Kahramanlık öyküsüne senfonik yorum

İş Sanat, Çanakkale Savaşı’nı anlatan senfonik bir konsere ev sahipliği yapacak. Besteci ve keman sanatçısı Can Atilla’nın zaferin 100. yılı anısına bestelediği Senfoni No. 2 57. Alay Gelibolu eseri 9 Mart akşamı ilk kez İş Sanat sahnesinde seslendirilecek. Konser öncesi Can Atilla sorularımızı yanıtladı

Kahramanlık öyküsüne senfonik yorum

Bilinçaltı, Omni, Cariyeler ve Geceler, 1453 Sultanlar Aşkına, Aşk-ı Hürrem, Can-ı Yunus, Şems-i Rumi gibi albümleriyle ve çeşitli tiyatro oyunları için bestelediği müziklerle tanınan, eserleri yurt içinde ve yurt dışında birçok kez sahnelenen bir isim Can Atilla...
Can Atilla'nın dünya tarihinde bir ikon olarak anılan kahraman 57. Alay'dan esinle bestelediği Senfoni No. 2 57. Alay Gelibolu, savaş karşısında insanlığın hissettiği masumiyet ve çaresizliği anlatan bir savaş senfonisi. Dört bölümden oluşan eser, Gelibolu Savaşı temalı ilk klasik senfoni olma özelliğini de taşıyor. Bu duygu dolu eser, Çanakkale şehitlerine bir saygı duruşu niteliğinde... Senfoninin sahneleneceği konserde, Burak Tüzün yönetimindeki Bilkent Senfoni Orkestrası eşliğinde Amerikalı soprano Angela Ahıskal ve Özbek çellist Serdar Rasul sahne alacak.

- 57. Alay Senfonisi, Çanakkale Zaferi temalı bir senfoni ve sanırım bu temada bestelenmiş ilk eser. Bu eser sizin kariyerinizde nasıl bir yerde duruyor?

- 2. senfonim olan 57. Alay-Gelibolu, yazmaya karar verdiğim andan bitirdiğim ana kadar, tarihi, müziğime aktarma konusunda sınırlarımı zorladığım eserimdir.
Algılarımın kalıpların ötesine çıktığı, müziğin ötesine geçmeyi hedeflediğim ve müzikal yapıda ve partisyonda birçok yenilik barındıran bu epik senfoni, müzik tahsilim boyunca inandığım ilkelerimin ve ideallerimin somut, kapsamlı bir örneğidir.
Sanat etiğinin gerekliliği; evrensel mesaj ve hümanizma gibi kavramları içermesi bakımından senfoni, bir dünya müziğidir.
Senfoni, 9 Mart tarihinde İş Sanat'taki konserin hemen ardından, Londra Cadogan Hall'de, İngiliz Kraliyet Filarmoni Orkestrası olan, Royal Philharmonic Orchestra ile 5 Nisan 2018 tarihinde seslendirilecek.

- Böyle bir eser bestelemeye nasıl karar verdiniz?

- Senfoniyi bestelemeye Çanakkale 1915 film müziğini hazırladığım yıllarda karar verdim. Konu olarak, dünya savaş tarihinde bir "ölümsüzlük ikonu" olarak anılan 57. alayımızın kahramanlık hikâyesini seçtim.
Bugüne kadar, klasik senfoni formunda, bu kapsamda Çanakkale savaşı temalı herhangi bir eser bestelenmemişti. Bu bir gereklilikti!
Yapıldı...

- Bu eser CD, DVD ve plak olarak yayınlandı ve ilk kez İş Sanat sahnesinde seslendirilecek. Burak Tüzün yönetimindeki Bilkent Senfoni Orkestrası, solistler soprano Angela Ahıskal ve çellist Serdar Rasul yorumlayacak. Onların sahnedeki müzikal işbirliğine ve esere kattığı yoruma dair neler söylemek istersiniz?

- Eserin orkestra şefi Maestro Burak Tüzün, benim konservatuar yıllarımdan tanıdığım, müzik adına çok şey paylaştığım yakın dostumdur. Moskova Tchaikovsky Konservatuarı Orkestra Şefliği bölümünden mezun, medarı iftiharımızdır. Naxos plak firması için kayıtlarımız esnasında olsun, provalardan önceki partisyon üzerindeki kişisel mükemmeliyetçi çalışmaları olsun, bu esere değerli katkıları olmuştur ve hala olmaya devam etmektedir. Atatürk'ün ve Brereton'un sözlerini senfonide seslendiren Amerikalı soprano Angela Ahıskal da etkileyici performansı ile bu cümlelerin şiirsel etkilerini kaybettirmeksizin, adeta müzikle bütünleştirmiştir. Bilkent Orkestrası solistlerinden çellist Serdar Rasul ise, gerek teknik açıdan, gerekse müzikal ifade açısından oldukça zor sayılabilecek çello partisini, üstün başarılı performansı ile çok etkileyici bir hale getiriyor.
Emekleri, katkıları çok, her birine ayrı ayrı müteşekkirim.

- Eserlerinize baktığımız zaman kendi coğrafyamızdan, kültürümüzden, tarihten, iz bırakmış ikonik figürlerden etkilendiğinizi, ilham aldığınızı görüyoruz. Eserleri yurt dışında da seslendirilen bir besteci olarak bu hikâyeleri, yaşanmışlıkları notaya aktarırken nasıl bir yol izliyorsunuz, nasıl bir müzikal dil kullanıyorsunuz?

- Sanat, özellikle de müzik; üstün algıdır. Çünkü soyuttur. Dinleyicideki karşılığı konusunda, bestecinin iletişim/aktarım gücü önemlidir. Ben, gerçek müziği hiçbir zaman sadece dinlenen bir element olarak algılamadım. Müziğin ve sağladığı toplumsal misyonun güçlü bir eğitim aracı olduğuna inandım. Albümlerime konu olarak seçtiğim içeriklerle; bu ülke insanına kendi öz değerlerini, kültürünü, evrensel müzik diliyle elimden geldiğince anlatmaya çalıştım. Sanatın toplum için gerekliliği ve topluma kazandırabilecekleri konusunda epey kafa yorduğumu söyleyebilirim. Albümlerimin hiçbiri salt müzik değildir, hepsi birer projedir. Tüm eserlerimde müziğin ötesine geçmeyi hedefledim.

BİZE ULAŞIN