Masai kabilesinin iyi kalpli Türk gelini

Masaili bir çiftçiyle evlenip Tanzanya’nın bir köyüne yerleşen Sevde Sevan Usak, bölgede su kuyuları açtırdı, kuraklıktan hayvanları telef olan halka çiftçiliği öğretti. Diyanet Vakfı tarafından ‘İyilik Ödülü’ne layık görülen Usak’la hikayesini konuştuk

Masai kabilesinin iyi kalpli Türk gelini
Yaşadığımız dönem uzmanlara göre bireyin ve bencilliğin öne çıktığı haz ve hız çağı... Yaşadığımız toplumun sosyal ve psikolojik kodlarına bakan pek çok uzman bu görüşte... O yüzden insanın insan olduğunu hatırlaması, huzuru, mutluluğu sadece kendimize odaklanmaktan çok dayanışmadan ve netice itibariyle 'iyilik'ten geçiyor aslında. İşte Türk Diyanet Vakfı'nın "Dünyayı iyilik değiştirecek" mottosuyla gerçekleştirdiği 4. Uluslararası İyilik Ödülleri organizasyonu da insana insan olduğunu hatırlatmak şiarıyla düzenleniyor. Bu yıl da bu organizasyonda bin 500 iyilik hikayesi arasından sekiz isim bu ödüle layık görüldü. Bu isimlerden biri de, Üç sene önce Masai'li bir çiftiyle evlenip Tanzanya'nın bir köyüne yerleşen fotoğraf sanatçısı ve gezgin Sevde Sevan Usak.

ÇAMURLU SUYU İÇİYORDUK
Kilindi eyaletine bağlı Elarai köyünde eşiyle birlikte yaşayan Usak ve eşinin bulunduğu bölge ticari başkent sayılan Darüsselam'a dokuz saat uzaklıkta. Vahşi hayvanların da bulunduğu bölgede ağırlıklı olarak Masai kabilesi yaşıyor. Usak üç yıl içinde, elektrik ve suyu olmayan köye su kuyuları açtırdı, İstanbul'dan getirdiği tohumları ekip bölgede ilk kez tarımcılığa başladı. Meyve bahçeleri kurdu. Hayvancılıkla uğraşan ve iki yıl önce kuraklık nedeniyle neredeyse hayvanlarının tamamını kaybeden bölge halkının gelişimi için uğraşıyor Usak.
Tanzanya hikayesinin nasıl başladığını şöyle anlatıyor Usak: "Son beş yıldır Afrika kıtasına gidip geliyorum. Ağırlıklı olarak kuzey ve doğu Afrika... Üç yıl kadar önce de Tanzanya'da evlendim. Eşim Tanzanyalı bir Masai, o zamandan beri Masai Mara bölgesinin içerisinde yeralan bir Masai köyünde kalıyorum. Köyün adı Elerai. Daha doğrusu birkaç ay köyde kalıyorum, sonra birkaç ay Türkiye'de kalıyorum sürekli olarak gidip geliyorum. Arada fotoğraf çekmek için de başka ülkelere gidiyorum. Bu süreçte eşim de zaman zaman Türkiye'ye gelip kalıyor, iş durumumuza ve iklimsel koşullara göre plan yapıyoruz."



Usak bölgede hangi ihtiyaçlara binaen neler yaptığını, neler ürettiğini şöyle özetliyor: "Benim kaldığım dönemde de yemek ve içmek için gereken suyu, yağan yağmuru biriktirerek kullanıyorduk. Bölge halkı da çukurlarda biriken çamurlu suyu birçok şey için kullanıyordu. Zaman zaman buna içmek de dahil. İki yıl önce bölgede çok ciddi bir kuraklık oldu, tüm büyükbaş hayvanlar susuzluktan ve yiyecek bulamadıkları için ölmeye başladılar. Bölgeden göç eden aileler de oldu. Yağmurlu sezonda yağmur da yağmadı. Neredeyse iki yıl boyunca bölgeye bir damla yağmur düşmedi. Bölge halkı Masailer hayvancılık yaptıkları için bundan çok etkilendiler, zaten hayvanlarının neredeyse tamamını bu kuraklıkta kaybettiler. Ben de bu dönemde Türkiye'deki STK'larla görüşüp, bölgeye su kuyuları yapılabilmesi için harekete geçtim. Bölge şehirlere uzak ve kırsalda kaldığı için kuyu açmak çok zor oldu. Ancak uzun uğraş ve gayretler sonucu dört derin su kuyusu açılmasına yardımcı oldum. Su kuyuları 100 m. derinlikten suyu çeken büyük kuyular oldu. Üçünü İHH, birini Rehema Vakfı fonladı. Yapım sırasındaki üç-dört aylık süreçte eşim ve ben ilgilendik."
Bu su kuyalarının önemini ise şu sözlerle belirtiyor Usak: "Bu kuyuların önemi, çok uzak bir bölgeye yapılması ve sürecin sürekli takip edilmesinden kaynaklanıyor. Türkiye birçok Afrika ülkesinde su kuyusu açıyor ancak şehir merkezleri civarında oluyor bunlar, merkeze bu kadar uzak bir bölgede ilk kez kuyu açılıyor."

TARIMLA TANIŞMA
Suyla birlikte hayvan ölümlerini azaltmaya yönelik hayvan tarımcılığı için de bir adım atmış Usak: "Türkiye'den denemek üzere sorgum, fiğ ve arpa tohumları getirdim. Tohumların bölgeye uyumlu olup olmadığını anlamak ve yoğun üretime geçip, hayvancılığa katkı sağlamak için. Özellikle arpa ve sorgumdan ciddi verim aldık, bölgeyle gayet uyumlu oldu tohumlar. Denemek için getirdiğim tohumları bireysel olarak kendim götürdüm. Eşimle beraber ekip denedik. Bunlarla birlikte bölgedeki açlığa bir çözüm olması açısından yine sebze tohumları getirdim. Ve bunları da eşimle birlikte kuyulardan birinin yakın olduğu araziye ektik. Burada da çok verimli sonuçlar aldık..."
Usak ve eşinin bireysel çabalarıyla başladıkları tarım toprağın bereketiyle epey güzel sonuçlar vermiş: "Sebze tohumunu Türkiye'den getirdim, eşim de oradaki üç-dört dönümlük araziyi temizledi. Birlikte ektik ve baktık. Domates, biber, salatalık, acur, Ayşekadın fasulye, bezelye, patlıcan, kabak, balkabağı, patates, kavun ve karpuz tohumları ektik. Kimilerini fideleyip, kimilerini direkt tohumdan tarlaya... Toprak çok bereketli olduğu için Afrika'da, sulanıp, bakılınca hepsi verdi, hepsinden ürün aldık. Ramazan ayı boyunca tüm bölge halkına iftarlık olarak dağıttık mahsulleri... Kimi sebzeleri ilk kez gördüler, kimi tanıdıkları sebzelerdi. "



"TÜM MASAİ BÖLGESİNİ AĞAÇLANDIRACAĞIZ"
Yedi-sekiz ay önce Elerai Köy Okulu bahçesine 160 meyve fidanı diktik. 40 muz, 40 papaya, 40 mango, 40 portakal ağacı. Bu projede de hedefim okula gelen çocukların meyve ağaçlarının meyvelerinden faydalanmaları. Süreçte bölgedeki tüm okulları ağaçlandırmayı planlıyorum. Ayrıca köyde de evlerin etrafını ağaçlandırdık ilk kez. Birkaç ay önce de gelen bağışlardan 286 meyve fidanını da ailelere dağıttık, birlikte diktik. Yarısı muz, yarısı mango fidanıydı. Ailelerin (geniş aile genelde 5,6 kardeş ve onların eş ve çocukları) fert sayısını ve bakabilme kapasitelerini dikkate alarak dağıttık. Kimine 10 kimine 50 fide bağışlayıp, birlikte diktik. Bu fidan projesinde hedefimiz bölgeye 1 milyon meyve ağacı dikmek. Yavaş yavaş tüm Masai bölgesini ağaçlandırmayı planlıyoruz.
BİZE ULAŞIN