Taraftara müze yolu göründü

Türkiye’nin üç büyük kulübünün dününü ve bugününü görmeye hazır mısınız? Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray’ın müzelerini karış karış gezdik. Atatürk büstü şeklindeki kupayı da desibel rekorunun kırıldığı özel odayı da Muhammed Ali’nin eldivenlerini de gördük

Taraftara müze yolu göründü
Rıza Çalımbay'ın 20 yıldan daha yaşlı olan kramponlarının önündeyim. Hayli yıpranmış hatta ön kısmı yırtılmaya yüz tutmuş. Kim bilir Rıza Kaptan bu kramponlarla kaç atak kesti, kaç gollük pas verdi, kaç kupa gördü diye düşünürken sol tarafımda tanıdık bir simayı, Aras Bulut İynemli'yi görüyorum. Ufak bir kafa hareketiyle birbirimize usulen bir selam verdikten sonra ben Metin, Ali, Feyyaz'ın formalarına doğru başımı çevirirken o yönünü Süleyman Seba'nın heykeline doğru kırıyor. Peki, Aras Bulut ve ben aynı anda nereyi mi geziyoruz, Vodafone Stadyumu'ndaki Beşiktaş müzesini!
Hikâyeyi başa alalım... Aslında her şey bir hafta önce başlıyor. Art arda Galatasaray ve Fenerbahçe'nin de tıpkı Beşiktaş gibi stadyum ve müze turlarını başlattıkları haberini görüyorum. Sıkı bir futbolsever olarak hem heyecanlanıyorum hem de keyifli bir şeyler çıkabilir diye düşünüyorum. Türkiye'nin en büyük bu üç kulübü sporun her branşında birbirleriyle mücadelelerini sürdürüyorlardı peki ama diğer mecralarda vaziyet ne haldeydi?

GALATASARAY
Sağım solum kupa

Galatasaray, üç büyükler içindeki en yeni müzeye sahip. Aslında Beyoğlu'ndaki Galatasaray müzesi yıllardır var ama stadyumdaki müze mart ayının başında açılmış. Zaten Müze Müdürü Semih Ulu da "Türkiye'de iki müzesi olan tek kulübüz" diyerek bu durumu özetliyor.
Girişte bizi Ali Sami Yen karşılıyor, daha doğrusu bacak bacak üstüne atmış bir Ali Sami Yen heykeli. Müzede onunla ilgili hayli ilginç enstantanelere ve daha önce duymadığınız bilgilere şahit olacaksınız.
Müzede kronolojik bir akış benimsenmiş. İlerledikçe sağ tarafımızda Galatasaray tarihinden önemli satırbaşlarını sol tarafımızda ise futbol dışı branşlarda kazanılmış başarıları ve tarihe adını yazdırmış sporcuların izlerini görüyoruz. Bu noktada Balkan Harbi'nde, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşlarında şehit düşen Galatasaraylı sporcuların hatıraları yürek burkmuyor değil.
Müzenin uç köşesinde Galatasaray Futbol takımının gelmiş geçmiş en önemli simalarının balmumu heykelleriyle rastlaşıyoruz bu kez. Kimler yok ki? Metin Oktay, Jupp Derwall, Turgay Şeren, Gündüz Kılıç... Hepsine tek tek selam verip devam ederken zannımca müzedeki en ilgi çekici kısımlara da yaklaşıyoruz. Çünkü kupa ve madalyalar bizleri bekliyor. Tabii herkes lig şampiyonluklarını, UEFA Kupası'nı, Süper Kupa'yı bilir bilmesine de daha neler neler var... Örneğin yarım kupa! Tarihinde dört kez Galatasaray yenişmezlik nedeniyle bir kupanın yarısını müzesine götürebilmiş. Bunlardan, 1958 ve 1962 tarihinde verilen kupalar müzede sergileniyor. Diğer yarıları ise Göztepe ve Fenerbahçe'deymiş.



Yarım kupanın yanı başında bu kez devasa bir kupayla karşılaşıyorum. 1968'de verilen TSYD Kupası gelmiş geçmiş en hacimli kupa olarak gösterilmekteymiş. Bunu nasıl kaldırıp taşımış acaba futbolcular derken, kupanın yanındaki fotoğrafa gözüm takılıyor ve gerekli cevabı alıyorum. Bütün takım omuzlamış ve öyle tur atmış. Mutlaka görülesi başka bir kupanın yanındayım birkaç santimetre sonra...
1928 yılında Mustafa Kemal Atatürk adına düzenlenen ilk ve tek futbol maçı organizasyonunda Fenerbahçe ve Galatasaray karşı karşıya geliyor. İki ayaklı maçın ardından rakibini mağlup eden Galatasaray Gazi Kupa'sını yani Atatürk büstünü müzesine götürmeye hak kazanıyor. Büst şeklindeki bu kupa da müzenin en iddialı parçalarından.
Müzenin sonundaki sinema salonuna doğru giderken ise tüm branşlarda kazanılmış olan kupaların görkemi doğrusu göz alıyor. Evet müze turunun sonunda 15 dakikalık, Galatasaray tarihine dair kısa bir film de ziyaretçileri bekliyor bu arada, atlamayın derim.

En şık hikayesi: Ali Sami Yen'in denizcilik tutkusu
Alametifarikası: Her branşta kazanılan tüm kupaları cömertçe sergilemesi
Mutlaka görmeniz gerekenler: UEFA Kupası, Süper Kupa, Efsanelerin balmumu heykelleri, Yarım kupa ve ilk formaların reprodüksiyonları
Farklılığı: Sinema salonu ve 'taraftardan gelenler' köşesi

BEŞİKTAŞ
Desibel rekoru da kırılıyor karaoke de yapılıyor

Türkiye'nin ilk akıllı stadyumu olarak lanse edilen Beşiktaş'ın stadının müzesi de herhalde ilk akıllı müze olarak kayıtlara geçebilir. Çünkü teknolojinin interaktif bir biçimde ziyaretçilerle buluşturulduğu eşsiz bir müze ortamı kurulmuş. Üstelik bedensel ve görme engelliler de düşünülerek onların rahatça gezebilmesi için tüm şartlar düşünülmüş. Keza çocuk ziyaretçilerin de hayli keyif alacağı ufak oyunlar, puzzle'lar yerleştirilerek her yaştan ziyaretçiye hitap eden geniş kapsamlı bir müze oluşturulmuş.
Vodafone Stadyumu'na geçilmesiyle birlikte haliyle müze de yenilenmiş. Müze Müdürü Canan Hanım ile tura başladığımızda aslında Beşiktaş müzesinin ülkenin ilk spor müzesi olduğunu, 2000 yılından beri varolduğunu öğreniyorum. İki katlı müzenin üst katı giriş alanı. Çok uzun soluklu vakti olmayanlar burada kısa bir Beşiktaş turu yapıp önemli satırbaşlarını, kupaları görüp gönlünü geçirebiliyor. Biz de ilk olarak bu katı geziyoruz. Alt kata indiğimizde ise aslında büyük resimle karşılaşıyoruz diyebilirim.



Öncelikle semt-takım bütünleşmesinin üç büyükler arasında en yoğun hissedildiği yerin Beşiktaş Müzesi olduğunu itiraf etmek gerek. Çünkü daha müzeye adımınızı atar atmaz Beşiktaş semtinin alametifarikalarından Arnavut kaldırımlarla döşenmiş bir yolda yürürken buluyorsunuz kendinizi... Ardından kulübün kurulduğu Serencebey'deki tarihi köşkü, Dolmabahçe Yolu'nun eski halini gösteren fotoğraflar derken bir yazı takılıyor gözümüze "Beşiktaş halktır, halkın takımıdır, Şeref Bey'dir, semttir, ağaçlı yoldur, esnaftır, köyiçidir".
Beşiktaş Müzesi birçok efsaneyle karşılaşacağınız, Metin-Ali-Feyyaz, Süleyman Seba gibi, bir yer olmakla birlikte futbolun tarihsel evrimi ile ilgili de gayet doyurucu bilgiler sunan bir mekan. Örneğin bot şeklinde tasarlanan 1890'ların kramponlarından, Rıza Çalımbay'ın ve Quaresma'nın kramponlarına uzanan bir değişimi gözlemlemeniz mümkün.
21. yüzyılda değerli objeleri camekanın arkasına sıralayıp ziyaretçilere sunalım mantığının yeterli olmadığının bilincinde olan Beşiktaş yönetimi birçok eğlenceli aktiviteyi de sıralamış. Biz de sırayla karaoke odasına girip Beşiktaş marşlarına eşlik ediyoruz, desibel odasına dalıp İnönü'ye veda maçında 142 desibelle kırılan rekora tanık olup kulağımızı hissizleştiriyoruz. Ardından da sanal gerçeklik gözlüğünü takıp Vodafone Stadyumu'nu keşfe çıkıyoruz. Dedik ya Beşiktaş teknolojiyi son derece etkin kullanmış müzede diye, hakikaten doğru.

En şık hikayesi: Halet Çambel'in eskrim macerası
Alametifarikası: Eski ile yeniyi teknolojiyle buluşturması
Mutlaka görmeniz gerekenler: 1890'lardan kalma krampon, desibel odası, malzemeci Süreyya Soner'in sandığı, İnönü Stadyumu'nun orijinal inşaat planları
Farklılığı: Engelli dostu oluşu

FENERBAHÇE
Pele'den Fenerbahçe'ye mesaj var

2000'den sonraki tüm kadroları, forma numaralarıyla birlikte ezbere sayacak kadar iyi bir Fenerbahçeli olan ben, bir itirafta bulunmak zorundayım. Zira Fenerbahçe müzesi iki ezeli rakibine kıyasla biraz daha yeniliğe ihtiyaç duyuyor gibi görünmekte. Bu demek değil ki Fenerbahçe müzesi gösterişsiz, gezmeye görmeye değer değil. Asla! Ancak ufak tefek dokunuşlarla daha renkli bir müze ortamı yaratılacağı da hakikat. Peki en öne çıkan objeler neler bir bakalım...



Evvela geçen yıl kazanılan Euroleague Kupası müzenin orta yerinde haklı bir gururla sizi karşılıyor. Ardından Black Stocking yani Siyah Çoraplılar futbol takımının öyküsüne denk geliyoruz. Fenerbahçe Spor Kulübü'nün 1899 yılında kurulmaya teşebbüs edildiğinde belirlenen isimmiş bu. O döneme ait formalar ve futbol topları yine gerçekçi bir reprodüksiyonla huzurlarımızda.
Müzede ilerledikçe Fenerbahçe formalarının geçirdiği dönüşüme tanık olurken bir noktada duruyoruz ve yakın tarihin en efsane isimlerinden Alex De Souza'nın formasına denk geliyoruz. Ligdeki 3 bininci golü attığı maçta Alex'in giydiği forma ve kramponlar, ilk, bininci, 2 bininci gollerin sahiplerinin temsili formalarının yanında sergileniyor.



Kupaların ve formaların hemen yanında kulübün ilk tüzükleri, kuruluş maddeleri ve daha birçok tarihi doküman yer almakta. Bu noktada tarihi figürlere de rastlıyoruz. Örneğin Pele! Kulübün eski başkanlarından Faruk Ilgaz ile Pele'nin yan yana geldiği fotoğraf karesinin üstünde bir de Pele'nin afilli bir imzası bulunmakta. Müzedeki spor tarihine geçmiş bir diğer önemli isim ise Muhammed Ali!
Boks tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı ismi olarak gösterilen, kült karakter Ali orijinal boks eldivenlerini vakti zamanında Fenerbahçe ile paylaşmış ve hakkıyla da sergilenmekte.
Lefter Küçükandonyadis'in de anılarını her bir köşede bulmak mümkün. En akılda kalıcı ve anlamlı hatıra ise Lefter'in ölümünden sonra bir gecede üretilen, 10 bin taraftarın imzasını taşıyan ve kale arkası tribününde açılan 600 metrekarelik devasa çubuklu forma! Taraftarın efsanesine sahip çıkışının en hakiki göstergesi...

En şık hikayesi: General Harrington Kupası'nın kazanılması
Alametifarikası: Hem kulüp hem spor tarihinin efsane isimleriyle buluşma
Mutlaka görmeniz gerekenler: Euroleague Kupası, Balkan Kupası, Muhammed Ali'nin orijinal boks eldiveni, Alex'in 3 bininci golü attığı forma ve krampon
Farklılığı: Kulübün kuruluş öyküsünün heykellerle temsilen gösterilişi
BİZE ULAŞIN