Otel değil yuva: Yeni Şükran Oteli

İzmir Kemeraltı’nda. Adı Yeni Şükran Oteli, 2. sınıf... Yeni sadece adında var. Eski çok eski... 1900’lü yılların başından itibaren otel olarak hizmet veriyor. Efsunlu gibi, gelen sanki kopamıyor. Öyle ki otel otellikten çıkıp, müşterilerine yuva oluyor. 30 yıldır aynı odada kalanlar var. Bu tarihi otel zor günler geçiriyor... İşte Yeni Şükran Oteli ve sakinleri...

Otel değil yuva: Yeni Şükran Oteli

Bir yeri yuva yapan nedir? İçindeki eşyalar mı, insanlar mı? Yoksa kokusu mu bağlar insanı yuva denen şeye? Belki de yaşattığı ama tariflenemez bir histir... Kimileri çocuk cıvıltısı olarak tanımlar, kimi sessizlik... Neresinden tutarsanız tutun yuva çok özel bir kavram. Bir çatıdan, insanı dışardaki her şeyden koruyan duvarlardan öte... Kiminin yuvası çok kalabalıktır, kimininki akşamları tek başına kalacak kadar ıssız. Peki bir otel yuva olabilir mi? Eğer İzmir Kemeraltı'ndaki Yeni Şükran Oteli'yse olur, olmuş bile...



En azından içinde yıllardır yaşayanlara olmuş. Bu yüzden İstanbul'dan İzmir'e, birbirinden ayrı hayatlardan süzülmüş insanların yuvalarına konuk olmaya gittim. Yıllardır aynı yerde yaşayan, köhne koridorlarını arşınlayan, küçük odalarında kendilerine küçük yaşamlar kurmuş insanların yanına. Ve tam anlamıyla duygudan duyguya savruldum. Tarihi Kemeraltı Çarşısı, İzmir kent kültüründe önemli bir nokta. 7 bin yıllık tarihiyle, zamanın karşısında direniyor. 19. yüzyıldan itibaren ticaret hayatının aktığı yer olunca, oteller çarşının olmazsa olmazı haline geliyor. Ama günümüze ulaşabilen otel sayısı bir elin parmakları kadar. İşte Yeni Şükran Oteli onlardan biri. Adında yeni olduğuna bakmayın çok eski bir otel. Ziyaretçisini 1900'lü yılların başına götürecek kadar eski...



46 odalı. Kapısı bir zaman tüneli gibi. Gerçeklikten kopup, geçmişe yol aldığım yolculuğumun başlangıç noktası oldu... Kabarmış duvar kağıtlarına dokunarak anlamaya çalışıyorum yaşanmışlığı... Üzerine dantel örtülmüş çevirmeli telefonlar, yapma çiçeklerle sahte bir sıcaklık katılan masalar, duvardan duvara serilmiş halılar, odaların açıldığı salondaki sobayla birlikte film platosundaymışım gibi... Ama ortada bir senaryo ya da film yok. Buradaki kahramanlar gerçek! Yeni Şükran Oteli tıpkı, kendi gibi yaşanmışlığı bol olanlara yuva olmuş bir yer. Kalanlar müşteri değil, hayat yolculuğunda bu oteli kendine ev yapmış yolcular.



İki yıl kalan da var, 25 yıldır yaşayan da, şu anda beş odası dolu. Haliyle cenazeler de kalkmış buradan. Elbette ilk keşfeden ben değilim burayı. Belgesellere, haberlere konu olmuş bir yer Yeni Şükran Oteli. Son olarak turizm sektörünün yakından tanıdığı, Boğaziçi Üniversitesi Turizm İşletmeciliği Bölümü Öğretim Görevlisi Avukat Ferhat İlker Ünsever, Ferhat Fuzuli mahlasıyla Meserret ile Şükran isimli, Yeni Şükran Oteli'ni de konu ettiği manzum bir hikaye kaleme aldı. Biz de takıldık Ünsever'in peşine ve onun hikayesine, otelde kalanların hikayelerine bir günlüğüne ortak olduk.



YANGIN ÇIKTI, BİZ BİTTİK!
Yeni Şükran Oteli'nin 1982'den beri işletmeciliğini yapan İlyas Camtaş kendi hikayesini şöyle anlatıyor: "1955'te Konya'dan İzmir'e geldiğimizde yorgancılık yapıyordum. İşler çok da iyi gitmedi. 1958'de Basmane'de Mol Otel'de otelciliğe başladım. 1981'e kadar farklı otellerde çalıştım. Sonra 1982'de burayı devraldım. İlk başta buranın durumu çok iyi değildi. Çünkü iyi bakmamışlardı. Benim önceliğim burada temizlik ve misafirlerin istekleridir. Artık insanlar odalarında tuvalet ve banyo istiyorlar.



Bizim böyle imkânlarımız yok. Anıtlar Yüksek Kurulu izin vermiyor. Yine de ben misafirlerin isteklerini buradaki dokuyu koruyarak dikkate alıyorum. Mesela eskiden bütün odalarda Bulgar somyası diye tabir ettiğimiz yataklar vardı. Çocuklarıyla gelen misafirlerimiz yatakların çok yüksek olduğundan şikâyet ederlerdi. Ben de anı olarak üç odayı bu şekilde korudum fakat diğer bütün odalardaki yatakları değiştirdim. Otelin geleceğinden endişe duymuyor değilim, geçen gün yangın çıktı ve çatı yandı. Şu an onunla uğraşıyoruz ve biz bittik! Nasıl tadilat yapacağız, nasıl bu işin altından kalkacağız bilmiyorum."



EŞİMLE TARTIŞTIM KAPAĞI BURAYA ATTIM
Asırlık otelde yıllardır kalanlardan biri de İhsan Adnan Ercan. Yeni Şükran Oteli'nde 25'inci yılını dolduran 60 yaşındaki Ercan, yıllardır aynı odada kalıyor. "Otelde yaşamak evde olmaktan huzurlu" diye söze başlıyor. Belli ki kötü bir tecrübesi var. Soruyorum tüm detaylarını, kah gülerek, kah hüzünlenerek anlatıyor: "Eşimle tartıştım, kapağı buraya attım, o gün bugündür burada kalıyorum. 25 yıl olmuş. Dile kolay... Evim burası. Eşimden boşandım, üç çocuğum vardı. Yıllardır hiçbirini görmüyorum. İki kez eve çıkmaya teşebbüs ettim ama olmadı. Yapamadım. Dışarıdaki hayata uyum sağlayamadım. Burası bizim aile ortamımız oldu. İlyas (Camtaş), bana alıştı, ben ona alıştım. Birbirimizin eli ayağı olduk. İlk eve çıktığımda ev sahibiyle anlaşamadım, bana kurallar koymaya kalktı. İkinci denemede ev arkadaşım evden ayrıldı. Kira, elektrik ve su faturalarını ödemeden ortadan kaybolunca tekrar otele döndüm ve o günden sonra Yeni Şükran Oteli'den ne olursa olsun ayrılmamaya karar verdim. 25 yıldır aynı odada kalıyorum. Emekli aylığımın bir bölümünü buraya veriyorum. Burası çok huzurlu, insanlar huzurlu. Benim gibi uzun süredir kalan başkaları da var. Birbirimizle çok ilişkimiz yok ama... Herkes kendi dünyasında. Bazen insanlar geliyor gereksiz muhabbetler kurmaya kalkıyor, kovuyorum, sıkılıyorum. Dışarısı boğucu, karmaşa hakim. Burası huzurlu. En büyük korkum otelin kapanması.



Ferhat İlker Ünsever

KİTABIM GERÇEK KAHRAMANLARA BİR SELAM

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinden biri avukat Ferhat İlker Ünsever. Turizm sektörünün tanınmış isimlerinden. Yeni Şükran Oteli ve Meserret Oteli'nin hikayesini bilen, o hikayeden etkilenen biri. Öyle ki kitabını yazmış. Otelin tarihini anlatarak başlıyor konuşmaya: "Kemeraltı'nda zamanında meşhur Şükran Lokantası yer alırdı. Bir dönem İzmir'in tüm entelektüellerinin, şair ve yazarlarının buluştuğu, zarif ve özel bir mekandı. Üstünde İzmir'e gelip gidenlerin konakladığı bir otel vardı; Şükran Oteli... Han yapısına uygun. Onun tam karşısında da Meserret Oteli vardı. Zamanla Kemeraltı önemini yitirmeye başladı. Haliyle bu mekanlar da. Meserret Oteli kapandı, bulunduğu yer şu an gezmekten utandığım, işportacıların işgal ettiği bir yer haline geldi. Ama Şükran Otel'i direniyor. Bakımsız bir yapı maalesef. İzmir'in yeniden doğacağı yerler buralar bence. Bu iki mekan layık oldukları şana şöhrete kavuşmalı. Kültür turlarıyla İzmir'e gelen yabancı konukları bile ağırlayabilir. Bu mekanlara ilgi duymaya başlayınca, manzum hikaye yapmadan edemedim. Bir Şükran bir Meserret diye şiir yazmak için yola çıktım ama Kemeraltı'nın gerçek kahramanlarına bir selam gönderme ihtiyacı hissettim. Buralarla ilgili okumalarımı, araştırmalarımı arttırdım. Ortaya bu kitap çıktı. Ana karakterleri dışındaki tüm yan karakterler gerçek!"



ARAYAN DA SAĞ OLSUN ARAMAYAN DA
Ayten Erkut 76 yaşında. Kaç yıldır otelde kaldığını unutmuş. 10 yılı geçkin zamandır Yeni Şükran Oteli'nde kalıyor. "Hasta bakıyordum ben İzmir'de. Hafta sonları iznim vardı, gelir burada kalırdım. Çocukluğumdan beri bilirim ben burayı. İzmirliyim ben. Sonra hasta vefat etti, Allah rahmet eylesin. Başka iş buldum, kalacak yerim yoktu, buraya geldim. İki kez evlendim, biri öldü, diğerini ben attım... Çocuğum da olmadı. Ama ailem var, annem, babam, kardeşlerim vardı. Bazıları yaşıyor ama görmüyorum. Arayan da sağ olsun, aramayan da. Burası evim gibi, yuvam burası. Allah razı olsun işletmecisinden para almıyor benden. Yok çünkü. Sokakta kalırım. Yaşlılık maaşım var aydan aya 540 lira. Sigaram var, asla vazgeçemem. İçmeseydim iyi olurdu ama... Hem dostum, hem düşmanım. Bir dönem akrabamda kaldım, sonra yine buraya geldim. Mutluyum burada. Sabah kalkarım, oyalanırım, bazen odadan hiç çıkmam. Benim gibi uzun zamandır kalanlar var ama çok tanımıyorum. Yemeği odamda yiyorum. Allah ne verdiyse gidip, alıp yiyorum. Tencere yemeği yapmıyorum, Tüpüm var kahvemi, çayımı yaparım orada. Geçen hafta yangın çıktı burada, çok korktuk. Buraya bir şey olursa ne yaparım bilmiyorum."

BİZE ULAŞIN