2011'e girerken Türk ekonomisi olumlu sinyaller veriyor

  1. Haberler
  2. Perspektif
Cumartesi 25.12.2010 ABONE OL
Türk ekonomisi 2002-2007 yılları arasında toplam %41'lik bir büyüme hızı ile Çin ve Hindistan'dan sonra dünyada 3. sırada yer aldı. Avrupa Birliği'nin ekonomileri bu süreç zarfında çöküş gösterir ve birliğin en güçlü ülkesi Almanya bile ancak %8'lik bir büyüme gerçekleştirirken Türkiye'nin bu büyümesi herkesi şaşırttı. 200-2009 yıllarını Türkiye dünyadaki küresel ekonomik krize rağmen fazla bir hasar almadan atlattı. 2002'den bu güne kadar Türk ekonomisinde gelişmelere bakarsak 5 önemli konuda başarı grafiğinin yükseldiğini görürüz.

1. Türk parasında reform girişimi

Dünya ekonomi tarihine baktığımız zaman para biriminden altı sıfır atıp, bu konuda başarılı olan ülke sayısı parmakla sayılacak kadar azdır. Ancak, Türkiye 2002'de yaptığı Türk parasından altı sıfır atma işlemini başarılı bir şekilde gerçekleştirdi ve böylelikle dolara ve euroya karşı Türk lirasını ciddi bir para birimi haline getirdi. Bu gelişmeyi AB ve dünya ekonomistleri de ilgiyle izlediler.

2. TOKİ'lerle gerçekleştirilen yeni ivme

Türk ekonomisinde ikinci önemli gelişmeyi de TOKİ projesinde gördük. TOKİ, devletin arazisini inşaat şirketleri ile birlikte kullanarak bir milyondan fazla insanı konut sahibi yaptı. Bu da Türkiye'de hem inşaat şirketlerinin çok daha fazla gelişmesini, hem de bireylerin yeni, dayanıklı konutlara geçmesini ve Türkiye'de gecekonduculuğun belirli bir ölçüde önünün kesilmesini sağladı. TOKİ olayı akılcı bir proje olarak 'kazan/kazan' sisteminin ciddi bir uygulamasıdır.

3. SGK ve sağlık reformu

AB'nin birçok ülkesinde sosyal sigortalar çatırdar, sağlık konusunda olumsuz gelişmeler olurken, Bağ-Kur, SSK ve Emekli Sandığı'nın birleştirilmesi ve yaşlılara ücretsiz bakım gibi sosyal gelişmeler ile birlikte Türkiye'de neredeyse sosyal sigorta sisteminin dışında kalan pek kişi kalmadı.

4. KOBİ desteği

Türk ekonomisinin %97'sinin KOBİ'lerden oluştuğundan hareket edersek KOBİ'lere verilen destek küçük ve orta esnaf ve üreticilerin de önlerini daha iyi görmesini ve ekonomide belirli yer tutmalarını sağladı. Bu güne kadar holdinglere yapılan sınırsız desteğin azaltılarak KOBİ'lere yönlendirilmesi, Türkiye'de iş piyasasında da olumlu gelişmelere yol açtı. Anadolu Kaplanlarını daha da öne çıkaran bu destekle, Anadolu'da Denizli, Gaziantep, Kayseri gibi merkezlere yeni merkezlerin de katılması sağlanacaktır.

5. Afrika ve yakın Doğu'ya açılım

Türkiye ekonomi politikasının bir unsuru olarak dış politikada da somut adımlar attı. Afrika ve Latin Amerika'da birçok büyükelçilik açtı. Bunun yanında Afrika ülkelerine ve Yakın Doğu'ya olan ihracatımızın ve ekonomik ilişkilerin büyük ölçüde geliştiğini görmek mümkün oldu. Bu bölgelere artan ihracatımızın genele olan payı her geçen gün yeni yükselmeler göstermektedir.

Dünya'daki ekonomik kriz

Türkiye'de genel olarak 5 konudaki olumlu gelişmeler ışığında AB ülkelerindeki duruma bakarsak bu ülkelerdeki olumsuz gelişmeleri tespit etmemiz mümkün olacaktır. Bugün 27 ülkeden oluşan ve 500 milyon insanı kapsayan AB, ilk çöküntüyü 2009 yılında Macaristan ve Romanya'da yaşadı. Bunu daha sonra 135 milyar euroluk bir yardıma muhtaç duruma düşen Yunanistan takip etti. Daha sonra İspanya, Portekiz ve AB'nin örnek ülkesi olan İrlanda'daki olumsuz gelişmeler izledi. Bunun yanında önümüzdeki yıllarda Güney Kıbrıs, İtalya ve Belçika'nın da durumu kritik bir konuma gelecek. 2010 yılında Türkiye için beklenen büyüme hızı 7,5 iken AB'de toplam büyüme hızının %3 civarında olacağı tahmin ediliyor. Bütün bu gelişmeler önümüzdeki yıllarda Türk ekonomisine olan güveni arttırmaktadır. AB'den haklı olarak uzaklaşan Türkiye dünyanın büyüyen ekonomilerin sembolü olan BRIC (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin) ülkeleri grubuna Endonezya ile birlikte yeni bir yön vererek TBRIIC'i gerçekleştirecektir.

Türkiye'nin 2011 hedefi

2011 yılı Türkiye için çok önemli bir yıl. Bugünkü hükümetin ekonomide başarılı olduğu birçok alan bulunmasına karşın gerçekleştirmesi gereken pek çok görev de bulunmaktadır. Aynı şekilde yeni bir silkinişle iktidara aday olan CHP'nin de yeni ekonomi politikaları oluşturması şarttır. AK Parti hükümeti büyük bir olasılıkla Haziran 2011 seçimlerinden de birinci parti olarak çıkacak ve büyük bir olasılıkla tek başına iktidara gelecektir. Üçüncü hükümeti döneminde AK Parti ciddi bir paylaşım politikası uygulamalıdır. Türkiye, yakışan bir vergi politikasını da gerçekleştirmelidir. Türkiye artık 72 milyonluk nüfusuna karşın yalnız 7,5 milyon vatandaşın vergi ödediği bir konumda olmamalıdır.

BUGÜN NELER OLDU