Sazan pistlerde fırtına gibi esiyor!

Sazan hızlı, kıymetli bir yarış arabası. Hikayesi ise hüzünlü olduğu kadar başarılarla da dolu. İşte trafik kazasında ölen oğlunun hayalini gerçekleştiren Ekber Onuk’un ürettiği Sazan ve Kaan’ın hikayesi...

Sazan pistlerde fırtına gibi esiyor!

Sazan, pistlerinin tozunu atan bir yarış otomobili... Çizimleri 23 yaşında trafik kazasında hayatını kaybeden Kaan Onuk tarafından yapılmış. Sazan'ın hikayesi ne kadar başarılarla doluysa, onu hayal eden Kaan'ınki o kadar hüzünlü...


Kaan Onuk tıpkı babası Ekber Onuk ve kızkardeşi Dila gibi bir otomobil yarışçısıydı.


Baba Ekber Onuk hep bir otomobil üretmek istedi ama bir türlü bu hayalini gerçekleştiremedi. Ta ki oğlu Kaan bir trafik kazasında hayatını kaybedene kadar. Kaan ölünce eşyalarının arasında bir otomobil çizimi bulur baba Ekber Onuk ve oğlunun hayallerini gerçeğe dönüştürmeye karar verir. "Kaan'a hiçbir zaman beni örnek alsın diye üstünde baskı kurmadım" diyor babası Ekber Onuk. Ama Kaan farkında olmadan tüm yaşamını babasını örnek alarak geçirir. Üniversiteyi bile babasının da okuduğu okulda, İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak Mühendisliği bölümünde okumayı tercih eder. Araba üretmek onun her zaman en büyük hayaliydi.


Ancak Kaan daha fazlasını istiyordu; kendine ait bir süper otomobil... Yarış pilotluğu yapmış bir babanın oğlu da başka bir hayal kuramazdı zaten.
Çalışmalarına hiç ara vermiyordu. Kaan Onuk gecesini gündüzüne katıp her boş bulduğu vakitte, hayalini kurduğu arabanın çizimini nasıl yaparım diye düşünüyordu. Bu arabayı nasıl resmedebilirim? Hiç vakit kaybetmiyordu. Sınıfta ders dinlerken, arkadaşlarıyla vakit geçirirken, evde babasıyla sohbet ederken elinde her zaman bir kağıt kalem bulundurur ve hayalinin peşinden koşmaya devam ederdi. 1994 yılında bu çizimleri tamamlandı. Aklında şimdiye kadar Türkiye'de yapılmamış bir Türk spor otomobili vardı. Ancak bu hayalini gerçeğe dönüştüremeden 1996 yılında bir trafik kazasında hayatını kaybetti.

Artık Kaan'dan geriye sadece çizimleri kalmıştı. Bu çizimler ise babası Ekber Onuk için adeta vasiyet niteliği taşıyordu. Kolları sıvamanın vakti gelmişti onun için. Bir araba nasıl yapılır biliyordu. Daha oğlu Kaan doğmadan babası 1973 yılında Anadol STC-16'nın tasarım ekibinde görev almıştı. Sıra oğlunun hayalini gerçekleştirmekteydi. Kaan'ın vefatından uzun bir zaman sonra, 2005 yılında Anadol'un tasarım ekibinde birlikte çalıştıkları Gökhan Akış ve Eralp Noyan ile birlikte bir süper otomobil yapmak için masaya oturdular. Kaan'ın hayali yavaş yavaş şekil buluyordu. 2009 yılında ise hayal gerçeğe dönüştü. Artık Kaan'ın çizimi adeta ete ve kemiğe bürünmüştü. Tam da Kaan'ın istediği gibi piyasanın en güçlü arabası olmaya aday olmuştu. 460 hp gücünde ve 6.2 motor hacmine sahip olan araç yollara değil pistlere çıkmaya başladı. Ama bir eksik vardı. yüzde 70 Türk malı olan bir arabaya ne isim koyulacaktı? Kaan Saint- Joseph Fransız Lisesi'nde okurken sınıf arkadaşları bir lakap takmıştı ona: Sazan. Madem bu araba Kaan'a ait bu olsun o zaman arabanın ismi dediler. Ve Türkiye'nin ilk spor otomobilinin adı koyuldu: Onuk Sazan.



KAAN'IN ADI YAŞASIN DİYE SAZAN'I ÜRETTİK
Oğlu Kaan'ın hayalini gerçeğe dönüştüren baba Dr. Ekber Onuk, oğlunun ve Onuk Sazan'ın hikayesini anlatıyor... Dr. Ekber Onuk "Biz Yonca Onuk tersanesi olarak her zaman gençlerin hayallerini gerçekleştirmesinde yardımcı olmak istiyoruz. Mesela İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencilerine güneş enerjisi ile çalışan tekneleri için sponsor olduk. 2007 yılında yapılan yarışlarda dünya üçüncüsü, 2008 yılında yapılan yarışmada dünya ikincisi, 2010 ve 2011 yıllarında yapılan yarışlarda ise dünya şampiyonu oldular. Bu başarı onlarındır. Benim oğlumun hayali gerçekleştikten sonra herkes hayal ettiklerini başarabilir" diyor.

- Oğlunuzun hayalini gerçekleştirmek nasıl bir duygu?
- O benim canım oğlum. Maalesef kendisini genç yaşta bir trafik kazasında kaybettik ama sonrasında onun yaşaması için Sazan'ı ürettik. Farkına vardık ki oğlumun adını söyleyen bir kişi olduğu sürece o bizim için ölmemiş olacak.
- Arabayı yapmak istediğinizi söylediğinizde ortaklarınız Eralp Noyan ve Gökhan Akış'ın tepkileri nasıl oldu?
- 1970 yılında Anadol'un yapım aşamasından bu yana oldukça güçlü bir dostluğumuz oldu. Üçümüzün de bir araba yapma isteği vardı ancak maddi durumlar sebebiyle bunu başaramamıştık. Yapma isteğimiz, maddiyatın yeterliliği ve Kaan'ın vasiyetiyle birlikte bunu başarabildik. Dostlarım Eralp ve Gökhan'da her zaman beni desteklediler.



- Sazan'ı seri üretime geçirmek gibi bir düşünceniz var mı? Geçer ise fiyatı ne kadar olur?
- Sazan maliyeti çok yüksek bir araba ve biz onu yarış otomobili olarak yaptık. Bu yüzden seri üretime geçmeyi düşünmüyoruz. Bu denli donanımlı bir süper otomobilin fiyatı ise 2.5 milyon TL civarında olur diye düşünüyorum.
- Onuk Sazan'dan başka üretilmiş bir aracınız var mı?
- S56 adını verdiğimiz bir yarış otomobilimiz daha var. Hatta sürücüsü Kaan'ın liseden arkadaşı Demir. Ancak Sazan gibi bu aracı da seri üretim olarak düşünmüyoruz.
- Sazan'ın üretim aşaması ne kadar sürdü?
- Çizimler oğlum sayesinde zaten hazır bir şekilde elimizdeydi. Bu bize zaman kazandırdı ve masaya oturup yapma kararı aldıktan sonra Sazan'ın piste çıkması dört yılı aşkın bir süre aldı.
- Oğlunuzun sadece araba değil, hücumbot çizdiğini de söylemiştiniz. Şu an onun çizimlerinden üretilen bir bot var mı?
- Hücumbot alanında Yonca Onuk markası olarak dünyanın en iyilerini ürettiğimizi söyleyebilirim. Bu kadar iyi olmamızın sebebi ise yine Kaan'dır. Onun çizimlerinden üretilen botlara ise Kaan adını verdik.

MALEZYA BAŞBAKAI DA SAZAN'I BEĞENDİ
2019 yılının Temmuz ayında Türkiye ziyareti sırasında, hikayesini duyduğu Onuk Sazan model aracı ziyaret etmek isteyen Malezya Başbakanı Mahathir Muhammed ülkesine dönmek için Sabiha Gökçen Havalimanı'na giderken Tuzla'da bulunan Yonca Onuk Tersanesi'ne giderek Onuk Sazan model otomobili yakından inceledi. Ve iki ülke arasında ticari gelişmelerin olabileceğini Onuk firmasının kendini bu alanda oldukça geliştirdiğini açıkladı.

SAFA SAĞDIÇ

BİZE ULAŞIN