Kansere açtığı savaş ödül getirdi

Bilim dünyasında önemli bir ödül olan “Uluslararası Yükselen Yetenek” ödülünü bir Türk bilim insanı kazandı. Kanserin tedavisi için yaptığı çalışmayla bu ödülü kazanan Duygu Sağ’ın yanında Pazar SABAH da vardı

Kansere açtığı savaş ödül getirdi

Duygu Sağ Türkiye'nin gururu kadınlardan biri. Dünyadaki en büyük belalardan biri olan kansere savaş açmış bir bilim insanı. Ve bu savaşı geçtiğimiz günlerde bilim dünyası tarafından ödüllendirildi.
Ödülü alırken kendisine ben de eşlik ettim. Gözlerindeki mutluluk görülmeye değerdi.
Sağ, daha ilkokuldayken bile günlüğüne "yurtdışına gidip bilimle ilgilenmek istiyorum" diye yazdığını anlatıyor. ODTÜ Biyoloji'yi bitirdikten sonra ilkokulda defterine yazdığı o hayali gerçekleştirip ABD'ye gitmiş. University of Louisville ve La Jolla Institute'te immünoloji (bağışıklık bilimi) doktorası yapmış. 10 yıllık ABD macerasında kanser üzerine yoğunlaşmış. Kanserin tedavisi onun için en büyük hedef olmuş.
Bir yandan kanserle ilgili araştırmalarına devam ederken bir yandan da asıl amacı Türkiye'ye dönmek olmuş Sağ'ın. Uygun bir zaman ve ortamın oluşmasını bekleyip durmuş.
2015'te tersine beyin göçünü sağlamak için TÜBİTAK ve AB Marie Curie Araştırma Programı'yla da yurda dönmüş.

YÜKSELEN YETENEK SEÇİLDİ
Doç. Dr. Duygu Sağ, bugün İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi baş araştırmacılarından biri, aynı zamanda Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi. Geçtiğimiz günlerde bilim dünyası adına en önemli ödüllerden birine layık görüldü. L'Oréal-UNESCO "Bilim Kadınları İçin" ödülünü aldı. Kanserle savaş için bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik araştırma ve çalışmalarıyla 'uluslararası yükselen yetenek' (Rising Talent) ödülünü alırken Sağ'a biz de eşlik ettik. Ve sıcağı sıcağına bir söyleşi yaptık.

- Kanserin tedavisi ile ilgili şimdiye kadar söylenmemiş ne söylüyorsunuz? Bu ödülü sizce neden size verdiler?

- Benim çalışmam immünoloji üzerine. Yani kanser bağışıklık sistemi bilimi... Normalde vücudumuzda herhangi bir enfeksiyon durumunda, bununla savaşan, bizi koruyan hücrelerimiz var. Bizi koruyan bir ordumuz var yani. Kanser hücreleri de bizim kendi hücrelerimiz. Bu yüzden bizim ordunun bunu bir yabancı olarak algılaması biraz zor oluyor.

- Kanserli hücreler bir şekilde kamufle mi oluyorlar?

- Vücudumuzda bir farkında olmasak da her gün küçük küçük tümörler oluşur. Bizim ordu geliyor, bunları yok ediyor. Ama kanser hücreleri çok akıllı. Çok güzel değişiyor ve saklanıyorlar. Tam da dediğiniz gibi kamufle oluyorlar. Daha da ötesi bağışıklık sistemi hücrelerimizi kendi istedikleri hale getiriyorlar. Hem onlardan kaçıp hem de onları kendilerini besleyen hücreler haline getiriyorlar.

- Siz bu orduya nasıl destek oluyorsunuz peki?

- Benim yaptığım çalışma, bu mekanizmayı kırmak üzerine. Yani ordumuzu öyle güçlendirelim ki, kanser hücreleri kaçamasınlar.

- Bunun için ne yaptınız? Çözümünüz nedir?

- Bağışıklık sistemindeki bu hücrelerden biri makrofaj denen hücreler. Bunlar ya kanserle savaşan M1 isimli makrofajlar oluyor, ya da kanseri destekleyen M2'ler... Kanser tabii ki M2'leri seviyor. Ben ABCG1 adlı protein olmadığında M2'lerin M1'e dönüştüğünü fark ettim. Savaşı kim kazanacak ?

- Nasıl yani? Kanserli hücre saf mı değiştiriyor?

- Aynen öyle. Yaptığımız deneylerde proteini almayan farede mesane kanseri büyümüyordu. Diğer faredeki tümör kocaman oluyordu. Neden diye araştırdığımızda makrofajların tümörle savaşan M1'e dönüştüğünü gördüm.

- Film anlatır gibi anlatıyorsunuz. Sonunda mutlu son mu geliyor?
- Sonra şunu sordum. Neden böyle oluyor? Farelerdeki bu olayı anlarsam bunu insanlara da çevirebiliriz. Bu yolda yaptığım araştırmalarım ve yapmayı planladığım şeyler UNESCO ve L'OREAL'in de dikkatini çekti ve beni bu ödüle layık gördüler. Bunu eylül ayında yapılacak Avrupa İmmünoloji Kongresi'nde de sunacağız. Bu konuda bir sürü araştırma yapılıyor ama kanserle kolesterolün bir bağı olabileceğini bilim dünyasında ilk kez ben göstermiş oldum.

KANSERDEN BABASININ İNTİKAMINI ALIYOR

- Kansere savaş açmış bir bilim insanısınız. Bu savaşın ardında kişisel bir intikam duygusu olabilir mi?

- Evet. Babamı kanserden kaybettim. Sadece o da değil, anneannemi, teyzemi... Bunlar beni etkiledi tabii ve motivasyonumu arttırdı.

TERSİNE BEYİN GÖÇÜ HİKAYESİ

- Siz bir de tersine göç hikayeniz var. 10 yıllık ABD maceranızdan sonra ülkeye geri döndünüz. Ve gelirken yanınızda eşinizi de getirdiniz. O da bir Alman bilim insanı...

- Eşimle ABD'de tanıştık. Aynı konuda çalışmalar yapıyoruz. Türkiye'deki şartlar güzel olunca ikimiz birden geldik. O da Türkiye'ye güvendi. Benimki tersine beyin göçüyken onunki "beyin transferi" oldu aslında. Ülkemize bu vesileyle değerli bir bilim insanı daha kazandırmış olduk.

Türk kadınına tavsiye

Kendinize güvenin

- Sizi örnek alacak genç Türk kadınlarına ne tavsiye edersiniz?

- Kendilerine güvensinler. İnandıkları şey uğruna savaşsınlar. Ben yapabildiysem onlar da yapabilir. Ben Türkiye'de bir insanın hiçbir torpili olmadan bir yerlere gelebilmiş ve dünya çapında bir ödül alabilmiş örneğiyim.

HAKAN TURPÇU

BİZE ULAŞIN