CHP'de 40 yıl kavga ettim, şimdi iş yapıyorum

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay bu hafta ikinci yılını doldurduğu bakanlık görevinde yaşadıklarını anlattı. Turizm sezonunu, demokratik açılım sürecini, AKM'yi, İstanbul'un kıyı şeritlerine neden göz diktiğini Antalya Belek'te konuştuk

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, bakanlık koltuğuna oturduğundan beri yerinde durmuyor. Öyle ki, sezon başından beri bir kez bile denize girememiş, bu röportaja kadar kumsalda yürüme fırsatı bile bulamamış. Krize rağmen dünya genelinde turizmde daralma olduğunu ama Türkiye'nin artıya geçtiğini anlatan Bakan Günay, yerli turiste eylül-ekim döneminde güney sahillerini öneriyor. Türkiye'nin her bir köşesini gezen Ertuğrul Günay'la Antalya'da konuştuk.

- Çevremizdeki ülkelerle turizm anlamında çok da ilgili değiliz gibi, siz ne düşünüyorsunuz?
- Suriye ile ilişkilerimiz çok arttı. Gaziantep-Halep arasında ortak bir çalışma yapılıyor. Aynı şey Yunanistan'la gelişecek gibi görünüyor. Atina-İstanbul-Selanik- Edirne'yi içine alan ortak destinasyonlar yapabileceğimizi, bunun Amerika, Avrupa ve Uzakdoğu ülkelerinden çok turist çekebileceğini konuştuk.

- Bizim turizm anlayışımız sahil ve deniz kavramından ibaret, bu kadar gezmenizin altında farklı bir turizm anlayışına dikkat çekmek var mı?
- Kesinlikle. Mersin mesela, Antalya ile aynı kapasitede, deniz ve tarih açısından. Ama Mersin bir konut yatağı. O haliyle duruyor. Tarsus'ta çok ciddi altyapı çalışmaları yapıyoruz ve turizm tahsisleri yaptık. Tarsus'un ikinci bir Belek olacağına inanıyorum. Demre'de ciddi tarih çalışmaları yapıyoruz, kazılar başlattım. Tahsisler yapıldı, ulaşım sorunu var ama çözeceğiz, bu bölgeler yeni Belek'ler olacak.

- Bir Karadenizli olarak kendi bölgenize uzanmayacak mısınız?
-
Ben Ege'nin kuzeyinde, İzmir'in yukarısında daha butik, daha doğayla iç içe, gastronomiyle anılan, kitle turizmi, deniz turizmiyle değil de, temiz havayla yemekle anılan bir konsept gelişsin istiyorum. Marmara zaten tarih turizmi dolu, Karadeniz küresel ısınma nedeniyle özellikle güney ülkelerinden gelenler için cazip olabilir. Doğu ve güneydoğu müthiş zenginlik. Mesela Nemrut az bilinen ama en özellikli olan zenginliklerimizden, şu anda ziyaretçi sayısı 100 bin civarı ama bir milyon insanın birkaç yıl içinde oraya gelmesini hayal ediyorum.

BODRUM VE ÇEŞME'DE YAPILAŞMA
- Bodrum ve Çeşme'ye dair planlar neler?
- Benden önce başlatılan Bodrum ve Çeşme'deki büyük ölçekli plan çalışmaları yargıya takıldı, bu nedenle küçük ölçekli çalışmalar yapıyoruz. Bodrum'da yeni yapılaşmaya ve tahsislere sempatiyle bakmıyorum. Bundan sonra butik, birtakım çok özel, dünya zenginlerini Bodrum'a taşıyacak konseptlerde yatırımlar olursa bunlar bizim için makbuldür. Yapılaşma Bodrum'da abartılı hale gelmiş, buna dur diyeceğiz. Çeşme'yi de bu saatten sonra oteller mekânı olmaktan daha butik bir konsepte çevireceğiz.

- İstanbul'un kıyı şeritlerine göz diktiniz...
- İstanbul'un kültür ve turizm mekânlarında sıkıntısı var, İstanbul'da çok sayıda müze, sergi sarayı, konser salonu, butik otel yok. Hiçbir kurumsal şovenizme saplanmaksızın İstanbul'a bakalım, Beykoz'da terk edilmiş fabrika yapıları var, Teşvikiye'de saat enstitüsü var; şahane bir bina, bence çok iyi bir tekstil ve moda müzesi olabilir. Ulus'da bir uygulama oteli var, onun başka bir konseptte değerlendirilmesi mümkün. Ataköy'de metruk bir alan var, kültür ve turizme açılması lazım acil. Kurumsal bir bağnazlıkla bakmayalım, çalışalım dedim...

- Otel meraklısı oldunuz ama...
- Öyle dediler, ben kültür ve turizm dedim ama turizme saldırma korumacılık sayılıyor Türkiye'de.

BİZE ULAŞIN