Açık büfeler sağlığınızı bozmasın

Tatilden kilo almadan dönmek istiyorsanız açık büfelere temkinli yaklaşmalısınız. Kızartmalar, soslu ve yağlı yiyecekler sadece kilo aldırmaz, sağlığınızı da etkiler

Açık büfeler sağlığınızı bozmasın
Beş yıldızlı otellerdeki sabah, öğlen, akşam kurulan açık büfeler iştah kabartıyor. Ancak bu ihtişama kapılıp tabaklarını dolduran tatilciler, kilo başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarıyla karşılaşıyor. Peki ama tatilden hiç kilo almadan dönmek mümkün mü? Biruni Üniversitesi'nden Klinik Diyetisyen Doç. Dr. Barış Öztürk, tatilciler için önemli beslenme önerilerinde bulundu...
Yaz tatilleri, yeni yerler keşfetmek, yılın yorgunluğunu atmak ve hayatın tadını çıkarmak için keyifli fırsatlardır. Tatilcilerin büyük bir kısmı otelleri, özellikle her şey dahil konseptini sunanları tercih eder. Çünkü açık büfe konseptinde yiyecekler ve içecekler sınırsız olarak sunulur. Sabah kalkıp gece uyuyuncaya kadar, hatta gece yarısı dahil tüketim devam eder. Bu ortamlarda günlük kalori alımımızı hesaplamak da hiç aklımıza gelmez.

ETKİSİ UZUN SÜRE DEVAM EDİYOR
Her şey dahil konsepti sunan bir otelde sağlıklı beslenmek ve sağlık verilerimizi alt üst etmemek elbette mümkün. Tatil süresince tüketicilerin yüzde 80'ine yakınıkilo alıyor ama artan vücut yağ yüzdesi, kan yağlarında yükselme, insülin dengesinin bozulması başta olmak üzere en önemli olumsuzluk değişen beslenme alışkanlığımız oluyor.
Bir-iki haftalık tatil sürecinde yüksek kalorili beslenmeye alışan bedenimiz tatil sonrasında da bu alışkanlığı sürdürmek üzere daha fazla insülin salgılamaya ve bizi daha fazla besin tüketmeye davet eder. Dolayısıyla bu süreci sadece tatil süresi olarak değerlendirmemek gerek. Kısa bir tatilde kazanılan olumsuz ve kural tanımaz beslenme alışkanlıkları çok uzun bir süre peşimizi bırakmayacaktır.



OTELDE DİYETİSYEN BULUNABİLİR
İnsan sağlığını bozan aşırı tüketim konusunda işletmecilere de görevler düşüyor. İşletme açısından da düşündüğümüzde, tatilciler tüketemeyecekleri kadar yemekleri tabaklarına alıyor ve kendilerini daha fazla tüketmeye zorluyorlar.
Geriye dönüp baktığımızda dev bir gıda atığı ve ciddi bir ekonominin çöpe atılması; hizmet sunanlar açısından da büyük bir kayıp yaratır. Tatile gelen her misafir otel diyetisyeni tarafından ön değerlendirmeye alınabilir. Vücut ağırlığı, vücut yağ oranı ve dağılımı tatilin ilk gününde ölçülerek tatil süresince periyodik olarak takip edilebilir. Bu gıda atıklarının maliyeti bir otelde en az bir diyetisyeni istihdam etmeye fazlasıyla yeterlidir.
Çünkü otelde ağırlanan tüm misafirler farklı tüketim alışkanlıklarına ve hastalık durumlarına sahip olabilirler. Diyabet, yüksek tansiyon, böbrek hastalığı, karaciğer hastalıkları, kanser gibi hastalıklara sahip olanların veya bebek, çocuk, gebe, emzikli, yaşlı bireylerin bu ortamda kaderine terk edilmesi hiç doğru değil. Şayet sunulan tüm yiyecekler bir diyetisyen tarafından konukların kişisel özelliklerine ve toplum sağlığını korumaya yönelik olarak tasarlanırsa; sonuç müşteriyi de, işletmeciyi de çok memnun edecektir. Bununla birlikte fiziksel aktivitelerin otel tarafından organize edilmesi, bu konuda kişiye özel reçeteler sunulması da etkili olabilir.

DİYET BÜFELERİ YETERSİZ
Otel restoranlarında geri planda bir köşede haşlanmış, renksiz, tatsız diyet yemekleri sunmak yeterli değil. İşletmenin sorumluluğu tüm besinleri sağlıklı, az yağlı, az tuzlu sunmak ve sağlığı bozacak niteliklerden uzak tutmaktır. Düşük kalorili ve sağlıklı yemekleri en ön planda, yüksek yağlı ve kalorili yemekleri ise geri planda tutarak bir farkındalık yaratılabilir.
Tüm yemeklere yüksek yağ ilave ederek tüketicilerin çabuk doymasını sağlamak yerine tüketici sağlığını korumaya yönelik çözümler üretmek daha etkili ve uzun vadeli bir yatırım olacaktır. Açık büfelerin en kışkırtıcı bölümüdür tatlılar. O bölgeye aç karnınıza yaklaşmayın. Yemeğinizi yiyip biraz bekleyin.
Tokluk merkeziniz tokluk sinyali vermeye başladıktan sonra küçük bir dilim tatlı yeterli olacaktır. Her gün hamur tatlıları tüketmek yerine sütlü tatlılara ve diyet tatlılarına yer vermek daha yararlı olacaktır. Öğünlerle birlikte yaz meyvelerini tüketerek hem tatlı tüketme isteğinizi azaltabilir, hem de daha düşük kalori alırsınız. Ayrıca meyvelerdeki vitaminler ve de hücre temizleyicilerden maksimum düzeyde yararlanmış olursunuz.

BUNLARI BOL TÜKETİN
Açık büfelerin en sağlıklı yiyecekleri; rengarenk sebzeler ve meyvelerdir. Bununla birlikte süt ve süt ürünleri, ceviz, fındık gibi yağlı tohumlar ile balık eti de en sağlıklılar arasında sayılabilir. Tüm besinler organizmamız için yararlı ve gereklidir ancak bu saydıklarımız vitamin ihtiyacımızın karşılanması, metabolizmanın normal seyri ve çeşitli sebeplerle kirlenen hücrelerimizin temizlenmesi için son derece yüksek fonksiyonlara sahiptir.



AÇIK BÜFEDEN SAĞLIKLI ÖNERİLER
Uzun ve sıcak yaz günlerinde sıvı kaybını önlemek, kişilere göre farklılık göstermekle birlikte günlük ortalama 1.5- 3 litre su içmek gerekir.
Sıvı ihtiyacının alkollü içeceklerle karşılanması, gereğinden fazla çay, kahve, kola gibi içeceklerin tüketimi; sıvı kaybını ve kalori alımımızı artıracaktır.
Tüm öğünlerde ihtiyacımız ölçüsünde (bir-iki ince dilim) ve mümkünse kepekli veya tam tahıllı ekmeklerin tüketiminin ihmal edilememesi gerekir.
Küçük servis tabağı kullanın.
Servis tabaklarınızda yağda kızartılmış ürünlere yer vermeyin ya da en fazla haftada bir gün yer verin.
Salam, sosis, sucuk gibi yüksek yağ ve katkı maddeleri içeren et ürünlerini tercih etmeyin ya da en fazla haftada bir kez tüketin.

RENGARENK SEBZELER TÜKETİN
Tüm öğünlere renk renk çiğ sebzeleri tüketerek başlayın. Yeşil yapraklı sebzeler, yazın vazgeçilmez kırmızılarından domates, salatalık, biber gibi sebzeler; hücrelerimizi temizlemede ve tokluk hissi sağlamada etkilidir ve bu vitamin depoları tüm öğünlerin vazgeçilmez başlangıcı olmalıdır. Temiz hücreler ve doğal vitaminler; enerji metabolizmasını harekete geçirerek yağ yakımını artıracaktır.
Sabah kahvaltısında ağırlıklı olarak az yağlı peynir çeşitleri, şekersiz süt, haşlanmış yumurta veya bazı günler az yağda pişirilmiş sahanda yumurta olmazsa olmazlarınızdan olmalıdır. Bol yağlı poğaça çeşitleri, börekler, çikolatalar, reçeller, bal, sucuk-sosis kızartması gibi seçenekleri görmemeye çalışın.
Öğlen yemeklerine yine salata yiyerek ve su içerek başlayın. Sunulan onlarca et yemeği arasından kırmızı et tercihinizi yağsız dana etinden yapılan yemeklerden yana kullanın. Et tercihinizi kırmızı et, tavuk eti, hindi eti ve balık eti arasında dönüşümler yaparak sürdürün. Bazı günler tabağınıza kurubaklagil ilave etmeyi unutmayın. Ana yemek ile birlikte haşlanmış veya zeytinyağlı yemekleri eksik etmeyin masanızdan.
Akşam yemeğine çorba ve salata ile başlamak en güzel seçenek olacaktır. Izgara balık eti, etli/tavuklu sebze yemekleri veya zeytinyağlı dolmalar akşam yemeğini renklendirecektir. Yemeğe ilave edeceğiniz kavun, karpuz, kiraz gibi meyveler tatlı isteğinizi dizginleyecektir.
BİZE ULAŞIN