Yusuf’un su kuyusu iyilik olup taştı

12 yaşındaki Yusuf Karakaş, yardım etmeyi kendine dert edinmiş. İyilik projeleri hazırlayıp yönetiyor. Bu güne kadar hurma, çay ve kalem satarak Afrika’da bir su kuyusu, Patani’de de yetim bir aile için bakkal dükkanı açtırmış

Yusuf’un su kuyusu iyilik olup taştı
Afrika'da susuzluktan ölen çocuklar, savaştan kaçarken yolda donarak ölen çocuklar, annesini babasını kaybedip hayatta yalnız kalan çocuklar... Şu dünyada ne çok şey geliyor çocukların başına. Hepsini görüyoruz, televizyon izlerken, internette dolaşırken tanık oluyoruz. İçimiz dağlanıyor. Onlar için bir şeyler yapmak istiyoruz. Ama hayat meşgalelerimiz o kadar büyük ki zaman bulamıyoruz. "Zaten dünya düzeni böyle kurulmuş, değiştirmemiz mümkün değil ki" diyor, gri dünyamıza dalıp gidiyoruz.
Ben bunları düşünürken Yusuf karşıma geçmiş anlatıyor: "Haberlerde Afrika'da her 10 saniyede bir çocuğun öldüğünü duyunca çok üzüldüm. Onlar için bir şey yapmak istedim. Afrika'da kuyu açtırmanın ne kadar olduğunu öğrenmek için bir yardım kuruluşuna gittim.
Onlar da bana yol gösterdi. Bir kuyu 16 bin liraya açılıyordu ve binlerce insan susuzluktan kurtuluyordu. Ben de Ramazan'da hurma sattım. Sonra kahve, kuruyemiş, saat ve kalem satmaya başladım. Önce babamın arkadaşlarına satmakla başladım. Duyulunca herkes almak istedi. Bu parayı toplayabilmek için yaklaşık iki yıl uğraştım. Bileklik de yapıp sattım. Havalar soğuyunca dedemin bahçesinden topladığım ıhlamurlardan kış çayı yaptım ve onları sattım. Asla vazgeçmedim. Sürekli yeni şeyler deneyerek parayı toplamaya çalıştım" diyor.
Yusuf melek gibi yüzüyle vicdanının nasıl sızladığından bahsediyor. "Her 10 saniyede bir çocuk ölüyormuş" diyor. "Çok üzüldüm, araştırdım, vazgeçmedim, sabrettim, iki yıl durmadan çalıştım" diyor. Bunları anlatırken benim bu bilgiyi uzun süredir bildiğimi anlıyor mudur, ne kadar utandığımı görüyor mudur acaba diye düşünüyorum.

YETİMLER İÇİN BAKKAL DÜKKANI
"Açtırdığın su kuyusunun fotoğraflarını gördüğünde ne hissettin Yusuf?" diye soruyorum:
"Fotoğrafını görünce çok duygulandım. Üzerinde ismim yazıyordu. Bizim için küçücük bir şeymiş gibi görünse de su onlar için hayat demek. Yıllarca uğraştım ama belki de bu sayede yüzlerce bebek ölümden kurtulmuş olur. Su kuyusundan sonra yetimler için de bir şeyler yapmak istedim ve Patani'de yetim bir aileye bakkal dükkânı açmak için bir yardım projesi başlattım. Yine pek çok şey sattım. Kuyu projesinde o kadar çok çevre edinmiştim ki, bakkal için gereken parayı toplamam iki hafta sürdü. Bağış yapan çok yardımsever oldu."
"Su kuyusunu açtırdım, benim işim bitti" dememiş Yusuf. Etrafındaki insanları organize etmiş, yüreğinin sesini kesintiye uğratmadan sürekli iyilik projeleri üretmiş ve yönetmiş. Yanıma gelirken de elinde bir düzine kurşun kalemle geliyor. Hediye etmek istiyor.
"Hediye olur mu Yusuf, çorbada bizim de tuzumuz olsun" diyorum. Yüzüne yayılan tebessümle "Bunlar sıradan kalemler değil, arkasında tohum var. Kalem küçüldükten sonra toprağa saplıyorsun, suyunu verince iki hafta sonra kahkaha çiçeği oluyor" diyor. Satacağı hediyeleri bile özenle, düşünerek seçiyor Yusuf. Annesi Şeyma Hanım "Yusuf olgun bir çocuk. Hareketli ve sorumluluk sahibi. Derslerinde çok başarılı. Bütün derdi yardım edebilmek. Projeler hazırlıyor, sorumluluğu üzerine alıyor, projeleri tamamlatıp kapatıyor. Bu onun için büyük bir heyecan" diye anlatıyor.

YEMEN'DE BİR CAMİİ
Annesinin ondan bahsetmesinden utanıyor ve hemen lafa giriyor Yusuf: "Yemen'de bombardımana tutulmuş bir cami gördüm ve onun tadilatı için ne kadar paraya ihtiyaç olduğunu araştırdım. Bana 11 bin dolar gerektiğini söylediler. Her yeri yıkık dökük. İçinin de döşenmesi gerekiyor.
Annemler kermes açıyor. Ben de onların yanında satış yapıyorum. Bakkal dükkânı için arayıp bağış yapan çok kişi oldu. Belki cami için de olur, ben de elimden geleni yapacağım. Camiyi tadilat ettireceğiz inşallah" diyor.

HEDEFİM YETİMHANE AÇMAK
Anlıyorum ki, Yusuf'un vazgeçmeye niyeti yok. Büyüklerin çıkardığı savaşların, açlığın, annesiz babasız kalmış çocukların derdini dert edinmiş. Adeta dünyayı berrak bir suyla yıkayıp temizlemek istiyor. Konuşmamız bittiğinde sessizlik oluyor... Ben hayatın ne kadar zor olduğunu, dünyanın nereye gittiğini düşünürken Yusuf'un her şeye nasıl pratik ve umutla bakabildiğini görüyorum. Büyürken neden vicdanımızı dinleyebilmeyi, çiçeklerin ve gökyüzünün var olduğunu unutabildiğimizi düşünüyorum. Yusuf'un sesi beni uyandırıyor: "Hedefim yetimhane açmak."
Biz susalım ve hep Yusuf konuşsun.
BİZE ULAŞIN