Bizim evde yasak yok ceza var

Türkiye güzeli Özlem Kaymaz, kızı Tara’nın ilk podyum deneyiminde yanındaydı. Kaymaz, “Ben biri engelli üç çocuk yetiştirmeyi başarmış bekar bir anneyim. Kadın tüm zorluklarla başa çıkabilir. Bundan böyle hayat hikayemi ve kadının gücünü anlatarak üzerime düşeni yapacağım” diyor

Bizim evde yasak yok ceza var

İtalyan Lisesi'nden mezun olduktan sona Galatasaray Spor Kulübü'nde milli yüzücü olarak sayısız Türkiye şampiyonluğuna ve rekora imza attı. Dünya Windsurf Şampiyonası'na katılan ilk Türk kadın sporcu oldu. 1992 yılında Türkiye Güzeli seçildi. Kısa bir süre mankenlik yaptıktan sonra Hollandalı bir işadamı ile evlendi ve oraya yerleşti. 16 yıl aradan sonra yeniden Türkiye'de yaşıyor...


Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul kapsamında düzenlenen Aslı Filinta defilesinde Kaymaz ile yolum kesişti... Ön sırada oturuyordu Kaymaz ve en az Filinta kadar heyecanlıydı. Nedenini sorduğumda "Kızım Tara ilk kez bu defile için podyuma çıkacak" dedi... Sonra sohbete başladık.
Kaymaz hem kızının ilk podyum deneyimi nedeniyle hem de 15 Nisan'da Zorlu PSM'de TEDx Bahçeşehir Üniversitesi etkinliği kapsamında yapacağı 'Olasılıklar' isimli konuşması nedeniyle çok heyecanlıydı.
Nager sendromlu oğlu Daniel ve kızı Tara babalarıyla birlikte Hollanda yaşıyor. Kendisi de küçük oğlu Dante ile İstanbul'da... Bir anne olarak yaşadığı hayat tecrübesiyle herkese ilham vermek istiyor. Kaymaz ile kızı Tara'nın podyumdan inmesinden hemen sonra bir araya geldik. Hem anne-kız ilişkilerini hem de Kaymaz'ın üzerinde çalıştığı kitabı konuştuk.



- Podyumda yıllardır bu işi yapıyor gibiydiniz. Anneniz çok duygulandı. Siz neler hissettiniz?
-Tara De Vries: Çok heyecanlıyım tabii ki. Bu sene Amsterdam'da üniversite eğitimime başlayacağım. İşletme eğitimi almaya hazırlanıyorum. Podyum üzerinden bir kariyer kurma hedefim yok. Şu an burada olmam da çok güzel bir anı benim için. Aslı Filinta annem ile tanışıyor ve böyle bir teklif geldiğinde ben de tasarımlarını çok sevdiğim için hemen kabul ettim. Bambaşka bir duyguymuş.



- Siz kızınızdan bile daha heyecanlı görünüyorsunuz...
- Özlem Kaymaz: Çok heyecanlıyım. Bazı deneme çekimleri yapmıştık Tara için. Ancak podyumda yürümek bambaşka. Bir de yaşına, doğallığına uyan bir marka, tasarımcısı olmasını çok istemiştim. Aslı Filinta'nın tasarımlarının doğası da Tara için çok uygundu. Çok güzel bir başlangıç deneyimi oldu bence.

- İnsanın annesinin Türkiye güzeli olması nasıl bir duygu?
- T.D.V: Çok gurur duyuyorum annemle. Güzellik kraliçesi olması tabii ki genel olarak anne-kız ilişkimizde bir farklılık doğurmuyor. Her anne gibi annem.


- Anneler kızlarına karışır. Görünümünüz, fiziğiniz, giyiminizle ilgili anneniz size karışır mı?
- T.D.V: Karışmaz. Aile içinde hepimiz birbirimize dikkat ederiz. Doğru beslenmeye yöneltiriz birbirimizi, spor yaparak sağlığımızı koruruz. Ama "Şöyle görün, böyle güzel olursun, olmazsın" tarzında hiçbir yorum yapmamıştır annem bana.
- Ö.K: Güzellik göreceli bir kavram. Tara fiziksel olarak Allah tarafından güzel bir genç kız. Bu böbürlenilecek bir durum değil.

- Çatışmalar yaşar mısınız?
- ÖK: Bizim hayat hikayemiz çok farklı. Buluğ çağında sorun yaşanacak bir şeyler olsa da, evde yüzde 10 yaşam kalitesiyle yaşayan, hayata tutunmaya çalışan bir çocuk daha vardı. Sivilcelerini mi takıyor mesela. "Kardeşini düşün" dediğim zaman zaten dert edecek bir şey olmadığını fark ediyordu. Hollanda'da yetişti Tara. Babası bir Hollandalı. Bizde yasak yok. Ödül de var ceza da var. Doğrudan şaşarsa, kendisine ya da etrafına zarar verecek bir şey yaparsa tabii ki ceza var. Ceza olmazsa ders alınmaz.



- Yasak yok ama ceza var...
- Ö.K: Hayat, tecrübelerden ders almak üzerine. Çocukların hata yapmasına izin verilmeli ve bir çocuğa ilk önce "Hayır" demeyi öğretmek lazım. "Evet"ten önce "Hayır" demeyi öğrenmeli bir çocuk. Bunları oturttuğunuz zaman hem iletişim hem de ilişkiniz doğru bir çizgiye giriyor.

ÇOCUKLARIMIN VARLIĞI BANA GÜÇ VERİYOR

- İki farklı ülkede yaşıyorsunuz. Hangisini daha çok seviyorsunuz, var mı içinizde sınırlar?
- T.D.V:
Hollanda'nın sakinliğini seviyorum. Türkiye'de de belirli çevreler birlikte yaşıyor, gittikleri yerler aynı. Gittiğin yerlerde herkesi tanıyorsun. Bu değişik ve güzel geliyor.

- İki çocuğunuz sizden uzakta yaşıyor, zor mu?
- Ö.K:
Tabii ki zorluklar var. Altı yıl önce boşandık. İki çocuğum eğitimleri, oğlum medikal sorunları nedeniyle Hollanda'da yaşıyor. Görüntülü telefon konuşmaları bizi kurtarıyor.



- Oğlunuzun yaşadığı sağlık sorunları bu konuyla ilgili size sosyal bir sorumluluk da yükledi ve önümüzdeki günlerde bir konuşma yapacaksınız ve bir kitap projeniz olduğunuz duydum. Biraz bahseder misiniz?
Ö.K:
Kadın çok güçlü bir varlık. Kadın kadına sahip çıkmalı. Ben biri engelli üç çocuk yetiştirmeyi başarmış bekar bir anneyim. Hayat hikayemi ve kadının gücünü anlatacağım. Şimdiye kadar hiç bahsetmediğim detayları ile... Kendimi korumak için ördüğüm duvar yıkıldı!



- Sizi bu süreçte ne besler, neden güç alırsınız?
ÖK:
Dua ederim. Evrende istediğim herşeyin varolduğuna inanıyorum.. İstemek yeterli. Neyi istemediğini, neyin sana iyi gelmediğini hayat öğretiyor. Sevgi beni en çok besleyen şey. Oğlumun varlığının bize öğrettiği koşulsuz sevgi ise paha biçilmez. Çocuklarımın varlığı bana güç veriyor. Anne olmak çok güçlü bir duygu.

BİZE ULAŞIN