Anadolu'nun parlayan yıldızları!

A Milli Türk Kadın Basketbol Takımı bugün uluslararası arenada mücadele ediyor. Büyük emekle kadın basketbolunu bugünlere getiren potanın ilk perileri şimdi de hemcinslerinin yolunu aydınlatıyor. Mardin’deki PTT Türkiye Kadınlar Basketbol Kupası karşılaşması sonrası bir araya geldiğimiz dört oyuncu sporla değişen hayatlarını anlattı

Anadolu'nun parlayan yıldızları!

FOTOĞRAFLAR: MURAT ŞENGÜL

Yıl 1987, kadın basketbol oyuncularımız 20 yıl aradan sonra ilk kez milli formayı giyecek olmanın gururu ile yurt dışına gidiyor. Herkes son derece heyecanlı ama büyük bir belirsizliğin de içindeler. İçlerinde büyük bir umut taşıyorlar ama ne oynayacakları takımlar ne de organizasyon hakkında fikirleri var. Bu kızlarımız arasında o gün 18 yaşında olan bugün A Milli Türk Kadın Basketbol Takımı menajerliği yapan Zeynepgül Eke ve TBF yönetim kurulu üyesi Bahar Akgün de var.

Onlar ilk milli kadın basketbolcularımız ve o tarihi günü şöyle anlatıyorlar: "Bir Avustralya takımıyla oynayacağız ama ne bir Avustralya takımı hakkında ne de dünyayla ilgili bir haberimiz var. Şimdiki gibi internet de yok, koçlarımızın da bize vereceği bir bilgileri yok. Biz de 'Acaba bu Avustralya'yı yenebilir miyiz?' diye düşünüyoruz. 30 sayı falan fark yedik. Çünkü o konjonktürü bilmiyorduk. O 20 yılın tüm acılarını biz çektik." Eke derin nefes çekerek ekliyor: "O platformda bir geçmişimiz yoktu. Aradaki tecrübe ve görgü farkı o kadar fazlaydı ki... 18 yaşımdaki yüreğim, ileride bu takımlarla kafa kafaya mücadele edebileceğimiz günleri göreceğiz diyordu.

Ama ben bunu göremedim." "Ta ki Avrupa şampiyonasının ülkemizde oynandığı 2005 yılına kadar" diyerek lafa giriyor Akgün ve devam ediyor; "Ev sahibi olduğumuz için biz de katıldık şampiyonaya. İşte bu, kadın basketbolunun kırılma noktası oldu. Tecrübe kazandık, özgüvenimiz arttı ve sonrasında hemen hemen bütün şampiyonalara katılıp bileğimizin hakkıyla dereceler aldık." Zeynepgül Eke ve Bahar Akgün yılların kazandırdığı tecrübelerini yeni nesli yönlendirmek ve onların kendi çektikleri zorlukları çekmemeleri için çalışıyorlar. Anadolu'daki kızlarımızı basketbola yönlendirebilmek için ellerini taşın altına koyuyorlar. PTT Kadınlar Türkiye Kupası'nın Mardin'de oynanmasının sebeplerinden biri de bu. Buradaki amaç çocukların milli sporcularımızı görüp örnek almaları, ilham almaları ve belki de kendilerine bir yol çizmeleri. Ben de federasyonla birlikte Mardin'deydim. Türkiye Kupası finalini oynayan Hatay Büyükşehir Belediyespor ve Yakın Doğu Üniversitesi karşılaşmasını izledim. Sonrasında da bu iki takımdan dört kadın basketbolcumuz Devran, Merve, Bahar ve Olcay ile biraraya geldim. 120'den fazla milli formayı giyerek önemli başarılara imza atan dört genç kadın önlerine çıkan engelleri aşıp kendi ayakları üzerinde duran başarılı birer sporcu olmalarının öyküsünü anlattı. Belli ki onların öyküleri günün birinde Mardin'de ya da Türkiye'nin başka bir yerinden genç kızlara örnek olacak, yol açacak...

- Bahar Çağlar

En büyük desteği annem verdi
Bahar İzmirli. Basketbol ile ilkokul dördüncü sınıfta tanışıyor. Basketbola olan tutkusunu da, "O günden beri annem beni içeri sokamadı" diyerek anlatıyor. Bahar, o günden itibaren evine çok uzak olan antrenmanlarına asla pes etmeden gidiyor. Üstelik çok küçük olduğu için ona annesi refakat ediyor. Eve dönüşleri ise gece yarılarını buluyor. Şimdi o günlere baktığında "Annem hevesimi gördü, etraftan gelen seslere asla kulak asmadı. Hep benim yanımda oldu. Mücadeleci ruhum o günlerde gelişti" diyor. Hayatının değişim anı Kastamonu'da oynadıkları bir maçta oluyor. O gün milli takıma seçiliyor. "Şansın ne zaman güleceği belli olmaz, her an kapınızı çalabilir ve hayatınız değişebilir" diyerek bu uğurda mücadele eden kızlara asla vazgeçmemelerini söylüyor. Bahar 180'den fazla milli takım formasını terletmiş. Hatta olimpiyata iki kez katılmış olmanın gururunu taşıyarak o anları şöyle anlatıyor: "Bir Türk kadını için çok önemli duygular. Dünyadaki en iyi sporcular gidiyor olimpiyata ve bizim basketbolcu kadın oyuncularımız gerçekten en üst seviyedeler. Amacımız Türk bayrağını en iyi ve en üst seviyede taşımak."

- Merve Aydın

Başarı kadına değeri artırıyor
Merve 23 yaşında. Basketbola başlama öyküsünü şöyle anlatıyor: "10 yaşımdaydım ve farklı olmak istiyordum. Basketbola bu yüzden başladım. Mersin'deydim ve rahat bir çocukluk yaşamadım. Aile içinde problemlerim vardı. Bu bölgelerde yaşayan çocukların hayatları terörden, yanlış çevreden çok etkilenir. Tutunacak yol ararken yanlışlara sarılmak çok kolay. Bu yüzden buradaki çocuklara doğru fırsatların sunulması gerekiyor. Ben antrenman yaparken her şeyi unutuyorum. Sıfırlanıyorum, hiçbir şey düşünmüyorum, mutlu oluyorum. Basketbol benim tutunacak dalım oldu ve tüm kötülüklerden beni korudu." "Başarı kadınlara bakış açısını değiştiriyor. Kadına şiddet, ikinci planda olmak kadının başarılı olmasıyla değişiyor. Kadınları desteklemek bu alanda da önemli" diyerek hayatından örnek veriyor Merve: "Ben 16 yaşımda para kazanmaya başladım ve bir kız çocuğu olarak bu çok önemliydi. Basketbol oynuyor, para kazanıyor ve aileme destek oluyordum. Bu bölgelerde ekonomik anlamda güçlü aileler çok yok. Spor maddi olarak da avantajlı ve kızlarımızı bağımsız kılıyor." Aydın, basketbol oynadığı için burs almış ve İstanbul'da üniversite eğitimine devam ediyor. Bu sayede dünyayı gezip kendi ayakları üzerinde duruyor. Hatta Mersin'de pek çok aileye örnek olmuş. Onun başarılarını gören akraba ve komşuları kendi kızlarını da spora yönlendirmiş.

- Devran Tanaçan

Hatay, İstanbul'dan güvenli
Sporcu bir ailenin çocuğu Devran. Bu yüzden sporla hep iç içe büyümüş. Fenerbahçe'nin altyapısında yetişip, burs alarak ABD'ye gitmiş. Orada hem psikoloji eğitimi alıp hem de okul liglerinde oynamış. Döndükten sonra Fenerbahçe'de oynamaya başlasa da Hatay Büyükşehir Belediyespor'dan teklif gelince, valizini toplayıp İstanbul'dan Hatay'a doğru yola çıkmış. "İstanbul'dan sonra Hatay'da yaşamak zor olmadı mı?" diye soruyorum. "Hatay'ı İstanbul'dan daha güvenli buluyorum. Halk bizi sahipleniyor. İlk kez üç büyük olmayan bir takımın oyuncularına bu kadar destek verildiğini gördüm. Bize 'Hatay'ın melekleri' diyorlar. Kadına büyük değer verip saygı duyuyorlar burada" diyor. Devran ayrıca "Bizim burada olmamız kızlarımıza güç veriyor. Başarılı olduğumuzu gören aileler de kızlarını spora yönlendiriyor. İstanbul ve Amerika'da yetişsem de Hatay'da olup kızlarımıza örnek olabilmek beni çok mutlu ediyor" diye ekliyor.

- Olcay Çakır Turgut

Özgüvenimi spora borçluyum

Olcay Manisa Turgutlu'da doğup büyüyor. Babası beden eğitimi öğretmeni ve lisede basketbol takımının antronörlüğünü yapıyor. Babasının yanında gidip gele gele basketbol oynamayı öğreniyor. Kendi tabiriyle babasının çırağı gibi. 12 yaşında Fenerbahçe'ye transfer olunca hayatı değişiyor. Turgutlu'dan İstanbul'a geliyor. Yalnız ve korkuyor. Hatta korktuğu için uzun süre İstanbul'u gezemiyor. Annesi her ayın 15 günü yanında kalıyor. İdeali için tüm hayatını Manisa'da bırakan 12 yaşındaki bir kız çocuğu, en çok kalabalık aile sofralarını özlüyor. Hiçbir zorluk onu vazgeçiremiyor ve şu an milli formayı 120 kezden fazla giymiş olan bir oyuncu haline geliyor. "Küçük yaşta spor yapmak kadına özgüven sağlıyor. Kadın özgür olduğunun farkına varıyor ve daha olgun düşünmesine sebep oluyor, aileler lütfen çocuklarını spora yönlendirsin" diyor.

BİZE ULAŞIN