "İlkokul mezunuyum" diye söze başlıyor Süreyya Bey: "Ortaokulu terk ettim. Okumadım. Babam da subaydı, okumamı istemişti ama olmadı işte. Ben de küçük yaşta matbaalarda çalışmaya başladım. Sonra Yeşilçam'da set işçisi olarak filmlerde çalıştım. Sonrası da Beşiktaş işte..." Bu kadar kısa özetleyebiliyor hayatını.
Fazla konuşmayı sevmiyor, "Konuştukça gözümün önüne anılar, arkadaşlar, dostluklar geliyor, duygulanıyorum" diyor, biraz üsteleyince. Ama set işçiliği yaptığı Yeşilçam dönemi onun için önemli: "O Yeşilçam günlerim sayesinde biraz da bugünlere geldim. Orada öğrendiklerim sayesinde Beşiktaş'ta bu kadar yıl çalışabiliyorum. Yılmaz Güney bir film çekiyor setteyiz, o zamanlar ben içki, sigara içiyorum, at yarışı oynuyorum. Kızdı bana. Yaşım küçük, biraz da korkudan sigarayı, içkiyi, at yarışını bıraktım. Yeni bir hayata başladım. Bir de işçiliği, iş disiplinini öğrendim Yılmaz Abi'den. 'Ne olursa olsun yaptığın işe saygılı ol, severek yap' derdi. Ben de o gün bu gündür hangi iş olursa olsun işimi hep iyi yapmaya özen gösterdim."
Her sabah 05.30'da kalkıp Beşiktaş tesislerine gelen Süreyya Bey bir arkadaşı vesilesiyle girmiş kulübe. "Ahmet Abi vardı, Beşiktaş'ın eski malzemecisi, arkadaşımdı. O işi bıraktı ben geldim. Geliş o geliş işte" diye anlatıyor takım için ter dökme macerasının başlangıcını. Ama zaten ezelden beri de Beşiktaşlı koyu bir taraftar. 'Beleş tepede' çok maç izlemişliği var taraftarlık günlerinde: "Kan kardeşim vardı. Rahmetli oldu. 16-17 yaşlarındaydık. Fanatik Beşiktaşlıydık. Maçlara gitmek istiyorduk ama paramız olmadığı için 'beleş tepeden' maçları izliyorduk. Sonra ikinci devre kapılar açılıyordu stadyuma giriyorduk" diye anlatıyor o günleri...

İZİN YAPMAYI SEVMEM
Hiç izin yapmamasıyla namlı. "Sevmem izin yapmayı" diyor. Bu konuda eşinin ve çocuklarının sitemleri olmuş ki, onlara da hak veriyor. Fakat "Kusura bakmasınlar ama ne yapayım çalışmayı seviyorum" diyerek açıklıyor durumu.
Peki 35 yılda o neleri unutamadı? "Aslında çok şey var. Ama öyle bir maç ve şampiyonluk var ki o hiç aklımdan çıkmaz" diyor. Hangisi mi? Süreyya Bey'den dinleyelim: "Kan kardeşim bir gün bana 'Süreyya öyle bir gün gelecek ki bir Fenerbahçe maçı olacak, o maç şampiyonluğun kader maçı olacak. O maçı Beşiktaş kazanacak ve şampiyon olacağız' dedi. 1991-1992 sezonunda öyle bir gün geldi işte. İnönü'de Fenerbahçe'yi 3-1 yendik ve şampiyon olduk. Tribünlere baktım, sanki arkadaşımı arıyordu gözlerim. İçim de cız etmişti. İşte benim için en özel şampiyonluk odur. O maçı unutamam."
Süreyya Bey, Yeşilçam'ın tedrisatından geçip gelen sinema ve futbolun perde arkasındaki özel isimlerden biri. Onun sırrı ne peki? "Bir sırrım yok aslında" diye gülüyor: "İnsanın işini sevmesinin ve saygı göstermesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Benim bütün olayım bu. 35 yıldır Beşiktaş'ta çalışıyorum. Bütün günüm neredeyse kulüpte geçiyor. Bu 35 yıldır böyle. Her zaman işimi titizlikle yaparım. Yoksa nasıl bunca yıl çalışabilirdim ki?"

FERDİNAND ZEYTİNBURNU'NA EVİME GELİP BENİ HASTANEYE GÖTÜRDÜ

Rıza Çalımbay'ı çok sever ve sayarım. Kaptanımızdır, sonra hocamız da oldu. Sağ olsun zor zamanlarımda çok yardımı oldu bana. Hâlâ bayramlarda arar hatırımı sorar. Hem Türk hem de yabancı futbolcular bana yakınlık gösteriyor, ben de onlara yakınlık gösteriyorum, o zaman bir arkadaşlık oluyor aramızda. Mesela Vida'ya Antalya'da hoş geldin dedim. Bir baktım sonra haber olmuş. Ferdinand belgeselde benimle ilgili bir anısını paylaşmış. Yıllar önce, o zamanlar Zeytinburnu'nda gecekondumuz vardı. Hastalandım, iki gün işe gitmedim. Merak etmiş beni, hastalandı deyince kalkıp evime geldi, beni hastaneye götürdü. Bunu anlattı. 2006'da Antalya'da Galatasaray ile oynuyoruz. Tribünler yedek kulübesine yakın. Bir taraftar bağırıyor. Tigana'ya "Değişiklik yap" diyor, Tayfur Havutçu'ya "Yaşlandın. Gençlere bırak artık" diyor. Okan Buruk'a "Sen git Galatasaray'da oyna" diye söyleniyor. Yanına gittim. "Sus yoksa attırırım seni" dedim. O da bana "Ulan bıyıklı, 15 senedir maçlara geliyorum, sen hep yedeksin. Nerede oynadığın bile belli değil" dedi. Herkes duydu, yedek kulübesi gülmekten kırıldı. Bütün futbolcularla aram iyidir. Sağ olsunlar severler ve saygı gösterirler bana. 65 yaşındayım. Hepsi evladım yaşında insanlar. Quaresma ile nahoş başladı ilişkimiz, yanlış anlaşılma oldu ama şimdi aramız çok iyi. Benim için para pul önemli değil. İnsan olmak önemli. Herkesi severim. Futbolcular da taraftarlar da beni seviyor. Hepsine çok teşekkür ederim. Ben de onları çok seviyorum. Hâlâ Yeşilçam Sokağa giderim, orada arkadaşlarımın çay kahve içtiği bir yer var. Onlarla takılırım.

BİZE ULAŞIN