Hiçbir şeyin bize ait olmadığını gördüm

Koreograf ve performans sanatçısı Dicle Doğan yaklaşık beş yıldır dünyayı bir sırt çantası ile tek başına arşınlıyor. Günde en az 30 kilometre yürüyor. Bazen iki gün yemek yiyemiyor. Bazen günlerce kimseyle karşılaşmıyor… “Ayaklarım parçalansa da kendimi buluyorum” diyor. Japonya parkurunu bitiren Doğan ile yürüyüşlerini, yaşadıklarını ve hissettiklerini konuştuk...

Hiçbir şeyin bize ait olmadığını gördüm
Pazar 10.05.2020
Son Güncelleme: Pazar 10.05.2020
ABONE OL

Dicle Doğan koreograf ve performans sanatçısı. Yaklaşık beş yıldır dünyayı yürüyerek geziyor. Günde minimum 30 kilometre, bazen 44 kilometre yürüyor. "Yürümek insanın kendine katlanamadığı yerde kendisini sevmesini öğretiyor. Hiçbir şeyin bize ait olmadığını bilmenin mutlu ettiğini anlatıyor" diyor. Doğan tüm bu serüveni hareketamiri isimli Instagram hesabından da paylaşıyor. Zaman zaman merakta kaldığınız oluyor takip ederken. Hatta bundan yaklaşık iki yıl evvel SABAH Pazar'da kendisiyle bir söyleşi de gerçekleştirmiştik. Şu an zorlu bir parkur olan Japonya yolunu bitirdi. İşte Dicle Doğan'ın yürüme serüveni...
- Kendi içsel yolculuğunuzu keşfetmek için yürümeye nasıl karar verdiniz?
- 2011 yılında konservatuvardan mezun oldum. Yüksek lisans eğitimim sürecinde, 2014 yılında bağımsız bir sanatçı olmanın yollarını ararken hareket ve farkındalık hocam "Hayatında gitmenin ve kalmanın kararını kim veriyor?" diye bir soru sordu. Ben o sırada Yürümeye Övgü kitabını okuyordum. Süreç tam da böyle başladı. İlk olarak 650 km İtalya-Fransa arası yürüdüm.


- Peki bu yolculuğa nasıl hazırladınız kendinizi? İlkler her zaman daha korkutucu olur.
- Her yürüyüşümde aynı korkuyu, paniği, kaygıyı yaşıyorum hiç değişmedi. Tek değişen daha profesyonel ekipmanlara sahip olmam ve artık daha hafif bir çanta taşıyor olmam. İlk yolculuğumda çantam çok ağırdı, o kadar gereksiz eşya almışım ki yanıma hepsini çöpe atmak zorunda kaldım.

- Bu işe karar verdiğinizde ailenizin ve çevrendekilerin tepkisi ne oldu? - Ailem benim her zaman verdiğim kararları destekledi. Hiçbir konuda ailemin tepkisi ile karşılaşmadım. Şanslıyım ve çok mutluyum. Büyükada'da ailemden kalan bir evde kedim ve köpeğim ile yaşıyorum.
- Psikolojik olarak nasıl hazırlanıyorsunuz?
- Tek bildiğim denemeden neyin ne kadar kötü olduğunu bilemeyecek olmam. Bazı yürüyüşlerimden geri döndüm, bazılarını her koşulda devam ettirdim. İki hafta sonra gerçekten kalbimi, hislerimi duyabiliyorum ve gariptir ki hissettiğim şeyler oluyor. Her yürüyüşümde 15 gün zaman veririm.

AVANTAJI TERTEMİZ BİR ZİHİN

- Son olarak Japonya'da hac yolunu bitirdiniz. Bizim röportajımız da tam bu sayede gerçekleşti. Bu parkurun sizin için önemi nedir?
- İlk yürümeye başladığımda dünyanın nerelerinde hac yolları var diye araştırmaya başlamıştım. Bu yolun çok zor olduğunu okumuştum, yemek bulmak, konaklayacak yer bulmak, iklim koşulları vs. Ama mucizelerle dolu yazıyordu. 1200 km, 45 gün acaba ben yapabilir miyim diye çok düşündüm. Kaç yıldır hayalini kuruyordum. Ve yaptım.
- Günde kaç kilometre yürüdünüz? Bu yürüyüş fiziksel olarak ne gibi sorunlara yol açıyor? Ya da avantajlara....
- Korona sebebi ile bazı günler 45 km, bazen 48 km yürüdüğüm oldu. Minimum 30. Ayaklarda inanılmaz parçalanmalar oluyor. Uzun vadede dizlerde de. Avantajı ise inanılmaz temiz bir zihin. Doğa ile bütün, her şeyi daha iyi duyup görebildiğin, vahşi hayat ile tanıştığın, yavaşlamanın özgürleştirdiği sonsuz bir meditasyon...
- Birlikte aynı rotayı yürüyen başkaları da oluyor mu?
- Diğer yürüdüğüm hac yollarında çok sık olmasa da insanlarla tanışmıştım. Ama bu süreçte kimse yoktu. 45 günü neredeyse kimseyi görmeyerek geçirdim. 10 gün duş alamadım. İki-üç gün yemek bulamadığım zamanlar oldu. Çadırda, parklarda uyudum.
- Yürüyüşler sırasında yaşadığınız en güçlü duygu neydi?
- Bu yürüyüşlerimde hep mucizelerle karşılaştım. Mucize dediğimiz şey büyük şeyler değil bizim o an ihtiyacımız olan şeyin karşımıza çıkması. Ben manevi babamı yürürken buldum. İki gece aç kaldığım günün sabahı birinin çantama yemek bıraktığını fark ettim. Bunlar gibi sayamayacağım yüzlerce mucize ile karşılaştım. Basit ama mutluluk verici şeyler... Doğadan, yalnızlıktan hayatımın derslerini çıkardım hep. Yürümek insanın kendine katlanamadığı noktada kendini sevmesini öğretiyor. İçimdeki kötülüklerle tanıştım. Onları iyiliğe çevirmek için çabaladım bazen çok çaresiz kaldığımda ne kadar güçlü olduğumu, kendi kendimi ayağa kaldırabildiğimi gördüm.

SES DUYMAK NE GÜZEL

- Bu yürüyüşlere çıkmadan önce neyi bulmayı hedefliyordunuz?
- Kendimi bulmayı, hangi fikrin bana ait olup olmadığını öğrenmeyi, kendi bilgimi keşfetmeyi hedefliyordum. Basit ve sıradan bir insan olmayı ve hayatı küçük mutluluklarla keşfetmeyi istiyordum. Korkularıma rağmen yapabilmeyi ve benim gibi kendini cesur hissetmeyen herkesin bunu yapabileceğini bilmesini istiyordum.
- Şu an tüm dünyadaki pandemi sorunu yürüyüşünüzü hiç etkilemedi mi?
- Japonya'da olağanüstü hal ilan edildi. Sanırım yürüyüşümün 30. günüydü. 14 gün OHAL ile 48 günde tamamlamam gereken rotayı 44 günde bitirdim. Burada sokağa çıkmak, toplu taşıma aracı kullanmak yasak değil. Ben zaten bütün gün dağ bayır yürüdüğüm için neredeyse hiç insan görmedim. Bazen gerçekten haftalarca insan görmedim. Bir ses duymak arada bir paylaşmak ne kadar önemli şeylermiş.
Türkiye hayalini bizden öğrendi
Dicle Doğan 20 Mayıs 2018'de SABAH Pazar'a verdiği söyleşide hayalinin yürüyerek dünyayı gezmek olduğunu söylemişti. Doğan, şimdi bu hayali uğrunda Japonya yollarında...
Yürümek insanı basit ve sıradan bir hayatla tanıştırıyor. Gündelik hayatımızda bir suya, bir yatağa, bir duşa, ne kadar seviniyoruz ki! Her şey elimizin altında. Ama yürürken bunlar hayallerin oluyor.



İKİ TİŞÖRT, İKİ ÇORAP YETERLİ

- Bir sırt çantası ile yürüyorsunuz tüm bu yolu. İçinde neler var?
- Çadır, uyku tulumu, mat, baton, sandalet, pantolon, iki tişört, iki çorap, yağmurluk, iki iç çamaşırı, ilk yardım çantası. Yürürken çok hafif olmanız gerekiyor ve sadece gerekli ekipmanları yanınıza almalısınız. Bu gereklilikler kişiden kişiye değişiyor elbette.
- Sadece yola mı konsantre oluyorsunuz yoksa aklınızda başka hayaller mi var?
- Hayallerden ziyade çözemediğim sorunlarımla yüzleşiyorum, kendimle yüzleşiyorum bazen kendime katlanamadığım zamanlar oluyor. Kendimle barışmayı öğreniyorum. İyi ki yalnızım diyorum.



BEŞ YILDA SEKİZ ÜLKE

- Peki ya açlık ve yemek meselesi... - Hangi yolda hangi dönemde yürüdüğüm ile değişkenlik gösteriyor bu durum. Bazen iki üç gün stok yapmam gerekiyor. Tok tutacak, enerji verecek hafif yiyecekler taşıyorum. Bazen yol üstünde market bulabilmek daha kolay olabiliyor
- Neden yürümek?
- Yürümek insanı basit ve sıradan bir hayatla tanıştırıyor. Gündelik hayatımızda bir suya, bir yatağa, bir duşa, ne kadar seviniyoruz ki! Her şey elimizin altında. Ama yürürken bunlar hayallerin oluyor. Dünyayı gözlemlemek ve hiçbir şeyin bize ait olmadığını bilmek beni hayata karşı daha dirençli yapıyor. Beş yıldır sekiz farklı ülkede hac yolu yürüdüm. Hedefim dünyanın bütün hac yollarını yürüyebilmek. Bazılarında ilk yürüyen Türk bendim.